Yaşam

Üç noktalı cümle duygusallığında queer bir dövmeci

Perşembe, 25 Mayıs 2017

Ezgi Berik, queerlerin ve kız kardeşlerin tenine dayanışmayı işliyor.

Sosyal medya platformları her dönem kendi ünlülerini yaratıyor. Fenomenler ya da kısaca fenolar, taraflarını ve aslında politik duruşlarını da “ummadık olaylar” ardından gösteriyorlar. Ülke gündeminde kendine yer bulan olaylardan sonra ister istemez takip ettiğimiz bu internet ünlülerinden politik olarak doğru tepkiler bekliyoruz. Bazen tam istediğimiz tepkileri görürken bazen de tüm takipçilerini etkileyecek kötücüllükte tepkilerle karşılaşabiliyoruz.

Twitter’ın fenomenleri de böyle yükseliyor. Kimi zaman ortak derde ya da yumuşak karna dokunan tweetlerle kimi zaman sosyal platform direnişiyle karşımıza çıkıyorlar. Peki biz kendi fenomenlerimizi bulabiliyor muyuz? Bir marka sevgililer günü ile ilgili reklam filmi yaptığında, o reklam heteroseksüel ve cisgender görünür bir reklamsa “Çok sağlam olmuş” değil de “Kapsayıcı olmamış” diyen fenomenleri gözlerimiz arıyor mu?

Arıyor olabilir. O çok takipçili fenomenlerin hasta olduğunda çektikleri fotoğrafı “Sesim tro gibi olunca ben” açıklamasıyla paylaşımlarını her yerde görmek zorunda değiliz. Kendi sesimizi güçlendirecek ve yükseltecek hesapları takip edebiliriz.

Yeterli bir giriş olduysa, bugün “kendi içimizden” bir fenomenle tanıştırmak istiyorum sizleri. Kendisi üç noktalı cümle duygusallığında queer bir dövmeci, ayrıca #LebezyenlerTakipleşiyor hashtagini ortaya atan o nadide birey: Ezgi Berik.

Ezgi, gittiği şehirlerde queerlerin ve kız kardeşlerin tenine dayanışmayı işliyor.

Dövmelerde işlenmekte kediler kediler kediler ve Doktor Hazal'ın kolu.

Twitter’ın senin için ne ifade ettiğini sormakla başlayabiliriz gibi geldi bana.

Twitter benim için… Bu soru çok derya deniz bir cevap gerektirir aslında. Twitter’da kız kardeşlerim oldu, kendim gibi düşünen insanları tanıdım. Bir o kadar da insanların ne kadar çirkinleşebileceğini öğrendim. Gün içinde hep birlikte yeir geliyor gülüyoruz eğleniyoruz yeri geliyor dertleniyoruz. Bazen de yeri geliyor kendimizi hep birlikte eril ve homo/bi/transfobik hesapları bildirirken yakalıyoruz.

Twitter’ı bir mücadele ve dayanışma alanı olarak nasıl görüyorsun?

Twitter güzel bir mücadele alanı, yaşanılan bir tacizin sonunda failin ya da mekânın ifşası çok hızlı yayılıyor. Benim başıma şöyle bir olay gelmişti Twitter’da; bir kullanıcı başka bir kullanıcının annesi olduğunu iddia ederek “Sizden çok etkileniyor engelleyin lütfen kızımı” falan demişti. Sonra ortaya çıktı ki, kadının annesi değil eski sevgilisiymiş ve benim gibi “feminist ve lezbiyen” birini takip etmesini istemiyormuş. Bu olayın ifşasından sonra beni evimi biliyor olmakla, darp etmekle tehdit etti. Kadınla işbirliği kurarak olayı mahkemeye taşıdık. İkimiz için de 6 ay süreli koruma kararı çıktı, dava devam ediyor.

