Yaşam

Burçlar ve aktivistler – Nihilist bir Koç: Erdem Gürsu

Perşembe, 30 Kasım 2017

Burçlar ve aktivistler yazı dizimizin yedinci konuğu nihilist bir Koç, Erdem Gürsu: Evimin geyi olur otururum demiyorum ama çok eşlilik ya da çok aşklılık yaşayacaksam bile birini diğerine ezdirmeden yaşarım.

Merhaba sevgili Lubun Astroloji okurları,

Sıkıcı günlerden geçtiğimiz şu günlerde istiyorum ki; burçlarla, aktivistlerin eğlenceli hayatlarıyla biraz olsun kafamızı dağıtalım. Haydi buyrun:

Erdem Gürsu, İzmir'deki Siyah Pembe Üçgen Derneği aktivistlerinden. İstanbul Onur Haftası kapsamında Taksim'de Erdem ile limonlu sodalarımızı elimize alıp, astroloji üzerine çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Merhaba Erdem. Benim ilk sorum, Erdem Gürsu kimdir ve ne burcudur?

Erdem Gürsu koç burcudur. Sen koç burcu röportajını Demhat'la yaptığın için ben kendimi “Zodyak'ın ilk burcuyla son burcunun sürprizli harmanı” olarak pazarlamak istiyorum. Yükselenim balık, ay burcum ise terazi. İlginç bir durum yani.

Terazi ve koç pek anlaşamıyorlar.

Klasik koça girmeyeceğim zaten. Koç aktivistler tarafından ayrımcılığa uğruyorum. Kayıtlara geçsin lütfen. Şimdilik sadece içimdeki terazi ile anlaşmazlığa düşüyorum diyelim. Ablam terazi onunla zaman zaman anlaşamazdık evet ama başkaca da terazi deneyimim pek yok.

“Hangi burç yorumu bana uygunsa o olurdum”

Burçlara inanıyor musun peki?

Ben aslında Kelebek Gazetesi'nin burç köşesini okurdum ve hangi burç yorumu bana uygunsa o olurdum. Benim doğduğum sene darbeden dolayı şey olmuş, şimdiki gibi yaz saati uygulaması kaldırılmış. Yükselenimi tam hesaplayamıyorum o yüzden. Yardımcı olursan çok sevinirim. Burçlara inanıyorum bu arada.

Peki, Erdem Gürsu kim?

Ben nihilizm üzerine düşünüyorum şu sıralar. Etiketli olmak istemediğim bir dönemdeyim.

Koç burcu nasıl bir burç sence?

Koç kafasına koyduğu şeyi yapıyor. Her işin peşinden koşturuyor. Sadakatli de bir burç. Evimin geyi olur otururum demiyorum ama çok eşlilik ya da çok aşklılık yaşayacaksam bile birini diğerine ezdirmeden yaşarım.

Burcunun en sevdiğin ve en sevmediğin özelliği nedir?

Öncülük yapmasını seviyorum. Hayallerimin peşinden koşuyorum. Gece yatacağım ve sabah aklıma bir şey gelecek ve transfobinin çözümünü bulacağım sanıyorum mesela. Bu halimi seviyorum. Başkasının yerine düşünen bir burç koç. Bu özelliğimi ise sevmiyorum.

Koç burcu tek olmayı, fark edilmeyi seviyor bence.

Haha, mesela ortaokulda derse hep geç kalırdım ben. Akik bir yüzüğüm vardı onunla kapıya vurur sonra salına salına sıraların arasından geçer yerime otururdum. Sanırım haklısın.

“Çıplak yüzleştirme ritüelimiz var bizim”

Kibir, bencillik ve madilik senin için ne ifade ediyor?

Benim ailem asabiye ailesi gibiydi biraz, aralarında en uyumlu benim. O yüzden kibirli ve bencil olduğumu düşünmüyorum. Tersim kötüdür ama saman aleviyimdir. Kavga eder beş dakika sonra çay koydum hadi gel derim. Zekama çok güveniyorum ben. Belki orada biraz kibirli olabilirim. Aferin almak için bir şeyler yapmıyorum ama aferin almayı da seviyorum. Herkes biraz bencil olmalı bence. Kendimizi sevmediğimiz müddetçe insanlar da bizi sevmiyor. Eskiden kibir vardı üzerimde. Mert için bunu yapmalıyım, gibi düşünüyordum mesela. Hâlâ bazen hepimizin selameti için karar verebileceğimi düşünüyorum. O zaman diğer koç burcu arkadaşlarım beni tokatlayıp kendime getirtiyorlar. Çıplak yüzleştirme ritüelimiz var bizim. Söylenmeyecek şeyleri pat diye birbirimizin suratına söyleriz.

En anlaşabildiğin ve en anlaşamadığın burçlar hangileri?

Aslan en tutkulu olduğum burç. Yaylar beni heyecanlandırıyor. Kova mantığını da seviyorum ama kafa birincisi aslan. En anlaşamadığım burçlar arasında ise boğa var. Boğayla aramızda boğalardan kaynaklı çözemediğimiz bir gerilim var sanki. Boğa aktivistler şimdi bana kızacaklar.

Koç oyun oynamayı seviyor bence.

