Gökkuşağı Forumu

Arı kovanı mı ya da cehennem ateşi mi?

Çarşamba, 8 Kasım 2017

“İnsan istediği an özgür olur.”

Voltaire

Başlığa attığım iki isim tamlamasının ne olduğuna dair bir açıklama yapmayı gerek görmeyerek başlıyorum. Evet, eşcinsel dünyasında namını salmış ve gündemdeki en popüler iki uygulama. Uzun bir zamanca önce komik bir ayrıma kaptırıvermiştim kendimi. İşin hiç de öyle olmadığını fark ettiğim şu zamanlarda, aklımda her bir uygulama için olan bir idealin saçmalığını düşünüyorum. Açıkçası kendime gülüyorum.

Arı Kovanı’nın etrafında yaklaşık olarak beş yıldır dönüyorum. İlk kullandığım zamanlar Maskeli Prens diye adlandırabileceğim bir uygulama daha revaçtaydı ama sanırım bir seneye kadar Arı Kovanı kendine güzel bir piyasa edinmişti. Abuk subuk cinsel deneyimlerimi de hesaba katarsak, en baştan beri Arı Kovanı’nın bir ‘takılma’ uygulaması olduğunun farkındaydım. Alabildiğine geniş bir yelpazeye ve dünya çapında türlü türlü 25 milyon insanı barındıran bu uygulama, bedenlerle debelenmeye yüz tutmuş durumda.

Cehennem Ateşi’yse bana göre başka bir dünyaydı. Dünya çapındaki salaş ününe rağmen, biz eşcinseller için başka bir uygulama olduğunu düşünüyordum. Arı Kovanı gibi değildi, biraz daha gerçek kimliklerle bu oyuna katılabiliyorduk. Türlü türlü sosyal medya hesapları bağlanıyor, insanların görünürlüklerinin karakterlerinin sahiciliğine denk düşeceği gibi bir yanılgıya düşmüştüm. Belki de eski sevgilimin ‘Ne yaparsan yap Arı Kovanı gibi bir bok çukuruna saplanma’ diye bir nasihatte bulunmasıydı.

Birkaç hafta önceye kadar hepsinden vazgeçtim. Tamamen hoşlanmamaya başlamıştım. Biliyorum, istemediğim kişilerle iletişime geçmemek benim elimdeydi fakat aklım, gözüm, artık katlanamıyordum. Beni rahatsız eden saçmalık dolu mesajlar değildi, beni rahatsız eden şey oranın içinde olmaktı. Kimseyi bu uygulamaları kullandıkları ve hangi amaçla kullandıkları için yargılamıyorum. Kendimi de herkesin neo-ahlaki değerlerinin üstünde de görmüyorum. Eskiden benim ve etrafımdaki birçok kişinin (eski sevgililerimden biri dahil olmak üzere) bu tarz uygulamalar bağımlılıktı. Şimdiyse insanların yalnızlığı, can sıkıntısını bahane etmesi bile bana gülünç geliyor. İşin en kötüsüyse oradaki insanların bir çırpıda kaybolup gittiği gibi bir sanrıya sahip olmak. Sanırım, uygulamalarda yaşlananlara bile şahit olmuş olabilirim. Rahat olmak lazım, nefes almak lazım…

Bana artık hiçbir anlam ifade etmiyorlar. En azından şimdilik.

Hayatımın şöyle bir noktasındayım ki Ankara’nın sokaklarında son senem, hiçbir bağlılığı gözüm yemiyor. Ne karşımdakine ne de kendime herhangi bir söz veremiyorum. Yüksek lisansım için yurtdışını zorluyorum, yurtiçinde kalırsam bile başka bir şehre geçip bambaşka insanlar tanımak istiyorum. Ankara’da geçirdiğim 3 senemde, cehennemin ta kendisiyle yüzleşmişken, sayısızca kalp kırıklıklarıyla ve değersiz dokunuşlarla kendimi kaybetmişken hayatımın dönüm noktası olacak son senemde rahat bir nefes almak istiyorum.

Kendimi, benliğimi, eşcinselliğimi ve akışkanlığımı yaşamak istiyorum. Bunları cinsellikle de yaşamak istemiyorum, kendi kendime, bir başıma yaşamak istiyorum. Kısacası bir araya ihtiyacım var. Son yazımda ‘Peki, ben neyim?’ sorusuna cevap bulmak istiyorum. Son senemde arkamda hiçbir pişmanlık ya da keder bırakmak istemiyorum ne kendimde ne de başkasında. İnsanların yüzünde bir tebessüm bırakmak istiyorum, bu şehri terk edecekken. En çok da ara vermek istiyorum, herkesten ve her şeyden…

Ama yorgun ya da üzgün değilim, hatta hiç olmadığım kadar enerjik ve neşeliyim.  Yeni birilerini tanımak, görüşmek ve olmayacak bir şeyi oldurmaya çalışmak gerçekten insanı daha çok yıpratıyor. Biliyorum, sonsuza kadar kendimi herhangi bir ilişki türüne (romantik ya da cinsel fark etmeksizin) kapalı tutamam ama şu an için buna ihtiyacım varmış be! Hayat ne kadar kısa olursa olsun, hızlı yaşanıp çabuk sönen bir şey olmasını gerektirmez ya! Bir de böyle denemek lazım.

Özgür hissediyorum. Bir şeyler anlattıkça daha da özgür hissediyorum.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.