İnsan Hakları / Eğitim

Lubunya öğretmen olmak 10: Bizimkisi bir iş hikayesi

Pazartesi, 6 Kasım 2017

En komik kısmı da müfettişin “Ben belki seni yolundan döndürürüm diye gelmiştim ama biraz daha kalırsam ben kendimi kaptıracağım gibi görünüyor” diyerek elimi sıkması, memnun olduğunu söylemesi ve görevimde başarılar dilemesiydi. Hayal gibi bir görüşmeydi gerçekten.

Lubunya öğretmen olmak dizimizin onuncu yazısında Camia’nın Sabi’si, “Umut vaad eder gibi biraz” diyerek 5300 nüfuslu bir ilçede lezbiyen olarak açılmasını, okulda yaşadıklarını ve kadın dayanışmasını anlatıyor:

Öncelikle bu deneyimimi sizlerle paylaşmak için yaklaşık bir yıldır zaman kolluyordum. Böyle bir çalışma ile bu deneyimimi yazmama vesile olduğu için sevgili Umut’a teşekkür etmek isterim. Uzun yıllar Ankara’da LGBTİ ve feminist aktivist olarak birçok faaliyette bulundum. 18-27 yaş aralığımı Ankara’da geçirdim. Çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmeniydim ve milli eğitim çatısı altında kendime bir yer edinebileceğim aklımın ucundan bile geçmiyordu. Ankara’dan sıkılmıştım, değişiklik yapmak istiyordum. Daha farklı alanlarda, aktivizm yaparak edindiğim donanımı denemek istiyordum. Derken kendimi KPSS’ye çalışırken ve kazanmışken buldum. Hem de alan birincisi olarak. Bu ilk tercihime atanacağım anlamına geliyordu. Hem Ankara’ya yakın olduğu için hem de oldukça güzel bir doğası olduğu için burayı (tanıyanlar bilirler) tercih ettim. Ve 2 buçuk yıldır bu küçücük 5.300 nüfuslu ilçede bir lisede öğretmen olarak çalışmaktayım.

