Medya

“Şûjini fazlaca batırdık ki kurtulmanın tek yolunu mühürlemekte buldular”

Çarşamba, 30 Ağustos 2017

“Devletin mühürlemekle bitiremediği bir avuç gazeteci kadın, bu durumu gullüme döndürmüş durumda: Senin ne hüküm verdiğinin ne önemi var!”

Gazete Şûjin editörü Sibel Yükler

Sadece kadınların çalıştığı ve altı dil/lehçede kadın odaklı habercilik yapan Gazete Şûjin 25 Ağustos’ta çıkan 693 sayılı KHK ile kapatıldı. Kapatılma kararının ardından Gazete Şûjin yaptığı açıklamada, “Bir kadın olarak susun” diyenlerin dünyasında, medyada kadınlara çizilen “makbul kadınlık” sınırlarını tanımadıklarını, kadın odaklı haberciliği esas aldıklarını belirterek,  ‘Erkekler ne hüküm verir demeden yazmaya devam edeceğiz’ sözünü yineledi.

“Medyanın diline, çuvaldız niyetine” sloganıyla yayın yapan Gazete Şûjin’in yayın hayatını, KHK’yı nasıl karşıladıklarını ve bundan sonra neler yapacaklarını Gazete Şûjin editörü Sibel Yükler ile konuştuk.  Sibel kapatılmayı güllüme çevirdiklerini, kadın gazetecilerin KHK’lar ile susmayacağını söylüyor.

“JINHA kapatıldığı zaman kadınlar tüm köşe başlarını büroya çevirmişti”

Öncelikle Gazete Şûjin KHK ile kapatılma kararını nasıl karşıladı? 

Kadın gazeteciler olarak erkek-devletle ilk karşılaşmamız değildi. Daha önce de dünyanın ilk ve tek kadın haber ajansı Jin Haber Ajansı (JINHA) KHK ile kapatılmıştı. O günden bu son KHK’ya kadar hep şunu söyledik: ‘Erkekler ne hüküm verir’ diye düşünmeden yazmaya devam edeceğiz.

Önünüze bir kararname geliyor ve bütün imzacıların erkek olduğunu görüyorsunuz. Burada cis erkekten bahsetmiyorum elbette, vurguladığım nokta bir zihniyet; erkek-devlet zihniyeti. Bedeninizden yaşamınıza, çıkaracağınız sesten ulaşacağınız kesime kadar sizin üzerinizde hüküm kılacağını düşünüyor. Zaten hayatın her alanında bu zihniyetin şiddetiyle karşılaşmış kadınlar olarak verebileceğiniz en iyi cevap susmamaktı. JINHA kapatıldığı zaman kadınlar tüm köşe başlarını büroya çevirmişti. “JINHA bizim sesimizdir, ne biz, ne de JINHA susacak” dediler. Devletin neden gazeteci kadınlarla uğraştığının cevabı da bu cümlede gizli. İktidara geldiği günden beri kadın-LGBTİQ+ düşmanı bir iktidar, en nihayetinde “Bir kadın olarak susun” diyordu. 

Şûjin yaptığı yayıncılıkla ve kullandığı dille hep bu zihniyeti teşhir etti. Kurmancî’de “çuvaldız” anlamına gelen ‘Şûjin’i fazlaca batırdık ki kurtulmanın tek yolunu mühürlemekte buldular. Unuttukları tek şey, o mührü dilimize vuramayacaklarıydı. Tüm bunların sonucunda kararı duyduğumuzda yılmadık ve dedik ki “Biz değil, siz susacaksınız.” Hala yazmaya, üretmeye devam ediyoruz. Devletin mühürlemekle bitiremediği bir avuç gazeteci kadın, bu durumu gullüme döndürmüş durumda: “Senin ne hüküm verdiğinin ne önemi var!” Onların mührü varsa bizim de direncimiz var.

“Şûjin kimsenin görmediği, kimse için ‘haber değeri’ olmayan tüm hikâyeleri duyurdu”

Gazete Şûjin yayın hayatında neler yaptı? Kimlere ulaştı?