Ben oyun oynamayı seviyorum evet. Masadan kalkarım yine de kaybetmem. Bile bile çok lades dedim. Sonunun bok olacağını bilmeme rağmen sonuna kadar gittiğim ilişkilerim oldu. Gemileri yakmıyoruz ama biz. Ben, beni ben yapan şeyleri dönüp baktığımda bulmak istiyorum.

Aşk hayatın nasıl gidiyor?

Şimdilerde şeye kapıldım ben; aşkı önce kendime duymalıyım, sonra çiçeğe-böceğe... Bu biraz mistik bir yerden. Pişmeye çalışıyorum diyelim. O yüzden uzun süreli bir şeye girmek istemiyorum. Lovebuddy'im ben. Yatakta yarın evlenecekmişiz gibi davranabiliyorum bazen ama ciddi değilim tabi ki, zevkine yapıyorum öyle. Karşıdakinin şaşkınlığı görmek hoşuma gidiyor.

Kritik bir soru soracağım, cevap vermek zorunda değilsin. Sert sever misin?

Yok ya. Vanilya gibiyim çoğunlukla. Şefkatli olayım, öpeyim, masajla rahatlayalım, ılık bir duş alalım falan istiyorum. Taocu sevişmek gibi değil ama, haha. Bunu daha çok ön sevişme kısmı gibi düşün. Hayattaki sertliğe karşı geliştirmiş olabilirim bu huyumu. En azından yatakta daha az rol kesilsin istiyorum. Rahat olunduktan sonra o sevişme kendi ritmini ve sertliğini buluyor zaten sonrasında. Yani öyle bonbon köpüğü olalım demiyorum, zaten çok sevmem ben de öyle yumuş yumuş. Sosyal hayatta çok sarılan, öpen biri değilim zaten.

“Kıvrak manevralarım var”

Dışarıdan soğuk duruyorsun zaten biraz.

Aslında direk lafa girerim ben. Poz kesmem. Birazcık ukala olabilirim sadece. Çok isterim aslında insanların korktuğu biri olmak. Birkaç arkadaşım var öyle girdikleri ortamı titretiyorlar ama öyle bir ünüm yok benim. Kıvrak manevralarım var birkaç tane, o kadar. Yoksa isterdim Zeyna olmak, ne bileyim Kara Melek Yasemin olmak.

İş hayatın nasıl gidiyor?

Aktivizmin mesleğim olacağını bilmiyordum. Ailemdeki sağlık sorunları yüzünden genetikçi falan olmak istiyordum ben. Kısmet buradaymış. Bu alanda taktir alamıyorsun. Sürekli motivasyon oluşturmak zorundasın. Profesyonel olarak çalıştığım, para kazandığım bir alan neticede aktivizm. Ama handikapları var, çok fazla şeyi aynı anda yürütmek zorundaymışım gibi hissediyorum. Her şeyi yaparım diyorum sonra birçoğunu tam yapamıyorum. Kilitleniyorum. Kültür-sanat çalışmalarını daha çok seviyorum ama. Toplumun ve aktivistlerin de böyle işlere ihtiyacı var. 

Aktivizme ne zaman başladın?

Sene olarak 2006 diyelim. 2004'te aşık olmuştum ve mecburen nonoşum demek zorunda kaldım. Kampüste milleti ağaçların altına götürüp götürüp açıldım. Bir-iki ay sonra barış yürüyüşünde elimde gökkuşağı bayrağıyla alana çıktım. Örgütlülük bilinci olan insanlar çevremde olunca kendimi çok hızlı aktivizmin içinde buldum.

Hiç zorlanmadın mı?

İzmir, kampüs gibi korunaklı alanlarım vardı. Klişe hataları ben de yaptım. Çabuk sıyrıldım o hatalardan. Aktivizm yapmak hep içimi gıcıklıyordu. Gel zaman git zaman madilikleri keşfettim. Önce bir oyun gibi geliyordu. Ben de geçmişte bazı madiliklerin tarafı oldum zaman zaman. Şimdilerde kendimi iyileştirme sürecindeyim. Kendimi sürekli yenilemeye çalışıyorum. Konular buluyorum ve bulduğum konularda bilgilenmeye çalışıyorum. 

Kendini nerede buldun?

Ben hep öncü olmak istedim. Üniversiteden önce evcimendim. Üniversitede açtım kendimi. Kampüs yaşantıSı beni çok etkiledi. Kütüphanede inekleyen bir öğrenci olmaya niyetim yoktu. Olmadım da. Üniversite yaşantımı felsefecilerle, edebiyatçılarla, tiyatrocularla geçirdim. Dans etmeye çalıştım... Üniversitede buldum kendimi diyebilirim.

Bu keyifli sohbet için ben çok teşekkür ederim Erdem. Son olarak söylemek istediğin bir şeyler var mı?

Bu sohbette fark ettim ki bir tarafım hep spiritüelmiş. İrrasyonel olmak değil de, astroloji kişinin içini boşaltması için iyi bir şey bence. Çok keyifli bir sohbet oldu. Ben de teşekkür ederim.

Ben yeniden Erdem'e çok teşekkür ediyorum. Uzun uzun sohbet ettiğimiz, güldüğümüz, dedikodu yaptığımız, geçmişe ışık tuttuğumuz çok özel bir röportajdı bu. Erdem iyi ki nihilist, çalışkan, düşünceli biri ve iyi ki koç burcu.