İşe başladığımda kendimi hiç acemi hissetmedim. Açıkçası nasıl bir hayatım olacağını ve iş arkadaşlarıma açılıp açılamayacağımı, beni ne gibi problemlerin beklediğini çok merak ediyordum. Heyecanlı bir süreçti. Öğretmenler odasına girdiğimde okul öğretmenlerinin neredeyse tamamının kadın olduğunu görünce içimde büyük bir sevinç oluştu. 25-35 yaş arası 15 kadın öğretmen ve 3 erkek öğretmenden oluşuyorduk. Stratejik olarak iş yerlerimde her zaman yaptığım şeyi yapmaya karar verdim. ”BÖL-PARÇALA-BİRLEŞTİR” Bu da açılmak için doğru zamanı ve ortamı kendin yaratmak anlamına geliyor. Kendi tecrübemden edindiğim kadarıyla direk lezbiyen açılımı yaptıktan sonra söylediğim her şeyin lezbiyenliğimle alakalı olduğu yanılgısı oluştuğu için “marjinal” algılandığımı ve karşımdaki kişilerin kendilerini iletişime kapattıklarını gördüm. Zaten gündelik yaşantıda erkek öğretmenlerin sürekli kadın düşmanı söylemleri, kadın öğretmenlerin kadın düşmanı söylemleri, her ikisinin birleşip öğrenciler üzerindeki cinsiyetçi söylemleri, toplu olarak homofobik, türcü, şiddet içeren aşağılayıcı, tehdit edici (aklınıza ne gelirse artık) söylemleri derken hepsine cevap yetiştirmek için ortama birden fazla feministin gerektiğini anladım. Ve işe erkek öğretmenlerin kadın öğretmenler üzerindeki baskıcı tutumlarını kaldırmak ve bu saçma adamların kadınların gözündeki aydın erkek oldukları yanılgısından kaynaklanan abartılmış ve yersiz saygınlıklarını yerle bir ederek başlamaya karar verdim. Ve her fırsatta madi bir dil kullanarak bu adamlarla tartışmalara girip (yalnızca kadınlar da aynı ortamdaysa çünkü bir amacı olmadan artık bu adamlarla oturup tartışmakta bir mana görmüyorum) argümanlarındaki mantık hatalarını bütün kadın arkadaşlarımın görebilmesine çaba harcadım. Ve zaman içinde bu adamların saçmalıklarına cevap veren kadınlar ortaya çıktı. Öğretmenler odasında kadınların deneyimleri, yaşadıkları problemler, beden algısı, güzellik algısı, evlilik, evlenmemiş olmak, dul olmak gibi konular konuşulmaya başlandı. Tabi bu süreçte bir de kadın dayanışmasının örülmesi için bir takım informal çalışmalar da yaptım. Bir iki kendimi yakın bulduğum arkadaşa da açıldım. 8 Mart’ta okulda büyük bir sunum yaptım, çok ilgi gördü. Bu sunumdan kısa süre sonra şimdiki sevdiceğim olan harika kadınla tanıştım ve onunla ilişkimin heyecanını herkesle paylaştım. Her güne aşk şarkılarıyla başlıyorduk. Başlangıcı zorlu bir ilişkiydi ve bütün arkadaşlar merak ediyorlardı. Tabi aynı zamanda çoğunlukla doğru bulmadıklarını ama saygı duyduklarını dile getiriyorlardı. Öğrencileri etkileyebileceğim endişesini de hepsi barındırıyordu. Aynı zamanda mesleğimde iyi olduğum ve iyi bir insan olduğum için de karmaşaya düşüyorlardı. Temel sorun bilgi eksikliğiydi. Birtakım kavramları açıkladım onlara. Bir tane arkadaşım dışında hepsinin karmaşası resmen yüzlerinden okunuyordu. Benim için oldukça eğlenceli bir süreçti. Bu arada sevgilim evinden ayrılmak zorunda kaldı. Bir sürü aksiyonlu süreçler yaşadık, tehditler aldık ve bütün bu süreçleri de arkadaşlarımla paylaştım. Sevgilimin ailesi çok çılgın çıktı ve buraya gelip okulu basacağına dair tehditler savurmaya başladı. Yapabilirdi de. Durum bu olunca o zamanki çok sevgili müdiremize de açıldım ve böyle bir tehditle karşı karşıya kalabileceğimizi söyledim. O da çok sakin bir şekilde “Gelirse beni bulur. Nöbetçi öğretmenler ve öğrenciler daha dikkatli davransınlar.” dedi. Ben ŞOK!!!  Sonra çok garip bir şey oldu. İlk yılın sonunda seminer döneminde yani hiç müfettiş beklenmeyen bir dönemde okulda müfettişler belirdi ve bir stajyer olarak beni görmek istediler. Tabii bu arada sevgilimin annesi de eğer kızı eve dönmezse yazışmalarımızın çıktılarıyla beraber BİMER’e şikayet yazacağını ve beni mesleğimden attıracağını içeren o süper haberi çoktan vermişti. Müfettişler 65 yaşlarında adap bilen, düstur bilen sevimli adamlardı. Yok nerden mezunsun, efendim Gazi’de politik olaylar çok olurmuş. Yok evlilik şartmış, feministmiş, gökkuşağı bayrağıymış, yok ben bu meselelere nasıl bakıyormuşum gibisinden ağzımı aradılar. O gün sevgili müdiremizle aramızdaki “Ne oluyor burada ya?” konulu gözlü iletişimimizi asla unutmayacağım. Sevgili müdiremiz en başından beri nedense beni çok seviyordu. Neyse bunlar çekip gittiler. Araya yaz girdi.

