İnsan Hakları

Onur Yürüyüşü davasında Valiliğe yasak bildirimi sorulacak

Perşembe, 16 Kasım 2017

Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınanlar mahkeme karşısındaydı. Sanıklar gözaltında kötü muameleye maruz kaldıklarını belirtti. Avukatlar, “Biz de gözaltına alınmak istendik. İddianame özensiz, gözaltılar hukuka aykırı. Yürüyüşe saldıranlara sadece kimlik tespiti yapıldı. Valiliğe yasak karar ve bildirimi sorulsun” dedi. Dava ertelendi.

Fotoğraf: Ömer Tevfik Erten, 25 Haziran 2017 LGBTİ+ Onur Yürüyüşü

25 Haziran 2017 LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında yürüyüşte gözaltına alınan kişiler bugün mahkeme karşısındaydı.

Haklarında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten dava açılan homofobi, bifobi ve transfobi karşıtlarının ilk duruşması İstanbul Çağlayan Adliyesi 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Dava 27 Şubat 2018’e ertelendi.

Duruşmayı avukatlar Aylin Kırıkçu, Davut Erkan, Eren Kara, Levent Pişkin ve Rozerin Seda Kip takip etti.

“İddianame özensiz”

Av. Levent Pişkin, sanıkların kimlik tespiti ve savunmasından önce söz alarak iddianameyi eleştirdi. İddianamenin usulüne uygun bir şekilde hazırlanmadığını vurgulayan Pişkin, iddianame içeriğinde 8. Trans Onur Haftası ile ilgili işlem yapıldığı söylenirken; davanın 25. LGBTİ+ Onur Haftası’na ilişkin olduğunu hatırlattı, “Bu da iddianamenin ne kadar özensiz hazırlandığını göstermektedir. Ayrıca lehte olan hiçbir delil toplanmamıştır” dedi. Pişkin, polis tarafından çekilen kamera görüntülerinin delil olarak yer aldığını ancak bu delillerin hukuka aykırı şekilde elde edildiğini de vurguladı.

Mahkeme davaya dayanak teşkil eden görüntülerin hukuka aykırı olduğu için dosyadan çıkartılması talebini esas hükümle birlikte değerlendirileceği için reddetti.

“Gözaltında kötü muameleye maruz kaldık”

Ardından yürüyüşte gözaltına alınan sanıkların savunmalarına geçildi. Sanıklar tek tek yaptıkları savunmalarında, hiçbir uyarı yapılmadan gözaltına alındıklarını ve gözaltına kötü muameleye maruz kaldıklarını belirtti ve beraatlerini talep ettim.

Avukatlar ortak savunmalarında, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarını hatırlattılar. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladılar.

“Saldırganlar hakkında sadece kimlik tespiti yapıldı”

Onur Yürüyüşü’nün bir başka grubun saldırma ihtimali gerekçesiyle yasaklandığını da hatırlatan avukatlar şöyle devam etti:

“Ellerinde değişik silahlarla LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne katılmak isteyenlere saldırmak amacıyla gelen gözaltına alınmadı, sadece kimlik tespiti yapılıp serbest bırakıldı. Gözaltına alınan müvekkillerimiz ise fiziki ve sözlü şiddete maruz kaldı.

“Yasaklamalarla temel hak ve hürriyetler kısıtlanamaz. Burada amaç LGBTİ+ varoluşunu kriminalize etmektir. Son üç yıldır bu yönde bir çaba gözlenmektedir.”

Avukatlar 19 Haziran 2016 İstanbul Trans Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınanlara açılan davada tüm sanıkların beraat ettiğini de hatırlattı.

“Avukatlar da gözaltına alınmak istendi”

Av. Aylin Kırıkçu kendisi de dahil dört avukatın da avukat kimliklerini göstermelerine rağmen gözaltına alınmak istendiğini ancak ardından “bunun altından kalkamayacaklarını anladıkları için” serbest bırakıldıklarını belirtti. AİHM’in toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin kararlarını hatırlattı.

“Valiliğin yasaklama kararı ve bildirimi sorulsun”

Av. Rozerin Seda Kip, Onur Yürüyüşü’nün Onur Haftası etkinliklerinin finali olduğunu, hafta etkinlikleri kapsamında zaten koruma müracaatlarının olduğunu hatırlattı. Valiliğin yasak kararının son anda geldiğini; bu konuda bildirimin yazılı yapılması taleplerinin ise reddedildiğini vurguladı. Valiliğe yasaklamaya dair bildirimin nasıl ve hangi usulle yapıldığının sorulmasını talep etti.

“Gözaltılar hukuka aykırı”

Av. Eren Kara ise hazırlanan iddianamenin özensizliğini bir kez daha vurgulayarak, yürüyüş günü yapılan gözaltıların hukuka aykırı olduğunu söyledi. Kendisinin de avukat kimliği göstermesine rağmen gözaltına alınmak istediğini hatırlattı.

Mahkeme, İstanbul Valiliği’ne yasaklama kararının ne zaman verildiği, bu kararın ilan edilip edilmediği, edilmiş ise ne zaman ve nasıl edildiğinin sorulmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşma 27 Şubat 2018’de görülecek.

Ne olmuştu?