Şûjin gazetesi açısından bakınca Aralık ayından beri yayındaydık. Şûjin’e bizden önceki kadınların deneyim, birikim ve inadıyla başladık. Bu deneyim ve birikimler Şûjin’i başarılı kıldı. Medyadaki eril dile karşı mücadele verirken, yaşamdaki insan-devlet egemen sistemle de mücadele ettik. 

Rojava’dan Sur’a, Dersim’den Hasankeyf’e, Batman’dan Yüksel’e, İran’dan Ermenistan’a kadar her noktadan çoğu kez ilk olmak üzere doğrudan, alandan en güvenilir haberleri yayınladık. Rojava’daki kadın devrimi, Sur’daki yıkım, Batman’daki cinsel istismar, Hasankeyf’teki talan, Yüksel’deki direniş… Hepsinde başından sonuna geceli gündüzlü alandaydık. 

Batman’daki sistematik cinsel istismarı, Lice’de panzerle ezilen Pakize Hazar’ı, Van’da Aslıhan’ın evli olduğu erkek tarafından tasarlanarak katledildiğini, Erciş’teki okulda cinsel istismarı, Diyarbakır Emniyet’indeki işkenceleri, Yüksel’de Nuriye Gülmen’in ilk haberi ve ilk söyleşisiyle birlikte her gün gözaltına alınıp direnmesini ilk Şûjin duyurdu. 

Bunlar kötü haberler, biraz da güzel haberlerden bahsedeyim. Boncuk satan kadınlardan siyasetçi kadınlara, pazarda ürettiklerini geçim kaynağına dönüştüren kadınlardan bilim kadınlarına, kuş yemi satan kadınlardan ekmek yapan kadınlara kadar kimsenin görmediği, kimse için ‘haber değeri’ olmayan ya da haber değeri ‘hiyerarşik’ kategorize edilen tüm hikâyeleri duyurduk. Ayrıca, Şûjin kadın haberciliğinde eril tahakküme karşı nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiğini de göstermiş oldu. Yaşam alanlarına saldıran insanlara karşı öz savunmada bulunan caretta carettaları ya da sömürülen, katledilen hayvanları hayvan odaklı görerek haberleştirdik.

“Kapatılmadan iki gün önce siber saldırıyla sitemize erişim kilitlendi”

KHK’dan önce sorun yaşadınız mı? Şûjin kadınları haber peşindeyken zorluk yaşadı mı?

Evet, KHK ile kapatılmanın öncesinde de yayın yapmamızı güçleştiren olaylar yaşadık. Teşhir ettiğimiz erkek-devlet şiddeti nedeniyle birçok kez gazetemiz ve arkadaşlarımız tehdit edildi. Web sitemiz engellendi, hatta kapatılmadan iki gün önce siber saldırıyla erişimi kilitlendi. Yılmadık. Dünyanın her yerindeki kadınların, çocukların, LGBTİQ+’nın, hayvanların, canlıların, ezilen, görülmeyen, görmezlikten gelinen tüm halkların, kesimlerin sesi olmaya söz verdik. Anlattıklarımız bizlerin hikâyesiydi. Hep alandaydık, hâlâ alanlardayız. 

“Bugüne kadar dayanıştığımız ve dayanışmasıyla yaşatan kadınlar bizi ayakta tutacak”

Peki, bundan sonra? 

Hep yaptığımız gibi, üretmeye devam edeceğiz. Bizleri susturmak kolay değil, aslında doğrusu hiç mümkün değil. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Hangi ismi taşıdığımızın bir önemi yok. Aslı, çok zor şartlarda gazetecilik yaptık. Şiddetin, ölümün kıyımızda yer aldığı ve çoğu zaman ensemizde gezdiği vakitlerde bile yılmadık. Yazdığımız her haberin öznesi olduk; şiddete maruz kalan kadından katliama uğratılan halklara kadar… Bunlar var oldukça biz de olacağız. Özellikle bugüne kadar dayanıştığımız ve dayanışmasıyla yaşatan kadınlar bizi ayakta tutacak. Bizden öncekilerin, bizim ve bizden sonrakilerin dediği ve diyeceği gibi: Vardık, varız, var olacağız!