Yaz tatili dönüşü Ekim ayının son haftasında aynı müfettişler tekrar geldiler ve beni görmek istediler. Ben de iyi bir stajyer öğretmen olup dosyamı alıp yanlarına gittim. Evrakları gösterdim tam çıkarken “Otur hocam, daha yeni başlıyoruz.” dedi. Oturdum. “Sana tek bir isim soracağım ve bana karşı dürüst olmanı istiyorum.” dedi. O anki duygularımı tarif edemem. Aklımın ucunda bir hayal balonculuğu çıktı ve o baloncukta ben ellerimi ovuşturdum. “Yes beybi, it’s the time.” dedim. (benim iç sesim İngilizce’dir) İçimden bir gülme geldi, bildiğimiz bütün bilgileri ve edindiğimiz tecrübeleri konuşturma zamanı gelmişti. Bütün algılarım, beynimin bütün hücreleri açıktı ve ben çok rahat hissediyordum. ”Buyrun hocam” dedim. Sevgilimin adını ve soyadını söyledi. Ben de bir gülümseme oldu. “Adını bildiğinize göre kim olduğunu da biliyorsunuzdur, doğrudur.” dedim. “İnkar etmiyorsun yani” diyerek bana bir kağıt uzattı. Kağıtta çok çılgın kayınvalidemin – kızını kaçırıp alıkoyduğum, beynini yıkadığım, benim gibi bir sapık lezbiyenin Milli Eğitim Bakanlığı gibi saygın bir kurumda barınmaması ve öğrencilerin benden korunması, bütün yazışmalarımızın çıktılarının yani kanıtlarının ekte olduğu ve gereğinin yapılmasını arz ettiği- sonunda beni hayal kırıklığına uğratmadığını ve o şahane haberi gerçekleştirdiğini okudum. Müfettişe Ek’in nerede olduğunu sordum ve bana belki de 50 sayfadan oluşan içinde çok özel yazışmalarımızın olduğu o kırmızı dosyayı gösterdi. Ona sevgilimin 24 yaşında olduğunu, kimseyi alıkoymadığımı, annesinin kızını geri elde edebilmek için her yolu denediğini ve bunun da o yollardan biri olduğunu söyledim. İnkar etmemem onda büyük bir merak uyandırdı ve konuyla çok ilgilendi. 4 saate yakın sohbet ettik. Bir taraftan ikimize çay söylüyor, bir taraftan şakalaşıyor, bir taraftan sanki içerde çok resmi bir iş yapıyormuşuz gibi telefonlara ”Şu an çok önemli bir görüşmedeyim beni rahatsız etmeyin, bir işi de bensiz halledin!” diyordu. Öyle sanıyorum ki sohbetin böyle bir havaya evrilmesinin sebebi en başında ona, zaten gizli yaşamadığımı, beni azıcık merak eden herkesin bu bilgiye kolaylıkla ulaşabileceğini, bu işe girerken bu risklerin farkında olduğumu, zaten bu mesleği ömür boyu yapmayı düşünmediğimi, mesleki bir kaygımın olmadığını, önceliğimin elbette benim hayatım olduğunu söylememdi. Konuşma esnasında vibratörler, dildolar, erkeksiz üreme, lut kavmi, din kavramı, aile kavramı, seks, hetero ilişkilerdeki sorunlar, eşcinsel ebeveyn olmak, baba rolü olmaksızın bir çocuğun büyümesi, alkol, uyuşturucu, ne zaman kendimi fark ettiğim, ailemin tutumu, sevgilimle ilişkimiz, onun ailesiyle olan sorunlar, öğrencilere açık olup olmadığım gibi aklınıza gelebilecek her şeyin bahsi geçti. İki eşit insan olarak konuştuk. Bence harika bir sohbetti. Bu kadarını hayal bile edemezdim. Ve kendisi bütün süreçte bir kez bile rahatsız edici tek bir üslup, tek bir kelime, tek bir imada bulunmadı. Giderken benim yanımda olduğunu, beni anladığını, herkesin özel hayatına saygı duyulması gerektiğini, henüz asaletimi almadığım için durumumun yanlış ellerde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini, bu yüzden de valiyle bizzat kendisinin görüşeceğini, bir süre sonra bütün bu konuşmalarımızı yazılı bir şekilde ifade etmek üzere tekrar geleceğini, bunun bir soruşturma değil bir inceleme olduğunu söyledi. En komik kısmı da “Ben belki seni yolundan döndürürüm diye gelmiştim ama biraz daha kalırsam ben kendimi kaptıracağım gibi görünüyor” diyerek elimi sıkması, memnun olduğunu söylemesi ve görevimde başarılar dilemesiydi. Hayal gibi bir görüşmeydi gerçekten.

