Gökkuşağı Forumu

Kendi mücadelen

Perşembe, 2 Kasım 2017

“Yalnız’’ gibi görünürsün ama heybendekiler dokunur yüreğine.

Hepimiz iki farklı insanın birleşimi ile tesadüfen dünyaya geliriz. Tesadüfi gelişimizi sahiplenen bu iki insan, hayatımızı kendi deneyimleri ile şekillendirmeye başlar. Karakterimizi oluşturmak isteyen bu iki insanın mücadelesini görünce, kendi mücadelemizi vermeye başlarız, “benliğimizin mücadelesini’’. İşte burada verilen ilk mücadele, kendini yeni mücadelelerin içinde bulacaktır.

İşiterek, görerek ve deneyimleyerek belli başlı yolculuklara çıkarız. Her yolculuk bazen bilgece bazen de içi boş bir fıçının ağırlığınca yüklenir benliğimize. Yolculuğun kapıları çoğaldıkça benliğimizin bin bir çeşit halleri, hayatımızın rengini de çoğaltacaktır. Sürekli bir mutlu olma derdini bırakıp belki de huzurun doyumsuz tadını almayı becereceğiz.

Hayata değer katmayı öğrendiğimiz an, kendi benliğimizle şekilleneceğiz. Değer katacağını anladığında ise, acılarının bu değerle şifa bulacağına inanmaya başlayacağız. Bazen yazarak, bazen okuyarak, bazen de görerek ve deneyimleyerek.

Yeniden yola çıkmak için, ayrıntılara takılacaksın. Derine kazma işi başlar artık ve bir daha da iflah olmazsın, bu eylemden. Her ayrıntıda hayatı sabote edenlerle karşılaşırsın. Bunlar tekrarlandıkça bu sefer zihinsel eylemin başlar, hem de kafandaki tekerleğin akışına izin vererek. Biraz daha katılaşarak yoğrulmaya başlarsın. Hem de hiçbir kuralı ehlileştirmeden.

Tekerleğin akışı hızlandıkça deneyimin peşinden koşacağız. Bu deneyimlere bazen yalnız bazen de sihirli sözcükleri aydınlatacak insanlarla gideceğiz. Yolun sonunda her deneyimi anlatmamıza yardımcı olacak sihirli sözler bulacağız. Çıktığımız bu yolculukta yeni bir sözcüğü heybemize ekleyeceğiz. “Yalnız’’ gibi görünürsün ama heybendekiler dokunur yüreğine. Bu insanı çoğaltabilen bir şeydir, eksiklik değil.  Belki de özgürlüğün içindeki sihirli kelimedir, tam da karşısında durduğu için. Kendi içindeki insanla konuşabilmektir. Bir yandan da “karşı geldiğine karşı bir mücadeledir.’’ Asla bundan büyük pay çıkarmazsın, kolektif aklın gücüne de inanarak yoluna koyulursun.

Yolculuk sadece bununla sınırlı kalmaz. Her ilerleyişin, ruhunu daha çok okşayan şifalı sözcükleri bulmaya devam edecektir. Düşünmek. Düşündüğünü yorumlayıp içselleştirmek. İçselleştirdiğini deneyim olarak yeni kılıflara sığdırıp, yeni bir insan yaratana kadar. Kavram bulmamış düşüncelerini, zihinsel eylemlerinle taklit ederek anlamlandırırsın. Kemikleşmiş olan her şeyi normalleştirmeden, yeni anlamlarla şekillendirirsin. Birçok şeyin mührü vardır, onlar bize kim oldukları hakkında küçük bilgiler verir, yolculuk sırasında bu mühürler sihirli sözcükleri aydınlatmaya yardımcı olacaktır. Bazen de oyunlara takılıp, basit nesnelere yoğun anlamlar yükleyerek devam edeceğiz.

Aslında bütün mesele görmek. Hem de doyumsuz bir görüş. Her şeyi en çıplak ve saf hali ile. Ne zaman ki gördük, işte o zaman yalnızlaştık.

Yüz yılar öncesinden bizden öncekilerde demişti: “Görmesini bilene iki göz yeter’’ diye.