Yaşam

Burçlar ve aktivistler – Gaddar bir Oğlak: Yıldız Tar

Pazartesi, 11 Eylül 2017

Burçlar ve aktivistler yazı dizimizin beşinci konuğu gaddar bir Oğlak, Yıldız Tar: Oğlak sevdiğini sever, kendini ona açar; sevmediğini ise yok sayar. Bence doğru bir iletişim biçimi bu.

Merhaba sevgili Lubun Astroloji okurları. Bu hafta, Burçlar ve Aktivistler köşesine sultanların sultanını konuk ettik. Sultan deyince hepinizin aklında muhtemelen o isim canlanmıştır; Yıldız Tar!

İstanbul Onur Haftası'nda Yıldız ve ben yine Yıldız'ın bildiği çok güzel mekanlardan birinde, biralarımız eşliğinde sohbete koyulduk. Yıllarını gazeteciliğe vermiş birinin ağzından laf almak benim için pek de kolay olmadı. Yıldız Sultan oğlak burcuyla ve özel hayatıyla ilgili neler söylemiş birlikte okuyalım.

Merhaba Yıldız. Benim ilk sorum; Yıldız TAR kimdir ve ne burcudur?

Yıldız Tar; bildiğin lubunyadır. Oğlak burcudur. Yükseleni de balık...

Aa, kaç yaşındasın peki?

Lubunyaya yaşı sorulmaz. Yükselenimin etkilerini henüz taşımıyorum diyeyim.

Burçlara inanıyor musun?

İnanıyorum.

Peki sence oğlak burcu nasıldır?

Oğlak burcu çok disiplinli, işkolik ve takıntılı bir burç. Duygularını kolay göstermez, saklamayı tercih eder. Çoğu insan bu yüzden oğlakların soğuk kişilikler olduğunu düşünür. Yalan da değil, birazcık da soğukturlar. Kibirli olduklarını düşünürler. Yine yalan da değil, birazcık da kibirlidirler ama çok güvendiği insanlara duygularını bir kere açtıktan sonra bir balıktan bile daha fazla duygusal olup sevdiklerini darlayabilir oğlak. Bir yandan da oğlak burcu sessiz sakin gözükür ama bin beş yüz hesabı vardır. Dikkatli olmak lazım. Oğlakları kızdırmamak gerek.

Sence oğlak burcu gaddar mı Yıldız? Bence oğlak biraz gaddar bir burç.

Bence biraz gaddar. Ama yine de oğlak burcunun yumuşak karnı var. Biri ağladığında veya mutsuz olduğunda vicdan yapıyor ama kişiyi o aşamaya getirene kadar da gaddar olabiliyor.

“Bir Türkan Şoray, bir de ben! Kurallarımı asla çiğnemem!”

Bence oğlak burcunun kuralları var ve kuralları çerçevesinde hareket edip ilişkilendiği insanlardan da o kurallara uymalarını istiyor. Senin için de durum böyle mi?

Bir Türkan Şoray bir ben. Kurallarımı asla çiğnemem. İnsanın ilkelerinin olması güzel bir şey bence. Çoğu zaman diğer burçlardan arkadaşlarım bir gün yan yana durduğu insanla ertesi gün kavga ediyor. Bir hafta bu durumun dedikodusunu yapıyor ve bir hafta sonra içki masasında yine beraber oturuyorlar. Bende ve oğlaklarda öyle bir şey yok. Oğlak sevdiğini sever, kendini ona açar; sevmediğini ise yok sayar. Bence doğru bir iletişim biçimi bu.

Senin en anlaşabildiğin ve en anlaşamadığın burçlar hangisi?

Boğa en anlaşabildiğim burç. Boğayla birbirimizi tamamlıyormuşuz gibi geliyor bana. Oğlak arada boşverir, dağıtır... İskambil kartlarından bir kule inşa eder mesela oğlak ve kulenin bitimine yakın tam elinin tersiyle kuleyi yıkıp devirecekken, boğa elinden tutar ve oğlağa kuleyi tamamlaması için güç verir. Bir de akreplerle çok iyi anlaşıyorum. Özellikle yatakta. Hatta yatağa da gerek yok. Evin ve sokağın çeşitli yerlerinde akrep burçlarıyla çok iyi anlaşabilirim bence.

En sevmediğim burç ise balık çünkü balık duygusal falan değil. Duygu manipülatörü. Kendisi o kadar duygusal yaşamıyor ama çevresine öyleymiş gibi göstermeyi seviyor. Yolda yürürken ayağına diken batsa üç gün boyunca duygu sömürüsü yapabilir ve sen ona abartma dediğinde duygusuz bir insana dönüşmüş olursun.

Kendi burcundan memnun musun?

Memnunum.

Burcunun en sevdiğin ve en sevmediğin özelliği nedir?

Oğlak gereksiz ve manasız insanlarla vakit kaybetmez. Bu en sevdiğim özelliği. En sevmediğim özelliği ise mükemmeliyetçiliği.

“Beyaz atlı prensi bekleme yaşı geçti”

Oğlak burcu gerçek aşka inanan bir burç bence. Sen gerçek aşka inanıyor musun?

