İnsan Hakları / Çalışma Hayatı

Peter Drucker Ankara’ya geliyor!

Pazartesi, 8 Mayıs 2017

Homofobi Karşıtı Buluşma konuklarından gey, sosyalist yazar Peter Drucker’ı tanımak isteyen okurlarımız için metinlerinden pasajlar derledik.

Dünyanın önde gelen sosyalist aktivist ve yazarlarından Peter Drucker, “Emeğin Queer Politikası” başlığıyla 13-14-15-17 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek 12. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’ya katılacak.

13 Mayıs Cumartesi günü TÜMBELSEN Konferans Salonu’nda yapılacak oturumda “Queer Cinsellik(ler), Emek ve Ulus” başlıklı bir konuşma yapacak olan Drucker, Amsterdam’da 1993-2006 arasında Uluslararası Araştırma ve Eğitim Enstitüsü’nün eşbaşkanlığını yürüttü. Kapitalizm, emek ve queer üzerine önde gelen makale ve kitaplara imza atan Drucker’ın en önemli çalışmaları Different Rainbows ve Warped: Gay Normality and Queer Anti-Capitalism.

Buluşma öncesi Drucker hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen okurlarımız için Drucker’ın Türkçe’ye çevrilmiş metinlerinden pasajlar derledik.

Yeni Cinsel Radikalizm

“Gey kimliği birçok yönden bazı iktisatçıların 'Fordizm' dediği ve özellikle kitle tüketimi toplumları ve refah devletlerinde görülen kapitalist birikim biçimi tarafından şekillenmişti. 1945'ten sonra Fordist düzen altında, kapitalist ülkelerdeki işçi sınıfının yaşam standardı ciddi bir şekilde yükseldi. Bu düzende, emeğin üretkenliğindeki artış, fiili talebi düzenli bir şekilde artıran reel ücretlerdeki artışla ve ekonomik konjonktürdeki dalgalanmalardan darbe alan emekçi halka sağlanan toplumsal güvencelerle büyük ölçüde örtüşüyordu.

“Sonuç olarak tarihte ilk defa işçi sınıfından kitleler, öğrenciler ve diğer birçok insan, ailelerinden bağımsız bir yaşam kurabileceklerdi. İşçi sınıfının aile yapısı ve toplumsal cinsiyet rolleri de bu süreç içinde değişti. İkinci Dünya Savaşı, 19. yüzyılın ortalarından sonlarına kadar olan dönemde, geniş işçi sınıfı katmanları için, bir aileye yetecek ücret seviyesinin değer verilen bir fikir ve bazen de gerçeklik haline gelmesinden beri ilk defa,  ücretli emeği, en azından geçici bir süre için, saygıdeğer işçi sınıfı ve orta sınıf kadınları için bile normal hale getirdi.

“Bu dönüşüm 20. yüzyılın başlarında işçi sınıfı heteroseksüelliği ve homoseksüelliğinin karakteri olan belirgin toplumsal cinsiyet kutuplaşmasını yaraladı. Eğitime ve sosyal güvenlik sistemine yapılan harcamalardaki artış (en azından emperyalist ülkelerde) insanların kendilerini öğrenci veya genç olarak destekleyen ebeveynlerine, kirayı ödemeye yardım eden eşlere ve ihtiyarlıkta kendilerini yoksulluktan koruyacak çocuklarına olan ekonomik bağımlılıklarını azalttı. Toplumsal cinsiyet beklentileri mavi yaka sektöre kıyasla daha az katı olan servis, eğlence ve dinlence sektöründeki hızlı büyüme kalkınmış ülkelerdeki istihdamı kadınlar için o kadar olmasa bile erkekler için artırdı.”

Yeni Cinsel Radikalizm, İngilizce’den çeviren: Umud Dalgıç. Makalenin tamamı için tıklayınız.

Kurtuluşun Yeniden Keşfi: Lezbiyen/Gey Hareketi İçin Stratejik Sorular

“Üçüncü Dünya ülkelerindeki aynı cinsten birliktelikler ileri kapitalist ülkelerdekinin tıpatıp benzeri değildir.  Üçüncü Dünya’da yaşayan LGBT, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da gey/lezbiyen alt kültürlerinden genellikle fazlasıyla haberdardır, bilinçli olarak etkilenmektedir, hatta bilinçsiz bir şekilde kaynaştıkları da söylenebilir. Bununla birlikte bu ülkelerde erkeklerle birlikte olan erkekler ve kadınlarla birlikte olan kadınların kendilerine özgü, sınırları az ya da çok belirgin gelenekleri, gerçeklikleri, cinsellikleri ve kimlikleri vardır ki bunlar bazen ne kendilerince ne de dışardan görenlerce “gey” ya da “lezbiyen” olarak görünürler. Üçüncü Dünya ülkelerinde birçok kişi aynı cinsle birliktelik yaşadığı halde eşcinsel kimliğe sahip olmayabilmektedir. Birçokları da bu kimliğe sahip çıkmakta, sesini yükseltmekte, ortaya çıkmakta, bir araya gelmekte, kamusal görünürlüğü olan lezbiyen/gey hareketleri oluşturmaktadır.

***

“LGBT’ler demokrasinin hemen her hareket alanında tekrar tekrar dışlandıklarını gördüler: demokratik olduğu varsayılan kuruluşlardan, minimum  demokratik haklardan, hatta demokrasi savaşımından bile. Anayasalarla herkesin örgütlenme ve gösteri yapma hakkı tanındığında bile, yetkililerce  örgütlenmelerine izin verilmedi, gösterileri de vahşi polis saldırılarına maruz kaldı. Bunlar da LGBT’nin demokratik hayata dahil olabilmek için kendilerini örgütlemek için ısrar ettiler; demokrasinin savunucusu gibi görünen varolan diğer örgütlenmelerden bağımsız olarak. Bu anlamıyla bağımsızlık, otonomi, uzun süre Latin Amerika’da genel olarak feministlerin özellikle de lezbiyenlerin kafasını uzun süre meşgul etti. Varolan kuruluşlar LGBT’lerin hayatında da herkesinki kadar etkin oldukları için, LGBT’lerin bu kuruluşlarla  uyum sağlaması, etkileşime girmesi hatta bu kuruluşlarda aktif rol alması olasıdır. Bu da bazı problemleri ve tehlikeleri beraberinde getirir.”

Kurtuluşun Yeniden Keşfi: Lezbiyen/Gey Hareketi İçin Stratejik Sorular, çeviren: Koray. Kaos GL dergisinin 77. sayısında yayınlanan makaleye erişmek için tıklayınız.

12. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın tam programı için tıklayınız.