İnsan Hakları / Eğitim

Lubunya öğretmen olmak 2: Alışın, gitmiyorum!

Perşembe, 12 Ekim 2017

Lubunya öğretmen olmak yazı dizimizin ikinci konuğu Utku Yaşar: Kurucu bana farklı davranmaya başlamış, okulla ilgisi olmayan işler yüklemeye fazladan çalıştırıp yıldırmaya çalışmaya başlamıştı bile ama kolay kolay yılmaya niyetim yoktu.

5 Ekim Dünya Öğretmenler günü dolasıyla KaosGL.org için “LGBTİ öğretmenler ne sorunlar yaşıyorlar” tadında bir haber yapmak için paylaşımıma sosyal medyadan dönüşler inanılmaz heyecanlandırdı. Bir günlük bir haber-yazı yerine diziye dönüştürmemi sağlayacak kadar çok kişi ile yazıştım.

2010’da eşcinsel, biseksüel ve trans öğretmenlere ulaşma ve örgütleme çabamızda biraz hüsrana uğramıştık. Ancak 25 yıldır verilen mücadele; her alanda olduğu gibi eğitim alanında da karşılığını veriyor. Eşcinsel, biseksüel ve trans öğretmenler artık deneyimlerini paylaşmaktan çekinmiyorlar.

Ad ve soyadlarını açıklamaktan imtina ediyorlar çünkü bu alanda maruz kalabilecekleri ihlaller öğretmen arkadaşların mesleklerini icra etmelerine engel olabiliyor.

Öğretmenlerin deneyimlerini sizlerle paylaşacağımız yazı dizimizin ikinci konuğu Utku Yaşar:

28 yaşındayım, güzel sanatlar fakültesi resim bölümü mezunuyum. Okuduğum bölüm ve fakültenin bana sağladığı küçük bir rahatlık vardı kimliğimi-bana göre kimliksizliğimi-yaşamam konusunda.

İş hayatında özellikle eğitimcilikte bu kadar rahat olamayacağımı biliyordum, olmadım da. Toplumsal erkek rolünü oynamak benim için çocuk oyuncağı olacaktı ki “oynamayı” severim. Ama maalesef arkadaşlarımla dışarı çıkıp eğlenmeyi de bir o kadar severim.

Birçok kez öğretmen arkadaşlarımla dışarı çıktım. Onlar bana erkek ve kadın partnerlerinden bahsederken ben susup oturamazdım. İletişimimi yalanlar üzerine kuramazdım. Beğendiğim ve beğenebileceğim tiplerden bahsettim ben de.

Bir süre sonra her eşcinsel erkeğin başına gelmiş olan şey oldu. Bir grup kadının maskotu oldum. Dertlerini acılarını ve aile hayatlarını dinledim. Bütün bunlara pek ilgi duymasam da kadın ruhundan anlamam beklendi her zamanki gibi “Beni tanıdıktan sonra homofobilerini yendiklerini” söylediler.

Benden önce eşcinsellerin yarasa kanatlı ve unikorn boynuzlu olduğunu sanıyorlardı zaar. Kendimi eşcinsel olarak ben tanımlamadım da, onlar tanımladı ben de sahip çıktım (her zaman olduğu gibi)

Konu geç kalmadan patronun-kurucu müdürün- kulağına gitmişti. Kurucu bana farklı davranmaya başlamış, okulla ilgisi olmayan işler yüklemeye fazladan çalıştırıp yıldırmaya çalışmaya başlamıştı bile ama kolay kolay yılmaya niyetim yoktu. İşe ihtiyacım vardı ve öğrencileri seviyordum. Elimden gelen her şeyi yaptım; kendi cebimden grafiker tutup okul kurucusunun ortak olduğu barlarının-ya da pavyonlarının- logosundan tabelasına kadar yaptırdım.

Okul içi yüklenen işlerden bahsetmeyeceğim. Hepsi mesaim dahilinde ve başım üzerinedir.

Haziran yaklaştı. Bir senelik sözleşmelerimizi yenilemek üzere sırayla kurucunun odasına gittik. Kurucu anlaşamadığımızı ve önümüzdeki sene benimle çalışamayacaklarını söyledi ve sonunda ağzındaki baklayı çıkardı, bundan sonraki iş hayatımda yönelimlerimi herkese söylememeliymişim. Babacan bir tavırla öğüdünü verdikten sonra bu ayrılışımızı karne gününe kadar öğrencilere söylememem gerektiği konusunda da beni uyardı.

Öyle de yaptım. Karne gününe kadar iş ahlaki gereği benden bekleneni yaptım. Karşı tarafın “ahlak” ve etik konularda biraz sıkıntıları olsa bile.

Duydum ki orta okul ve lise çocukları için yanlış bir rol modelmişim. Pek mükemmel bir tip değilimdir evet ama bu biraz kırıcı oldu. Bir kadın öğretmenin üzerine yürüyen, yemekhaneciyi yanlış park etti diye dövmeye kalkan adonislerinden arabasının modeline kadar her şeyiyle “erkek” beden eğitimi öğretmenimiz hala görevinin başında ve çocuklara “iyi rol model” olmaya devam ediyor. Bense burada olmaya var olmaya ve hayatta kalmaya çalışmaya devam edeceğim.

Alışın. GİTMİYORUM.

İlgili haber:

Lubunya öğretmen olmak 1: Güvenli alanlar yaratabiliriz!