Bu davayı hayal meyal hatırlıyorum ben de, her gün farklı bir olayla karşılaşıyoruz aslında ve bu yüzden yaşanmış birçok istismar ve travmayı yüklüyoruz kendimize. Ben seni ne zaman görsem birilerine yardım etmeye çalışıyorsun, bu çok güzel bir dayanışma görüntüsü olarak karşımıza çıkıyor. Ben şunu da merak ediyorum bu noktada: İnsanlarla bu kadar dayanışırken, motivasyon yükseltirken senin kendine kalmadığın ve kendini yükseltemediğin oluyor mu? Böyle zamanlarda kendini nasıl yükseltiyorsun?

Tabii ki böyle zamanlar oluyor. Hatta benim genel olarak iki türlü hâlim var, ilki senin anlattığın dayanışmacı ve yükseltici bir hâl. Bu hâldeyken zaten yükseltirken yükselmiş oluyorum. Bu motivasyona önce benim inanmış olmam gerekiyor çünkü. Karşımdaki insanı mutlu görünce ben de mutlu oluyorum hâliyle. İkinci ruh hâlim ise gerçekten hiçbir şeye takati olmayan çok karamsar bir hâl. Eğer birisi böyle zamanlarda benden yardım istiyorsa hiç kırmadan gücendirmeden kendimin de iyi olmadığını belirtiyorum. Bazen de başka arkadaşlara yönlendiriyorum. O kötü hâlin ne olduğuu biliyorum ve kendi karamsarlığımla etkilemek istemiyorum.

Güzel bir yöntem, karşılıklı olarak da yanlış anlaşılmaları önleyecek bir yöntemmiş. O zaman gelelim en cafcaflı âna: #LebezyenlerTakipleşiyor ortaya nasıl çıktı?

Aslında nasıl ortaya çıktığını sen güzel yazmışsın. Twitter trollerinden birinin hakaret olarak lebezyen kelimesini kullanmasıyla başladı. “İbne” sahipleniliyor “lebezyen” niye sahiplenilmesin diye düşünerek bu hashtagi açtım. Şimdi bakınca iyi ki açmışım diyorum o hashtagle çok insanla tanıştım yeni. Harekette de kadın görünürlüğü konusunda sıkıntılar yaşıyoruz maalsesef her yerdeki gibi. Bu lebezyen macerası bu yüzden iyi oldu. Hashtag altında kadın seven kadınlar birbirlerini bulabiliyor ve takip edebiliyor.

Peki dövme yapmaya nasıl başladın?

Şimdi ben İstanbul’da yaşıyorum ama geziyorum da. Gezici dövmecilik yapıyorum bazen. Dövmeciliğim de böyle yine gezicilik yaparken başladı. Antalya’da hint kınası yapıyordum. Dövmecilik (kalıcı) çok ilgimi çekiyordu. Sonra İstanbul’a döndüğümde bir dövmecinin yanına girdim ve uzuuunca bir süre ustam olan kadını izledim, ondan öğrendim. Böyle böyle bugüne geldik.

Kendi mesleğimi bulmam da çok uzun zaman aldı. 30 yaşıma geldim ancak fark edebiliyorum hangi işi yapmak istediğimi.

Ay evet, Ege’de Gazetecilik bölümü okumuştun sen değil mi?

Evet öyle olmuştu. Aslında okumaya çalışmıştım dersek daha doğru olur. Dört yıllık bir İzmir maceram sonucu İstanbul’a döndüm ve o zamandan beri ara ara çıkıyorum geziyorum ediyorum.

İzmir insanın kalbinde böyle bir yara olabiliyor, iyi bilirim ben de. Bazen de insan o İzmir’i özleyebilmek için terk de ediyor. (Buraya biraz efkar kattık) NEYSE. Dövme yaptırmak isteyen birisi sana nasıl ulaşabilir?

İstanbul’dayım şimdilik, bana Twitterdan @rezervuarkedisi hesabından ulaşabilirler. Queerlere ve kız kardeşlere uygun fiyatla işliyorum dövmelerini. Bu işi gerçekten sevdiğim ve insanlarda güzel bir iz bırakmak istediğim için yapıyorum çünkü. Dileyenler @ezgilopp İnstagram hesabımdan işlerimi de inceleyebilirler.