İnsan Hakları

Onur Yürüyüşü gözaltı davasında ilk duruşma

Pazartesi, 13 Kasım 2017

LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde polis şiddetine uğrayarak gözaltına alınan, gözaltında işkenceye maruz kalanlar hakkında açılan davada ilk duruşma 16 Kasım’da.

Fotoğraf: Ömer Tevfik Erten, 25 Haziran 2017 LGBTİ+ Onur Yürüyüşü

25 Haziran 2017 LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan kişiler 16 Kasım’da mahkeme karşısına çıkacak. Gözaltına alınan kişiler ve “yürüyüşe katıldığı kamera kaydı ile belli olduğu” iddia edilenler hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten dava açıldı. Savcılık iddianamesinde, tüm gün yaşanan polis şiddeti ise “yeteri ölçüde zor kullanarak” ifadeleriyle yer alabildi.

Gün boyunca polis şiddetine ve gözaltında işkenceye maruz kalan homofobi, bifobi ve transfobi karşıtlarına açılan davanın ilk duruşması 16 Kasım’da İstanbul Çağlayan Adliyesi 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek.

“Davamıza destek olmak isteyenleri adliyeye bekliyoruz”

25. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi davaya destek çağrısı yayınladı:

“25 Haziran 2017 tarihinde yapılması planlanan ve İstanbul Valiliği tarafından son 2 yılda olduğu gibi son dakikada “provokatif eylemlere yol açabileceği, kamu düzenini bozabileceği” gerekçeleriyle yasak ilan edilen 15. Onur Yürüyüşü için binlere LGBTİ+ ve hak savunucusu sokağa çıkmıştı. Aynı gün içinde 25 kişi gözaltına alınmıştı ve gözaltına alınan tüm arkadaşlarımız aynı günün akşamı serbest bırakılmıştı.

“Ancak Ağustos ayı itibariyle gözaltına alınıp serbest bırakılmış olan 25 arkadaşımıza İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından 2911 sayılı yasanın 28/1 sayılı maddesine muhalefetten (“izinsiz gösteri yürüyüşüne katılmak”) suçlamasıyla iddianame hazırlanmış ve dava açılmıştır.

“16 Kasım 2017 tarihinde İstanbul Çağlayan Adliyesi 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek olan davanın takipçisi olduğumuzu belirtmek isteriz. LGBTİ+ haklarını savunan herkesi bu davayı sahiplenmeye, eşit hak ve yaşama talebimizi yinelediğimiz Onur Yürüyüşlerimizin yargılanamayacağını bir kez daha hatırlatmaya çağırıyoruz.

“Davamıza destek olmak için bütün dostlarımızı 16 Kasım günü saat 9:00'da Çağlayan Adliyesi'ne bekliyoruz.”

Ne olmuştu?

İstanbul Valiliği iki yıldır polis saldırısına sahne olan LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne bu yıl da “izin verilmeyeceğini” açıkladı.

Valilik internet sitesinden yaptığı son dakika açıklamasıyla 25 Haziran LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne izin verilmeyeceğini söyledi. Açıklamada “Bu çağrıya karşı toplumun farklı kesimlerinden çok ciddi tepki gösterildiği görülmektedir”, “turistlerin güvenliği ve kamu düzeni gözetilerek anılan gün ve öncesi ve sonrasında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesine izin verilmeyecektir” ifadeleri yer aldı.

Valilik açıklama haberi için tıklayınız.

Polis ve milliyetçi, İslamcı gruplar 15. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne saldırdı. İstiklal Caddesi’ni kapatan polis üzerinde gökkuşağı sembolü taşıyan veya yürüyüşe katılacağını “düşündüğü” kişilerin caddeye girmesine izin vermedi. Bütün saldırılara rağmen Beyoğlu’nun çeşitli yerlerinde eylemler yapıldı.

Polis günün erken saatlerinde İstiklal Caddesi’ni kapattı. Gün boyunca keyfi bir şekilde geçiş sağladı. Kimin neye göre geçtiğini soranlara ise, “sezgilerimize göre” gibi cevap verdi.

Gözaltındaki aktivistlerden bazıları kendilerine “Kuran dinletildiğini” belirtti. Çoğu kişi gözaltına alınırken darp edildi. Polis, bir işkence metodu olarak ters kelepçe yaptı.

Onur Haftası'na hukuki destek veren 4 avukat da zorla gözaltına alındı. Yaklaşık bir saat süren gözaltının ardından avukatlar serbest bırakıldı.

