İnsan Hakları

A’dan Z’ye Esra Ceyhan: H Harfi=Homofobi

Çarşamba, 29 Mart 2006
“Esra Ceyhan homofobik, ama akıllı değil. Yani eline fırsat geçmiş, hemen kullanıp eşcinselliğe karşı tüm önyargıları kuvvetlendirebilirdi mesela. Hani adamı annesi fitneliyor ya, “işte, eşcinselliğin nedenlerinden biri olan baskın anne rol modeli bir kez daha kanıtlandı” diyebilirdi. Ya da adam sanatçı ya; “eşcinsellerin sadece sanatçı kimliğiyle var olduklarını bir kez daha gördük” diyebilirdi.”

KAOS GL

Ali Özbaş

Mart ayının ilk haftalarından bir pazartesi günü, elimde kumanda ile zap yapmanın mutluluğunu yaşarken, ATV’de Esra Ceyhan’ın programına rastladım. Gündüz programlarına takıldıysanız mutlaka görüp izlemişsinizdir. Ya da gece yarısı sonrası programlarına takıldıysanız, Zaga’da Okan Bayülgen’in klip-program didiklemelerinde mutlaka gözünüze çarpmıştır. Öyle hanım hanımcık olma halleri, ailenizin sunucusu, evliliğiyle, giyimiyle, “hadi çocuk yap artık Esra”cılarıyla (ama çocuk da yaparım kariyer de ona sıcak gelmiyor, çocuk yapacağı zaman işini bırakmak istiyor, öyle bir annelik halleri yani), her acıya tüh tüh tüh nidalarıyla bakışı, ne kadar şarkı söylense hepsine de eşlik edişi... Hatta bir ara bir tv filminde bile oynadıydı da, ya gösterilmedi ya da ben kaçırmışım ki eğer kaçırmışsam üzülürüm vallahi. Hatırlarsanız medya, ekonomik kriz döneminde birçok çalışanını işten çıkarırken, o dönem kendi program ekibinden hiç kimsenin çıkarılmasına izin vermeyişiyle de “delikanlı” kadın oluvermişti. Her türlü duruşa sahip biri; de bir türlü kadın olamıyor, kadınlık halleri sergiliyor sadece. Kapasitesi bu; yoksa sırf reyting uğruna yapmıyor bunu. Zaten reyting kaygısı da olmasa gerek; ben ne zaman halamlara gitsem televizyonlarında onun programının izlendiğini görürüm. Pek beğenirler, nereden buluyor bu kadar konuyu diye de hayranlıklarını belirtirler. Dolayısıyla programında yaptıkları, söyledikleri, empoze ettikleri için “aman, bana ne, saçma sapan programlarından biri işte” deyip geçmek olmuyor; çünkü bu tür programları izleyen “anneleri”, “halk”ı, yanlış bilgilendiriyor, fobilerini pekiştiriyor.
Ben bu kadar yüklendiğime göre Esra Ceyhan’a, yapmıştır bir homofobiklik di mi?

İşte zap esnasında içime mi doğdu nedir onu görünce duruverdim. Yine bir kadını almış karşısına, acır ifadelerle bakıyor ve arada vah vah vah’larla tüh tüh tüh’lerin birbirine karıştığı nidaları savuruyordu. Kısaca konu şu: Konuk olan kadın bir “ucuz gazino” şarkıcısı. Ki bunlara pavyon denirdi eskiden, artık “pavyon” demeyi bir Yıldız Tilbe yakıştırıyor kendine; diğerleri “gazino” diyor. Sonuçta bu yerleri ve bu yerlerde çalışanları küçümsemek için tırnak işaretli nitelendirmeleri kullanmadığımı belirteyim de anlatacağım güme gidip de kelimelere takılmasın okurlar. Konu mankeni kadın, çalıştığı bir gazinoda saz sanatçılarından birinin evlilik teklifine, adamı pek tanımadan (“gözüme perde mi indi bilmem” diye de belirtiyor) evet diyor. Bu arada gazino patronu ve çevreden bir-iki kişi adamın “pek adam olmadığı”nı belirterek kadını uyarıyorlar ama, hiçbirini dinlemiyor. Kadın, maddi birikimlerini kullanarak bir düğün yapıyor ve adamı evine alıyor. İlk gece yaşanması gereken “zifaf” yerine adam bayağı da içerek kadının omzunda ağlayarak kendisinin bir erkek dostu olduğunu anlatıyor. (Bu arada program boyunca eşcinsellik kelimesi geçmediğini belirteyim). Kadın şaşırıyor, inanamıyor, adamı dinliyor, neden böyle olduğunu sorguluyor… Adamın “tedavi” olabileceğini konuşuyorlar. Ama adamcağızın kendisine olan sevgisine inanıyor ve ne yapacağına karar vermek için zamanın kollarına sığınıyor. Bu arada kadının 15 yaşında bir oğlu var, üçü birlikte yaşıyorlar. Evliliğin hemen ertesinde kadın yaşadıkları şehir dışında bir gazinoda program yapmak için bir süreliğine tek başına gidiyor. Bu esnada evlendiği adamı ve oğlunu baş başa bırakıyor ki birbirlerini iyice tanısınlar.