Sonra 25 Kasım geldi çattı. Bu kez ben sadece okuldaki kadın nüfusa yönelik bir çalışma yaptım ve gerçekten çok verimli geçti. Panoya hepinizin bildiği şiddet piramidi (üzerinde homofobik/transfobik söylemlerin de yazılı olduğu), Ne Var? Ne Yok?, Ergenlerde flört şiddeti, şiddetsiz iletişim, dövizler, öğrencilerin ve öğretmenlerin 25 Kasım mesajları gibi çalışmaları astık. 25 Kasım’dan bir hafta sonra müfettişler tekrar geldiler. Bu kez benden önce bana yakın olan beş arkadaşımla görüştüler. Hiçbirinin olumsuz bir şey söylemeyeceğinden emindim. Çünkü olumsuz bir şey söylemek için hiçbir sebepleri yoktu. Yalan söylemek için de hiçbir sebepleri yoktu. Geçtiğimiz yıl müdürümüz ve müdür yardımcımız erkekti. Onlar biraz ortalığı karıştırmaya çalıştılar. Benim insanları feminizme ve lezbiyenliğe örgütlediğimi iddia ettiler. Aynı gün okulumuzda henüz bir aydır görev yapmakta olan beden eğitimi öğretmeninin öğrencilere yönelik cinsel içerikli mesajlarının çıktıları ve öğrencinin şikayetçi olduğu bilgisi elimize geçti. Pek haysiyetsiz müdürümüz olayı bekletmemizi, bu kadar olayı okulumuzun kaldıramayacağını söyleyerek şikayeti almayı reddetti. Olayı rapor eden kadın arkadaşımız da raporu müfettişe vereceğini söyledi ve de verdi. Pek haysiyetsiz müdür ve müdür yardımcımız aynı gün kadın arkadaşları da bana karşı doldurma girişiminde bolca bulunmuşlar. Derken son olarak benimle görüşmek istediler ve odaya girdim. Yine oldukça saygılı, oldukça sakin ve sevecen bir tonda konuşmaya başladık. Benim dosyamın hemen üzerinde duran bedencinin dosyası dikkatimi çekti ve güldüm. Müfettiş bey de “Yaa Allah’tan işaret geldi” dedi. Sonra okullardaki taciz olaylarını, taciz olaylarına karşı yapılan soruşturma ve incelemelerin yöntemlerinin yeterli ve işlevsel olup olmadığını, çözüm üretip üretmediğini, okullarda farkındalık geliştirmek adına ne gibi çalışmalar yapılabileceğini, panodaki çalışmanın dikkatini çektiğini, görüştüğü kadın arkadaşların bu çalışmadan övgüyle bahsettiğini, kendisinin de bu çalışmanın içeriğini görmek istediğini, panonun fotoğraflarını çekeceğini ve çalışmayı inceledikten sonra eğer beğenirse gittiği diğer okullarda da bu çalışmanın yapılmasını isteyeceğini söyledi. (Daha sonraki bir görüşmemizde bu çalışmayı yaymaya başladığını söyledi.) Ben de hakkımda yapılan incelemenin gizliliği konusundaki endişelerimi, bu bilginin benim kontrolüm dışında yayıldığını, bu gibi hassas durumlarda farklı bir yöntemin bulunması gerektiğini, dolaylı yoldan hayati bir tehlike bile yaratabileceğini söyledim. Oldukça kısa, net ve bana karşı yapılan suçlamayı reddeden bir ifade yazdık. Benim eşcinselliğimle ilgili pek bir şey konuşmadık. Ayrılmadan evvel bu kez de sınavıma hazırlanmamı, etrafta dikkatli davranmamı, öğrencilerle paylaşımım konusunda hassas davranmam gerektiğini, bu dosyayı kapatacağını, içimin rahat olmasını istediğini ve sevgilime de selamlarını ilettiği söyledi. Bütün arkadaşlar hepimiz çok mutlu olduk bu olayın kapanmasına. Tabi ki sevgilim evde çok gergindi. Ve bende süreç içerisinde bazen gerilimler yaşadım. Sonuçta benim özel hayatımla ilgili başkalarının da tanıklıkları alındı ve orası benim kontrolüm dışında bir alandı.

Vee olaylar bitmiyordu. Onlar gelmeden önceki süreçte pek haysiyetsiz müdürümüz ve müdür yardımcımız bedenciyle ilgili bir işlem yapmamakta ve bizleri de vazgeçirmeye ikna etmekle meşguldüler. Tacizci öğretmen çoktan etrafta çevre edinmeye ve öğrenci hakkında kötü kötü yalanlar konuşmaya başlamış, öğrencinin yakın çevresini, akrabalarını etrafında toplayarak öğrenci üzerinde büyük bir baskı yaratmaya ve kendi kamuoyunu oluşturmaya girişmişti. Şikayeti alan kadın arkadaşım çocuğun velisini okula çağırdı. Olayın üzerinden neredeyse on gün geçmişti ve ailesinin konuyla ilgili bilgilendirilmedikleri ortaya çıktı. Biz kadın öğretmenler öğrencinin arkasında olduğumuzu ve ellerinden geleni yapmaları gerektiğini, öğrencinin çok cesur bir şey yaptığını, çocuğun cezalandırılmaması gerektiğini dile getirdik. Soruşturma açıldı. Aile savcılığa da gitti. Öğretmen okuldan geçici olarak alındı. Sonraki süreçte bedencinin başka bir ile gönderileceğini öğrendik. Veliler çok sinirliydiler ve bedenciye karakol önünde linç girişiminde bulundular. Hayati tehlikesi bulunduğu için bir an önce gönderdiler. Ben aynı zamanda okul aile birliği başkanıydım ve hemen akabinde bir veli toplantısı düzenledim. Velilere bu gibi durumlarda çocuklarla nasıl iletişim kuracaklarını, çocuklarını nasıl koruyabileceklerini içeren bir sunum yaptım. Ve veliler de arkanızdayız, yanınızdayız ruh haliyle ayrıldılar.

