Kadın

Çuvaldızı kendimize batırıyoruz, şiddeti konuşuyoruz-III

Cuma, 3 Kasım 2017

Kadın kadına ilişkilerde isim koymakta zorlandığımız şiddete karşı nasıl mücadele edebiliriz? Biraz konuşmak istiyoruz…

Hem mağduru hem faili olabildiğimiz bir konu olan kadın kadına ilişkilerdeki şiddetten konuştuk… Konuşurken de “sessiz kaldığımız şeyi gard almadan konuşmayı sağlayan nedir” sorusuna yanıt aradık.

Geçtiğimiz haftalarda Ankara’da yapılan Bağımsız Feminist İletişim Grubu (FİL)   atölyelerinin birinde konuşacaklarımızı sıralarken de gündem olmuştu şiddet. Bugün uygunsuz bir hareket olarak tanımladığım bir deneyimi anlatırken oradaki kadınların beni dinlemeleri, olumlu ya da olumsuz yargıda bulunmadan geçirdiğim süreci değerlendirmeleri beni çok rahatlatmıştı. Onlar da benzer deneyimler yaşamışlardı.

Benim için eril şiddeti tanımlamak oldukça netken bu mesele nasıl tartışılır, bunu henüz yeni deneyimliyorum. Bu yazı dizisi güzel bir başlangıç oldu,  en azından bu konunun konuşulabileceğinin sinyallerini vermeye başladık. Yazı dizisini okuyan birçok kişiden bir atölye yapma önerisi geldi.

Hepimizin, yargılanmayacağı, birbirimizin yargıcı olmayacağı ancak birbirimizi dönüştürecek alanlara ihtiyacımız var. Evlerimiz ve odalarımız yetmez, yeni alanlara ihtiyacımız var.

Kolektif düşüncelerden, birbirimizi dönüştürmekten vazgeçmeyelim, kendi adıma kibrimi bir kenara bırakarak bu atölyeleri heyecanla bekleyeceğim.

Yazı dizisinin son aktarımı Nazime’den. Nazime meşru şiddet olmaz diyor.

Nazime: İkimizin de kadın olması bana şiddet uygulamanı meşru kılmaz

Öznesi kadın diye hiçe sayılan şiddet, şiddeti destekler durumda kalıyor. Şiddetin manasını kapsamını gördüğümüz yerde “dur” demeyi ön görmek gerekir. Flört şiddetinin anlaşılması çoğu zaman olayın idraki bakımından zor olsa da hissine bakılarak yol alınabilir diye düşünüyorum. Senin kadın olman benim kadın olmam senin beni taciz etmen ya da şiddet göstermeni meşru kılmaz. Bunu bir kafana koysan mı bariii…