Yaşam / Din/İnanç

“Camimiz herkese açık”

15 Ağustos 2017
Haber: Kaos GL

“Kimin iyi kimin kötü Müslüman olduğuna biz karar vermeyiz. Bu kapıdan herkes girebilir – ister heteroseksüel, ister eşcinsel; bunu önemsemeyiz, bunu sorgulamak bizim görevimiz değil.”

Ecemnaz Canbaz, Damien McGuinness’in BBC’de yayınlanan “The Berlin mosque breaking Islamic taboos” makalesini KaosGL.org için Türkçeleştirdi.

Kırmızı tuğlalı kulesi ve vitraylarıyla Saint Johannes, herhangi bir 19. yüzyıl Protestan kilisesi gibi görünüyor.

Fakat arka tarafına doğru yürüyüp birkaç merdiven çıktığınızda girişte titizce dizilmiş ayakkabılar ve köşeye yığılmış seccadelerin olduğu beyaz ve basit bir odayla karşılaşıyorsunuz. Çünkü burası bir cami.

Kilise hâlâ işlev gösteriyorken bu oda da kilise tarafından kiraya veriliyor.

Ancak caminin olağandışı olmasının nedeni yeri değil. Bu cami buraya gelen insanlardan dolayı olağan dışı olarak görülüyor. Berlin’in en yeni camisinde kadınlar ve erkekler birlikte dua ediyor, kadınların cuma namazlarını yönetmesine izin veriliyor ve gey, lezbiyen ve trans bireyler camiye kabul ediliyor.

Caminin kurucusu Alman ve Türk bir ailede dünyaya gelen hukukçu ve kadın hakları savunucusu Seyran Ateş, “Camimiz herkese açık” diyor.

“Ve bunu çok ciddi bir biçimde söylüyoruz: herkes, her yaşam tarzı. Bizler tanrı değiliz. Kimin iyi kimin kötü Müslüman olduğuna biz karar vermeyiz. Bu kapıdan herkes girebilir – ister heteroseksüel, ister eşcinsel; bunu önemsemeyiz, bunu sorgulamak bizim görevimiz değil.”

İslam Reformu

İbn Rüşt-Goethe Camisi, kucaklayıcı İslam olarak bilinen ve gittikçe büyüyen hareketin bir parçası.

Günümüzde tüm dünyada liberal Müslüman topluluklar ve herkesi kucaklayan camiler var. Bazıları kişiye ait evlerde, diğerleri ise sürekli değişen mekânlarda bulunuyor. Fakat Seyran Ateş, Berlin Camisi’nin kapısındaki tabelasıyla herkese açık olan ilk kalıcı liberal cami olduğu için, daha kapsayıcı bir İslam yolunda büyük bir adım olduğunu söylüyor.

“Yeni olan şey buranın kalıcı bir yer olması. Buraya sadece birbirini tanıyan insanlar gelmiyor. Burası kapalı bir kulüp değil. Biz herkese açığız. Herkese buranın onların da gelebileceği bir yer olduğunu söylüyoruz.”

Kapsayıcılığı benimseyen ilk camilerden biri, şu anda Fransa’da hukukî eşiyle birlikte yaşayan Cezayirli gey imam Ludovic-Mohamed Zahed tarafından Paris’te 2012 yılında kuruldu. Zahed, bu kapsayıcı camilerin başka yerlerde - İngiltere dâhil - kurulmasına yardım etmek için Ateş’le birlikte çalışıyor.

Berlin’deki yeni caminin ziyareti sırasında “Avrupa, İslam’ın reformu olarak düşündüğümüz olgu üzerine çalışabileceğimiz bir yer,” diye belirtiyor.

“Çünkü biz; konuşma özgürlüğüne, demokrasiye, eğitime ve refaha sahibiz.”

Ona, eşcinselliği bir günah olarak gören Müslümanlara ne söyleyeceğini sordum.