İnanıyorum ama beyaz atlı prens yok. Beyaz atlı prensi bekleme yaşım da geçti. Keşke on sekizlerime geri dönebilsem de daha da fazla insansam ama gerçek aşk var.

Rutin hayatın nasıl geçiyor? Yıldız Tar nelerle meşgul olur?

Yataktan kalkar, uyanır. Eser miktarda sigara ve kahve içer, ayılır. Çalışmaya başlar. Çok seyahat eder. Hiç sevmem seyahati. Aslında oğlak da sevmez ama seyahatlerim hiç bitmiyor.

Sence bu mekanda, yaşadığımız coğrafyada ya da dünyada eksik olan ne?

Sorumluluk... İnsanlar yaptıkları her şeyin sorumluluğunu almayı öğrenmeli. Top oynarken kırdıkları vazoyu saklamak yerine “ben kırdım” diyebilseler dünya çok daha güzel bir yer olur ama herkes kırık vazoyu saklamaya çalışırken komik duruma düşüyor. Hiç gerek yok.

Peki herkesin merak ettiği noktalardan birine gelmek istiyorum. 'Sultanlık' nerden çıktı?

Can sıkıntısından çıktı. Muhteşem Yüzyıl muhteşem bir diziydi. Kösem kısmını harcadığım emeklere yazık olmasın diye devam ettirdim. Herkes drama queen, star ve daha birçok şey aslında. LGBTİ camiasında hepimiz küçük prensesler olduk. Ben de biraz yerli sos katıp sultan oldum. Fena mı?

“İktidar sahibi erkeği severim, yatakta iyidir”         

Peki sana işleyen şey neydi orada?

Güç... İktidar... Biz iktidarı hep erkeklerin elinde görmeye alıştık. Gerçi ben iktidar sahibi erkeği de severim yatakta iyi olur. Süleyman ve Pargalı hayatımın aşkıydı ama Hürrem kölelikten sultanlığa yükseldi. Hürrem’in o yürüyüşü, kölelikten sultanlığa yükselişini anlattığı o tirad benim için muhteşemdi. Hatice örneğin, ağlak sultan. O, sultan doğmuştu ama o kadar eğreti duruyordu ki zaten üzerinde… En sonunda yazık oldu Hatice'ye fakat Hürrem kan, ter ve gözyaşıyla elde etti konumunu. Yaptığı her şeyin farkında ve hakkıyla orada. Sultan doğup sultan olan tek kişi Şah Sultan'dı. Asildi, sahneyi ne zaman terk etmesi gerektiğini bilirdi. Bence Şah Sultan oğlak. Hürrem aslan. Hatice ise balık.

Yıldız Tar kendisini hangi sultanda buldu peki?

Vahide'nin oynadığı Hürrem'i sevdim. Daha gaddar, daha güçlü, daha ne istediğini bilen ve daha acımasız. Genç Hürrem yenildi, kazandı, yenildi... Vahide ilk sınavını Mehmet'te verdi. Her şeyini kaybetti. Süleyman'a verdiği cevaplar onun genç Hürrem'e göre daha iktidar sahibi bir sultan olduğunu gösteriyordu. Youtube'da Hünkar'ın Gölgesi diye bir sahne var. Okuyanlar aratabilirler. Hürrem'in çevresini sarmışlar. Taşlayacaklar Hürrem'i. Hürrem yalnızca onların arasından yürüyüp geçti. Muhteşemdi.

Kösem'i daha çok sahiplendin sen ama. 

En nihayetinde birinci Muhteşem Yüzyıl bir aşk hikayesiydi. Kösem ise bir iktidar hikayesi. Daha kanlı... Oyuncu seçimleri ve senaryo aksaklıkları kötüydü. Kösem'in ilk sezonunu Hülya Avşar ve Vildan Atasever kurtardı. Safiye Sultan'la Hülya Avşar coşturdu. Hümaşah da bir fırtına estirip çıktı. Beren kötü bir oyuncu seçimiydi. Nasya da kötü bir Hürrem kopyası oldu. Neticede oynadıkları dinamik artık eskimesini ümit ettiğim “heteroseksüel erkeğin fantezisini süsleyen yabancı batılı kadın” klişesiydi... Beren ise kendini yirmi yedinci bölümde buldu. Sonra da üç bölüm devam edebildi zaten.

Peki senin aşk/koli hayatın nasıl gidiyor?

İyi. Rabbim esirgesin maşallah. Her şey tıkırında. Bir süredir buralara aşk uğramıyor. Koli ise günlük hayatın rutini işte.

İş/eğitim hayatın nasıl gidiyor?

Yorucu ama güzel.

Ben çok teşekkür ederim Yıldız. Çok keyifli bir röportajdı. Kapanışı bir tiradla yapmak ister misin?

Bir kadın ömrüne birçok sıfat, isim sığdırır. Her deminde başka biri olur. Çocuk olur, kadın olur, ana olur. Hatta Rabbimin akıllı talihli kuluysa Sultan bile olur. Mühim olan senin kendine hangi ismi, hangi sıfatı biçeceğin...”

 

Ben Yıldız'a yeniden çok teşekkür ediyorum. Umarım kan, ter ve gözyaşı olmadan iktidarını, sultanlığını korumaya devam eder.

Başka röportajlarla yeniden karşınızda olacağım beybiler. Görüşmek üzere.