Onur Yürüyüşü’ne saldıran milliyetçi ve İslamcı gruplar gün boyunca Taksim çevresindeydi. Saldırganların bazıları polis tarafından gözaltına alınırken, LGBTİ+ aktivistleri bazı yerlerde polisin saldırganların başını okşadığını, yakın pozlar verdiğini gözlemledi.

Yürüyüş boyunca yaşananlar için tıklayınız.

Yürüyüşten tanıklıklar için tıklayınız.

2016 Trans Onur Yürüyüşü gözaltıları beraat etmişti

Öte yandan 19 Haziran 2016 İstanbul Trans Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınanlara açılan davanın üçüncü duruşması 19 Haziran’da Çağlayan Adliyesi 60. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Davanın daha önceki duruşmalarında ifade veren homofobi ve transfobi karşıtları gözaltında işkenceye ve cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri üzerinden ayrımcılığa maruz kaldıklarını söylemişti. Bu duruşmada da yaşadıklarını aktardı, beraatlerini istedi. Avukatlar da beraat taleplerini yineledi.

Yargılanan homofobi ve transfobi karşıtlarının tamamı beraat etti. Davayı takip eden İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komisyonu kararı, “Sanıkların tamamı hakkında beraat kararı verildi! Onur Yürüyüşleri yasaklanamaz, yargılanamaz!” şeklinde duyurdu.

2911 sayılı kanun ne diyor?

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 3. maddesine göre; “Herkes, önceden izin almaksızın, bu kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”

Kanunun 12. maddesi Düzenleme Kurulu’nun sorumluluklarını şöyle sıralıyor:

“Düzenleme kurulu, toplantının sükun ve düzenini, bildirimde yazılı amaç dışına çıkılmamasını sağlamakla yükümlü ve sorumludur. Kurul, bunun için gereken önlemleri alır ve gerektiğinde güvenlik kuvvetlerinin yardımını ister. Toplantının amacı dışına çıktığı veya düzen içinde gerçekleşmesini imkânsız gördüğü takdirde kurul veya toplanamadığı takdirde kurul başkanı dağılma kararı alır ve durumu derhâl yetkili kolluk amirine bildirir.”

AİHM ne diyor?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Rusya’daki Onur Yürüyüşünün engellenmesi ve yürüyüşe yapılan saldırıyla ilgili Alekseyev v. Rusya kararı bulunuyor.  Mahkeme 2006, 2007 ve 2008 Moskova Onur Yürüyüşleri’nin yasaklanmasının 11. maddeyi açıkça ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, bu karar ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının yasaklanmasının meşru bir amaca dayanıp dayanmadığına veya kanunla düzenlenip düzenlenmediğine bakmayı demokratik toplumun gereği açısından gereksiz gördüğünü ve 11. maddenin gösterinin konu ve amacından rahatsız olabilecek veya göstericilerle aynı fikirde olmayan kişilerin saldırılarına karşı korumayı da içerdiğini yineledi. Mahkeme sadece riskin varlığının gösteriyi yasaklamak için yeterli olmadığını, yetkililerin potansiyel saldırılara ilişkin gerekli önlemleri alması gerektiğinin altını çizdi.

Benzer şekilde AİHM, Identoba ve Diğerleri v. Gürcistan kararında da özellikle saldırı sırasında söylenen homofobik cümleleri dikkate alarak, LGBTİ’lerin gösteri sırasında maruz kaldıkları şiddeti, o sırada duydukları korkuyu ve hissettikleri aşağılanmayı 14. maddeyle bağlantılı olarak 3. maddenin ihlali kabul ederek ayrımcılık yasağı kapsamında değerlendirdi. Mahkeme Mayıs 2012’de yapılan yürüyüşe saldırının madde 11’i ihlal ettiğinin altını çizdi ve yetkililerin başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünün önyargılı şiddetten koruyamadığını, bunun madde 3 ve 14 ile birlikte madde 11’in ihlali olduğunu belirtti. Yine Mahkeme yürüyüşten 9 gün önce yetkililere haber verildiğini, bu sürenin gerekli önlemleri almak için kullanılabileceğini, gösterinin barışçıl bir şekilde devam etmesinin devletin yükümlülüğü olduğunu, yürüyüş öncesi kamu açıklamaları yapıp hoşgörüyü vurgulayabileceklerini ya da böyle bir gösteriye yapılacak olan saldırının mevcut hukuki sonuçları konusunda uyarı yapabileceklerini belirtti.