“Müslüman olmanın yanında gey veya özgür bir kadın olunamayacağına inanan Müslümanlara; kadın ve Yahudi düşmanı ve homofobik olduklarını ve Müslüman gibi davrandıklarını söylerim” diye cevapladı.

“Çünkü İslam kendinle ve başkalarıyla barış içinde olman demektir. Yani bu durum bir oksimoron, yani bir zıtlık olur.”

‘Benim için yeni bir şey’

Cami tartışmalara neden oluyor. Ateş; Türkiye ve Arap dünyası başta olmak üzere radikallerden yüzlerce ölüm tehdidi aldı.  Camisinde Kur’an’ın ayaklar altına alındığı fotoğrafları kullanan bir Türk televizyonunun sahte haberi bazılarını oldukça kızdırdı. Aslına bakılırsa, Ateş’in söylediğine göre, Kur’an, haberi çekmek üzere camiye gelen haberciler tarafından yere atılıp üzerine basılmıştı.

Ateş aynı zamanda da Türk yetkililer tarafından ortaya atılan Fethullah Gülen’i desteklediği iftiraları yüzünden birçok tehdit aldı. Bu tehditler sonucunda, hali hazırda içinde bulunduğu polis koruma önlemleri artırıldı.

Türk dini otoritesi Diyanet ve Mısırlı devlet adamları bu camide yapılanın “İslami” olmadığını öne sürdüler. Fakat onunla aynı görüşte olmasa bile bu ölüm tehditlerini lanetleyen bazı Müslümanlar var.

Opa, Almanya’yı ziyaret eden Müslüman bir Gambiyalı, kadın ve erkeklerin birlikte ibadet etmelerindeki sorunları belirtiyor. Kadın ve erkeklerin bir arada bulunduğu namazların bazı ibadet eden kimseler için dikkat dağıtıcı olabileceğini söylüyor.

“Bana kadınlar ve erkeklerin birlikte namaz kıldıklarını söylediklerinde şaşırdım. Çünkü normalde erkekler önde, kadınlar ise arkadadır. Aralarında bir bariyer vardır ve böylelikle birbirlerini göremezler. Bu benim için yeni bir şey.”

Ne diye yargılamalıyım?

Camide, Kur’an’ın nasıl ezberleneceğiyle ilgili bir çalışma grubunu yöneten Miriam’le karşılaşıyorum. 28 yıldır Berlin’de yaşayan Pakistanlı Laqa’ya ayetlerin doğru telaffuzlarını sabırlı bir biçimde anlatıyor.

Bana bu caminin asıl öneminin diğer insanların İslam’a karşı olan görüşlerine gösterdiği hoşgörü olduğunu söylüyor. Ateş’ten farklı fikirleri olup olmadığını soruyorum.

“Bu çok basit,” başını göstererek gülüyor.

“Ben başörtüsü takıyorum ve o bunu farklı yorumluyor ama “Seyran Ateş Camisi” istemediğini de söylüyor. Caminin herkes için olmasını istiyor. Aslında liberal veya muhafazakâr gibi isimlere takılmak istemiyorum. Bu hoşgörü ile ilgili ve hoşgörü dinimin en temelinde bulunuyor.”

Laqa, “bu bizim dinimizin dayandığı temel” diye ekliyor. “Hepimiz eşitiz, nasıl görünürsen görün, ten rengin ne olursa olsun, ister gey ister lezbiyen ol” diyor. “Tanrıyla benden daha iyi bağları olup olmadığını bilemem. Bunu nasıl yargılayabilirim ki? Yargılayamam. Yargılamamalıyım.”

Bu caminin; liberal ve muhafazakâr tartışmalarından veya kadınların başörtüsü giyip giymemesi gerektiği konusundan çok daha fazlası hakkında olduğu ortada. Ateş bunu İslam’da devrim olarak görüyor.

“Muhafazakârlar ve Ortodoksların bizi kabul ettikleri gibi biz de onları kabul etmeliyiz; barış içinde herkesin bir araya gelebileceği; İslam’ın tüm parçalarının birbirini kabullendiği – bu benim hayalim.”