İşte bu noktada Esra Ceyhan’ın gözleri korkuyla büyüyor ve “nasıl yani, o “adam”ı 15 yaşındaki oğlunla mı bıraktın? Hem de adam “böyle”yken?”

Kadın “Esra Hanım, gerçekten güvendiğim, sevdiğim ve sevdiğine inandığım biriydi. Oğluma herhangi bir kötülüğü olmayacağı gibi ona kol kanat da gererdi. Ayrıca oğluma babalık yapmaya kalkarsa belki de daha kolay ‘düzelir’ diye düşündüm. Kesinlikle oğluma ‘zarar’ verecek biri değil. Bütün kalbimle şimdi de söylüyorum, o çok iyi biri” dedi. Ama kül yutmaz Esra Ceyhan için bunlar yeterli değildi. Israrla oğlunu o adamla birlikte mi bıraktın deyip duruyordu. Sonrasında adamla yaşadıkları (ya da yaşayamadıkları evlilik gerekleri diyelim) nedeniyle ayrılmak isteyen, ama adamın annesinin de etkisi ile, kadının mallarından bir kısmını almadan boşanmaya yanaşmadığı için, programa şikayete gelen kadıncağız adamı savunmaya geçmek zorunda kaldı. “O çok iyi bir insandı, asla ‘o yönüyle’ ilgili bir şey yapmadı, oğlumu kendi oğlu gibi sevdi…”

Ne var ki Esra Ceyhan takılmıştı; her iki cümlesinden biri “oğlunu o adamla mı bıraktın, nasıl bıraktın?” türü dehşet sorularıydı.

Kadın, “O kaynana var ya, kocamı o dolduruyor, boşanma işlemini zora sokuyor” demeye getiriyor, Esra Ceyhan da “Ama sen oğlunu o adamla bıraktın” diyordu. Ortada bir durum komedisi yaşanıyordu ama aslında içler acısı bir durumdu. İnsanları, öncelikle programının hedef kitlesi “ev kadınları”nı her konuda aydınlatacak, yardımcı olacak programlar yaptığını iddia eden biri homofobikliğiyle var olan yargıyı pekiştiriyordu. Eşcinsel erkekler çocuklara karşı potansiyel tecavüzcü-baştan çıkarıcı…

Evet, Esra Ceyhan homofobik, ama akıllı değil. Yani eline fırsat geçmiş, hemen kullanıp eşcinselliğe karşı tüm önyargıları kuvvetlendirebilirdi mesela. Hani adamı annesi fitneliyor ya, “işte, eşcinselliğin nedenlerinden biri olan baskın anne rol modeli bir kez daha kanıtlandı” diyebilirdi. Ya da adam sanatçı ya; “eşcinsellerin sadece sanatçı kimliğiyle var olduklarını bir kez daha gördük” diyebilirdi. Tabii bir de adam kadınla evlendi ya, “İşte eşcinsel milleti böyle ikiyüzlüdür, kendini gizlemek için kadınların başını yakarlar” diyebilirdi. A, tabii bir de iyice abartıp “Sen o adam böyle bir şey yapmaz dedin ama, ya oğluna bir şey yapmışsa? Sen oğlunu kolundan tutup muayeneye götürdün mü?” diye de sorabilirdi ama…

Yok ya, ben abartıyorum galiba, o kadar da homofobik değilmiş Esra Ceyhan!