Biliyorum çok uzunca bir yazı oldu ama bu son kısmı yazmazsam bu hikaye ve dönüşümün tamamen anlaşılması mümkün olamaz. Ve okuldaki kadın arkadaşlarıma, onların verdikleri mücadeleye ve yaşadığımız kadın dayanışmasına çok büyük bir haksızlık etmiş olurum.

Veee okulda yine olaylar bitmiyordu. Bu kez de bir kadın arkadaşımızın telefonunun bozulması üzerine pek haysiyetsiz müdürümüzün kendisine eski telefonunu geçici bir süre vermesiyle aksiyon start aldı. İlk dönemin bitmesine 2 gün kala ben bütün bölüm öğrencilerimle dönem sonu değerlendirme toplantısı yapıyordum. Toplantı bitip öğretmenler odasına çıktığımda kimsenin orada olmadığını gördüm. Bütün arkadaşlar kütüphanede toplanmışlardı. İçeri girdim ve kadınları panik içinde “Nasıl yaa? Nasıl olabilir böyle bir şey yaaa? İnanamıyorum yaa! Vay şerefsizler yaa!” sesleri eşliğinde sinirden elleri ayakları titrerken buldum. Hemen telefonu benim elime verdiler ve yazışmaları gösterdiler. Pek haysiyetsiz müdürümüzün ortalama haysiyetsizlikteki müdür yardımcımızla whatsapp konuşmalarının içeriği gerçekten takdire şayandı. Yazışmaları okuyan birisi, onların bir okulu değil, bir kerhaneyi işlettiklerine kesin gözüyle bakardı. Neyse içerikleri özel hayatın gizliliği nedeniyle burada paylaşmayayım.

Arkadaşlarıma sakin olup, gücümüzü toplayıp onlara bir güzel dayak atmayı önerdim gülerek. Onlar hemen organize oldular. Avukatlarla görüştük. İlçe Milli Eğitim Müdürü’nü arayarak bütün kadınlar arabalara atladık. Muhteşem ikilinin okulun balkonundan başları ellerinin arasında bir bakışları vardı ki tam bir film karesi. Gidip ilçe milli eğitim müdürüyle konuştuk. Hepimiz şikayet dilekçelerimizi yazdık. Bir kişi bile eksik değildi. Bütün kadın öğretmenler bir aradaydı. Çok güzel bir andı. Telefonu da alarak ayrıldık ve okula geri döndük. Muhteşem ikili çok kaygılıydı. Kimse bir şey çaktırmadı. Diğer yazışmalarına baktığımızda işlerin daha da çirkinleştiğini gördük. Adamın bir tane hakkında şikayet dilekçesi yazılmayacak içerikte mesajı yoktu. Ertesi gün karneleri verdikten sonra savcılığa gitmeye karar verdik. Öğrencilerin önünde ikisinin alınması hoş kaçmaz diye düşündük. Sonra bir de ne göreyim. Bir mesajda benim ve sevgilimin resmini, burada iyi tanınan ve en az kendileri kadar haysiyetsiz olan nüfuzlu biriyle paylaşmış. Ve meslekten atılmam için neler yapabileceklerini tartışmışlar. Ve en sonunda da herkesin konuyu bildiğine kanaat getirip gireceğim mülakat sınavının kuruluyla konuşup beni mülakatta eletmeye karar vermişler. (Ki mülakatta asla gerçekçi olmayan bir puan olan 56 verildi). Karakolda şikayetlerimizde bulunurken ben de ayrıca özel hayatımın ifşa edilmesi, izinsiz fotoğraflarımın paylaşılması, gizliliği bulunan bir incelememle ilgili bilginin paylaşılması ve mesleğimin önüne kasten engel çıkarılması gibi konularda davacı oldum. İlgili polis anlamakta zorlandı. Açık açık anlattım. “Kusura bakmayın hocam ilk defa bir lezbiyen öğretmenle karşılaşıyorum” dedi. Tatile girdik. Tatil bitti. Okula döndük ve muhteşem ikili hâlâ okuldaydılar. Kendileri de arkadaşımızın telefonunu çaldığını iddia ettiler. Ve okulda öğrencilerden yalancı şahit arayışına girdiler. Bu süreç 1 ay sürdü. Sonunda kaymakam okula gelecekti. Hepimiz bu işin biteceğine ve ikisinin de gideceğine seviniyorduk ki kaymakam bey “Yaa çocuklar bir hata yapmış amma uzattınız ne var ki bunda?” tadında yaptığı konuşmayla akıllarımızda kısa süreli bir felç yarattı. Yine çok özel bir andır ki değinmeliyim. Kaymakamın ne dediğini anladığımız andan itibaren odada bulunan hiçbir kadın arkadaşımız adamın yüzüne bile bakmadı. Çok efsane bir andı. Bundan birkaç gün sonra zaten evde zor tuttuğumuz bir kadın arkadaşımızın boş gününde milli eğitimi basması, müdüre ağzına geleni sayması, vazgeçmeyeceğimizi, gerekirse sessizliğimizi bozacağımızı, bir telefonla kadın örgütlerini ilçeye yığacağımızı, midelerimizin o kadar geniş olmadığını, bu adamlarla hala nasıl aynı çatı altında çalışabileceğimizi düşündüklerini, kaymakam beyin kayıtsızlığını söylemesi olaylara sonu getirdi. Ertesi gün her ikisi de okuldan alındılar. Ama ikisinin de yüzünde herhangi bir utanç ifadesi görmedim. Okulda benim kalmam ve onların gitmesinin yarattığı duyguyu ifade etmem mümkün değil. Tabi benim lezbiyen olmam bütün ilçe tarafından duyulmuş, küçük bir yer olduğu için dilden dile anlatılmış, veliler konuya vakıf olmuş, beni bilmeyen öğrencilerim de öğrenmiş oldu. Bu da üstümden büyük bir yükü kaldırdı. Yani bugüne bugün karşınızda her ne kadar söylemek istemesem de –devletin lezbiyeni- var.

