Gökkuşağı Forumu

Bu bir rüya telkini

Perşembe, 9 Kasım 2017

Toz dumanının içinde gözleri kör edecek keskinlikte detayların içinde kaybolup giden ruhum düşüncelerimin nehrinde o kayadan bu kayaya çarpıp duruyordu.

Her insanın rüya evreniyle ilgili bir fikir ve araştırma dürtüsüne sahiptir.

Benim ise rüyalarımla ilgili yaşadıklarım başka bir boyut başka bir yaşam ‘’tanımlanamayan: boyut+şey’’ idi benim rüyalarla ilgili yaşadığım şey başlarda salt buydu.

Hala araştırmakta olduğum rüya evreni beni her yeni bilgide daha çok heyecanlandırıyor daha da tatmin olmaya itiyordu. Elbette başta hesaplayamadığım birçok kötü deneyime de yol açmıştı bu önce psikolojik yapıdan incelediğim rüya olgusu mantıksal çerçevede birçok soruma yanıt verirken olağandışı yaşadığım rüyalar bunu reddediyor ve beni çıkmaza sürüklüyordu. Kimi zaman kendimi ölecek bir insanın ölümünü kolaylaştırırken görürken kimi zaman bir savaşın ortasında kalıyordum üstelik bacaklarım kopmuş bir şekilde. Rüyamdan uyandığımda ise yürüyemediğim zamanlar oluyordu. Bunun psikolojide birçok açıklaması var alt bellek gün içerisinde yaşanılan olaylar dışında dikkatini çeken şeyleri bilinçaltına atıyor ve gece rüyalarda ortaya çıkmasını tetikliyordu bende bu denli şiddetli olmasının nedeni ise empati gücümün daha yüksek olması ve enerji anlamında bir çok enerjiye farklı zamanlarda farklı boyutlarda daha çok etkileşime geçebilmemdi böylelikle alt belleğim birçok anı ve birikimle dolup taşıyordu. Tam da bu karmaşanın içinde bu toz dumanının içinde gözleri kör edecek keskinlikte ki detayların içinde kaybolup giden ruhum düşüncelerimin nehrinde bir o kayadan bir kayaya çarpıp duruyor, aklımla çıldırtacak şekilde dalga geçiyordu iş çıkılmaz hale geldiğinde bunun gerçekle bağlantısının kopuşunu izlerken yine bir rüyada olduğumu telkin ederek kendimi bu ummandan kurtarıyordum. Tabı her zaman bu bilince ulaşamıyordum ta ki okuduğum bir kitap ve kendisinin bilgi birikimine inandığım bir hocam ve aynı zamanda rehberim olan kişiyle bu konuyu tartışana dek bu rüyalar bir kâbustan çok işkenceye dönüşüyordu. Bana tavsiye edilen öneri ise rüyalarımı yönlendirebilecek olmamdı ilk başta imkânsız olsa da bilincimi kontrol edebileceğime inanıyordum söyledikleri metotları deneyerek başladım öncelikle kendimle duygusal bir bağ kurduğum objenin uyumadan önce yanımda olması ve ona odaklanarak uyumam gerektiği söylendi bende benimle duygusal bağı olan obje ölen kedimin oyuncağıydı onu alarak uyumaya başlamıştım başlarda rüyalarımı hatırlayamadım ama bir gece yine unutulmaz kâbuslarımdan birini yaşadım.

Eser: Alexandra Dvornikova

Çocukluğumun geçtiği köydeydim ve jandarmanın evi basmasıyla uyandım yaka paça tüm köyü meydana topluyorlardı köyde biri öldürülmüştü ve olağanüstü hal vardı cinayetlerde artmaya başlamıştı. Jandarma acil önlem almaya girişmişti köyü meydana topladılar ve bir kişi eksikti o da cinayeti işleyen genç biriydi jandarma ve polis onun evindeydi ve bize çocukla ilgili sorular yönlendiriyorlardı ve cevap alamadıklarında da dövüyorlardı. Cinayeti işleyen çocuk köyde gerçekleşen diğer cinayetleri de kendi yaptığını itiraf etmişti ama cesetlerin yerini söylemiyordu. Polisler ona işkence ederken köydeki caminin minaresinden sesini köye dinletiyorlardı. Jandarma kendi içinde bir karar almıştı ve o cesetler sabaha kadar bulunmazsa köyü boşaltacaklardı. Hepimizi grup halinde ayırdılar ve başlarımıza polis ve jandarma koydular ve bölge bölge ayrıldık bir yandan işkence gören çocuğun sesleri köyün her bölgesinde yayılırken bir yandan da gecenin karanlığında ceset arıyorduk el fenerleriyle bir ara çok yüksek bir tümsekten atlarken ayağımın altı yarıldı ve kanlar akmaya başladı. O sırada abim döndü ve jandarmaya kardeşimin ayağında ayakkabı bile yok izin verinde ayağına bakayım dedi jandarma da onunla birlikte geldi abim üzerindeki atleti yırttı canım öylesine yanıyordu ki parmağımı ısırarak acımı hafifletmeye çalışıyordum. Abim yırttığı atletini iki ayağıma da sardı jandarmaya baktı jandarmanın arkası dönüktü ve bana dönerek göz kırptı ve kulağıma eğilerek cebine bak dedi ve uzaklaştı tam cebime bakacakken jandarma kolumdan çekerek ileri doğru ittirdi kolumu bırakmıyordu çünkü yavaş yürüyordum oda beni sürüklüyordu herkes gördüğü yeni kazılmış toprakları kazarak ceset arıyordu biri buldum diye bağırdı jandarma beni bırakarak onun yanına koştu ve o anı fırsat bulup cebime baktım ve ölen kedimin oyuncağını gördüm ve 3-2-1 diye geri sayarak uyandım…

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.