İstanbul Valiliği iki yıldır polis saldırısına sahne olan LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne bu yıl da “izin verilmeyeceğini” açıkladı.

Valilik internet sitesinden yaptığı son dakika açıklamasıyla 25 Haziran LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne izin verilmeyeceğini söyledi. Açıklamada “Bu çağrıya karşı toplumun farklı kesimlerinden çok ciddi tepki gösterildiği görülmektedir”, “turistlerin güvenliği ve kamu düzeni gözetilerek anılan gün ve öncesi ve sonrasında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesine izin verilmeyecektir” ifadeleri yer aldı.

Valilik açıklama haberi için tıklayınız.

Polis ve milliyetçi, İslamcı gruplar 15. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne saldırdı. İstiklal Caddesi’ni kapatan polis üzerinde gökkuşağı sembolü taşıyan veya yürüyüşe katılacağını “düşündüğü” kişilerin caddeye girmesine izin vermedi. Bütün saldırılara rağmen Beyoğlu’nun çeşitli yerlerinde eylemler yapıldı.

Polis günün erken saatlerinde İstiklal Caddesi’ni kapattı. Gün boyunca keyfi bir şekilde geçiş sağladı. Kimin neye göre geçtiğini soranlara ise, “sezgilerimize göre” gibi cevap verdi.

Gözaltındaki aktivistlerden bazıları kendilerine “Kuran dinletildiğini” belirtti. Çoğu kişi gözaltına alınırken darp edildi. Polis, bir işkence metodu olarak ters kelepçe yaptı.

Onur Haftası'na hukuki destek veren 4 avukat da zorla gözaltına alındı. Yaklaşık bir saat süren gözaltının ardından avukatlar serbest bırakıldı.

Onur Yürüyüşü’ne saldıran milliyetçi ve İslamcı gruplar gün boyunca Taksim çevresindeydi. Saldırganların bazıları polis tarafından gözaltına alınırken, LGBTİ+ aktivistleri bazı yerlerde polisin saldırganların başını okşadığını, yakın pozlar verdiğini gözlemledi.

Yürüyüş boyunca yaşananlar için tıklayınız.

Yürüyüşten tanıklıklar için tıklayınız.

2911 sayılı kanun ne diyor?

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 3. maddesine göre; “Herkes, önceden izin almaksızın, bu kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”

Kanunun 12. maddesi Düzenleme Kurulu’nun sorumluluklarını şöyle sıralıyor:

“Düzenleme kurulu, toplantının sükun ve düzenini, bildirimde yazılı amaç dışına çıkılmamasını sağlamakla yükümlü ve sorumludur. Kurul, bunun için gereken önlemleri alır ve gerektiğinde güvenlik kuvvetlerinin yardımını ister. Toplantının amacı dışına çıktığı veya düzen içinde gerçekleşmesini imkânsız gördüğü takdirde kurul veya toplanamadığı takdirde kurul başkanı dağılma kararı alır ve durumu derhâl yetkili kolluk amirine bildirir.”

AİHM ne diyor?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Rusya’daki Onur Yürüyüşünün engellenmesi ve yürüyüşe yapılan saldırıyla ilgili Alekseyev v. Rusya kararı bulunuyor.  Mahkeme 2006, 2007 ve 2008 Moskova Onur Yürüyüşleri’nin yasaklanmasının 11. maddeyi açıkça ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, bu karar ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının yasaklanmasının meşru bir amaca dayanıp dayanmadığına veya kanunla düzenlenip düzenlenmediğine bakmayı demokratik toplumun gereği açısından gereksiz gördüğünü ve 11. maddenin gösterinin konu ve amacından rahatsız olabilecek veya göstericilerle aynı fikirde olmayan kişilerin saldırılarına karşı korumayı da içerdiğini yineledi. Mahkeme sadece riskin varlığının gösteriyi yasaklamak için yeterli olmadığını, yetkililerin potansiyel saldırılara ilişkin gerekli önlemleri alması gerektiğinin altını çizdi.

Benzer şekilde AİHM, Identoba ve Diğerleri v. Gürcistan kararında da özellikle saldırı sırasında söylenen homofobik cümleleri dikkate alarak, LGBTİ’lerin gösteri sırasında maruz kaldıkları şiddeti, o sırada duydukları korkuyu ve hissettikleri aşağılanmayı 14. maddeyle bağlantılı olarak 3. maddenin ihlali kabul ederek ayrımcılık yasağı kapsamında değerlendirdi. Mahkeme Mayıs 2012’de yapılan yürüyüşe saldırının madde 11’i ihlal ettiğinin altını çizdi ve yetkililerin başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünün önyargılı şiddetten koruyamadığını, bunun madde 3 ve 14 ile birlikte madde 11’in ihlali olduğunu belirtti. Yine Mahkeme yürüyüşten 9 gün önce yetkililere haber verildiğini, bu sürenin gerekli önlemleri almak için kullanılabileceğini, gösterinin barışçıl bir şekilde devam etmesinin devletin yükümlülüğü olduğunu, yürüyüş öncesi kamu açıklamaları yapıp hoşgörüyü vurgulayabileceklerini ya da böyle bir gösteriye yapılacak olan saldırının mevcut hukuki sonuçları konusunda uyarı yapabileceklerini belirtti.