İnsan Hakları / Eğitim

Lubunya öğretmen olmak 4: Öğretmenliği neden bıraktım?

Perşembe, 19 Ekim 2017
Haber: Kaos GL

Lubunya öğretmen olmak dizimizin dördüncü yazısında Gamze anlatıyor: Bir gün hocaların bulunduğu odada otururken Fen hocamız aniden “Şu top olan öğrenci var ya…” dedi.

Lubunya öğretmen olmak yazı dizisinde yeni konuğumuz Gamze, dershanede öğretmenlik yaptığı dönemde bir öğrencisine dönük homofobiyi, kendisinin de açılmasını ve ardından öğretmenliği bırakma kararına giden süreci anlatıyor ve her şeye rağmen ekliyor: “Ama umutluyum. Dünya hızla değişiyor. Artık alışacaksınız.”

Gamze’nin yaşadıkları kendi ifadeleriyle şöyle:

Şu an öğretmen değilim, ancak bir dönem öğretmendim. Hepimizin bildiği büyük bir dershanede uzun süre çalıştım. Şimdi muhtemelen özel okul olmuştur.

LGBT birey olduğumu ilk zamanlar söylemedim, yani yeri gelmedi. Gerekiyor mu zaten kimlere ne hissettiğimi birilerinin bilmesi… Diye düşünürken o vakit geldi çattı.

Eşcinsel bir öğrencimiz vardı. Kendisi ile uzun uzun konuşurdum. Çok sevecen ancak içine kapanık bir çocuktu. Bir gün hocaların bulunduğu odada otururken Fen hocamız aniden “Şu top olan öğrenci var ya…” dedi. Yüksek tansiyonda bir beyin zonklaması vardır. Gerçekten beynim gelmeli gitmeli oldu. Aklım havaya uçtu. Bu insan formasyon almış biri. Bir öğretmen. Öğrencisine lakap takıyor, top falan diyor.

Nasıl korunur ki o öğrenci? Kendimi anlatmadan koruyamazdım. O anda işte Milan Kundera’nın dediği gibi, iktidarın yaraladığı yer kimliğim oldu.

Ben de toptum. E, “Ben de topum bir sorununuz mu var toplarla?” dedim. Öfkelendiğimde hep titrerim. Yine titredim. Ama söylemeden önce söylemeye karar vermek çok zordu. Ağızdan çıktıktan sonra tansiyonum iniverdi. “Ne demek siz de topsunuz? Ben size bir şey mi diyorum? Topluk ne alaka?” tarzı cümleler kurarken sonunda herkesin duyacağı şekilde sesimi yükselttim. “Ben biseksüelim. (Panseksüel desem anlamayacaklardı.) Kadınlardan da erkeklerden de hoşlanıyorum.” dedim. Gerçekten kimse bir şey diyemedi. Diyemediler çünkü kendi hayatlarının içinde bir ibnenin var olduğunu öğrenmeleri ve bunun da halihazırda bir erkek arkadaşı olan kadından gelmesi şaşkınlığını yaşıyorlardı.

Birkaç öğretmen bu duruma gülmeye başladı. Hem kadından hem erkekten hoşlandığımı söyleyince, odadaki herkes kendine bir pay biçti. Şu an açıkçası o konuşmadaki tek pişmanlığım diğer hocalara dönüp “Korkmayın sizi sikmem.” demediğim için oldu. Çünkü malum panseksüellerin, biseksüellerin herkesi okşamak için kapı, pencere aralıklarında süründüğünü sanan, dünyanın tamamına kayma arzusuyla, ateşiyle yandığını sanan bir grup var. Aynı grup o eşcinsel çocuğumun da onları arzulayacağını falan sanıyordu. Kız öğrencilerinin de kendilerini arzuladığını sanıyorlardı demek ki. Mantık bunu gerektirir.

Hikaye nasıl bitti? Hikaye benim öğretmenliği bırakmamla bitti. Neler görmedim ki? LGBT öğrencilere öğretmenlerin davranışlarını göre göre, dershanede uyarı ala ala sonunda anladım. Benim işim değil bu. Yüreğim dayanmadı. Sustum olmadı. Konuştum nereye kadar? Kime, ne kadar? Başka bir sektöre göçtüm.

LGBT birey olup, öğretmenliğe devam edebilen herkesi kucaklıyorum. Onlar hem kendileri için hem de çocukları için savaşmak zorundalar.

İnsanların cinsiyetleri ve cinsel yönelimleri nefret nesnesi haline getirmelerini asla anlayamayacağım.

Ama umutluyum. Dünya hızla değişiyor. Artık alışacaksınız.

Yazı dizisindeki diğer anlatılar:

Lubunya öğretmen olmak 1: Güvenli alanlar yaratabiliriz!

Lubunya öğretmen olmak 2: Alışın, gitmiyorum!

Lubunya öğretmen olmak 3: Anaokulu çalışanı oldum!