Gökkuşağı Forumu

“100 Saat Almanya?” Peki, Türkiye?

Cuma, 15 Aralık 2017

Bu kitaptan edindiğim his; LGBTİQ+ içeriğin Alman kültürünün bir parçası olarak görüldüğü ve bu kültürel aktarımda yer verilen bir konu olduğudur.                           

Çalıstığım kurumda bir arkadaşım sayesinde elime “100 Stunden Deutschland” kitabı geçti. Bu kitap Almanya’da ikamet eden mültecilerin ve expat (ülke dışında rotasyona tabi tutulan çok uluslu şirket çalışanı) durumundakilerin gittikleri okullarda okutulan bir ders kitabı. Kitap, oryantasyon ve entagrasyon programlarında kullanılıyor. Bu programlarda; Almanya’da yaşam, Almanya’da politika ve Alman kültürü ele alınıyor. Toplamda 145 sayfadan oluşan bu kitap, içerisinde altı adet LGBTİQ+ içeriğini barındırıyor. Bunlardan beş tanesi görsel öğelerle desteklenmiş bir şekilde yer alıyor.

Nasıl Yaşayabiliriz?

Birlikte yaşamanın temellerini kültürel çeşitlilik ve zenginlik olarak gören bir planlama, bir vizyon her zaman birlikte yaşamayı kolaylaştırmakta.

Kitabın ilk sayfalarıyla birlikte ilk konu başlığı “Almanya için tipik olan hangisi ve hangileridir”  sorusu, dikkat çekiyor. Kitabın altıncı sayfasında birinci fotoğraf da yer alan içeriğe baktığımızda; iki erkeğin kol kola bir şekilde yanlarında bir çocukla aile figürü olarak betimlendiğini söyleyebiliriz.

Belki okuyucularımız için sıradan bir durum olabilir ama bu okula giden katılımcıların expat ve mültecilerden oluştuğunu varsaydığımızda oldukça eğitici bir betimleme olduğu fikri uyanıyor. Aynı zamanda birinci foto olması açısından da psikolojik mesajlar taşıyor.(Bilmeyenler için Almanya’da aynı cinsiyetten bireylerin evlilikleri mümkündür.)

İlk sayfasından itibaren benim için olumlu figür ve içerik taşıyan bu kitabı incelemek oldukça keyifliydi. Bu kitap içerisinde yer alan LGBTİQ+ içerikleri hem expatların adaptasyonu hem de kendilerini keşfetmeleri anlamında oldukça olumlu bir örnek diye düşündüm.

Bir ailenin yani iki baba ve bir çocuktan oluşan, bu ailenin Almanya için klasikleşen bir öğe olması Türkiye ile karşılaştırdığımızda oldukça eşitlikçi ve özgürlükçü bir manzara sunuyor.

Eğer kitaba ulaşma şansınız olursa LGBTİQ+ içerik sayfa altıda birinci, sayfa on altıda üçüncü, sayfa doksan birde üçüncü, sayfa doksan üçte dördüncü, sayfa doksan beşte birinci fotoğraf olarak yer alıyor. 

Bu kitaptan edindiğim his; LGBTİQ+ içeriğin Alman kültürünün bir parçası olarak görüldüğü ve bu kültürel aktarımda yer verilen bir konu olduğudur.                          

Kitabın sayfalarını karıştırmaya devam ettiğimde doksan birinci sayfa da yer alan iki görsele dikkatinizi çekmek istiyorum. Birinci görselde trans bir aktivist Meclis’te (Bundestages) diğer delegelerle beraber yer alıyor. Bu transların görsel özgür, eşit ve politik olarak varlığını simgeliyor.(I love you, Olivia Jones)

Hemen bu görselin altında yer alan iki aile fotoğrafı görüyoruz. Bir soru yer alıyor “Familia: Wie kannn man leben”; “Aile nasıl yaşar” gibisinden bir soru. Sorunun hemen altında yer alan sağdaki görsel de iki erkek ve aralarında bir çocuğun yer aldığı görsel bulunuyor. Açıklamalardan birinde “yaşam birlikteliğini” anlatan bir açıklama yer almakta. Buradaki görsel de birlikte yaşayan gey iki erkek ve bu ailenin bir ferdi olan çocuk, Almanya kültüründe ayrımcılığın değil, eşitliğin, birlikte yaşamanın yer aldığını bizlere örnek olarak sunuyor.

Kitabı gören başka arkadaşlarım var mı bilmiyorum. Bu kitap için benim izlenimlerim olumlu ve iyi düşünülmüş bütünleştirici ve eşitliği içeren ayrımcılık karşıtı düşüncelerden uzak bir atmosfer olduğu yönünde. Tavsiye niteliğinde ise diğer LGBTQİ+ bireylerin ve konuların bu kitap içerisinde yer alması. Umarım seneye tavsiye konuları da içeren bütünleştirilmiş bir kitap görebilirim.