Eşcinsel öğrenciler konusuna gelince, elbette varlar. Onlarla olan iletişimimi ve rehberliğimi gizli yürütüyorum. Her şey hayal gibi yaşanmış olsa da konu öğrencilere gelince öğretmenlerin tavrı yavaş yavaş iyiye gitmekle beraber yine de öğrenciler açısından bir risk taşıyor.  Şimdilik burada çok mutluyum. Sevgilimle burada yaşıyoruz. Çok rahat konuşuyorum. Çok rahatız. Hatta geçenlerde jandarma komutanı bir yemekte yanımıza gelip huzurumuzun yerinde olup olmadığını sordu, bir şey olursa kendisine iletmemizi, yanımızda olduğunu söyledi.

Tabi ki ben oldukça sıradışı bir örneğim. Bu deneyimi de orada benim gibi olan meslektaşlarıma umut vermesi açısından paylaşıyorum. Benim kadar şanslı olmadığınızı biliyorum. Naçizane önerim eğer açılacaksanız bir stratejiniz olsun. Ölçün, tartın, biçin, çevrenizi hazırlayın ve sonra açılın. Ve bir diğer önerim de dilinizden saygıyı ve iletişime olan inancınızı yitirmemeniz. Ve son olarak da konu her ne olursa olsun mümkün olduğunca etrafınızda kullanılan nefret ve şiddet diline sakin ve mantıklı bir şekilde müdahale etmeniz.  Hepinize kolaylıklar diliyorum. Aşkla Kalın Eyy Cemaati el ci bi ti ay qu yu vi dabılyu iks vay zet…

Yazı dizisindeki diğer anlatılar:

Lubunya öğretmen olmak 1: Güvenli alanlar yaratabiliriz!

Lubunya öğretmen olmak 2: Alışın, gitmiyorum!

Lubunya öğretmen olmak 3: Anaokulu çalışanı oldum!

Lubunya öğretmen olmak 4: Öğretmenliği neden bıraktım?

Lubunya öğretmen olmak 5: Bir kefede açık yaşamak diğerinde kariyer

Lubunya öğretmen olmak 6: Kendin olamadığın her an…

Lubunya öğretmen olmak 7: Güvenli liman?

Lubunya öğretmen olmak 8: Kendi ütopyanı yaratmak

Lubunya öğretmen olmak 9: “Hocam sıkıntılı bir durum var!”