İnsan Hakları / Mülteci

Türkiye’de mülteciler zor durumda, LGBTİ mülteciler yalnız!

30 Nisan 2017

Ayman Menem: “Şiddetle karşılaşıp polise başvurduğunuzda kimse bize inanmıyor üçüncü ülkeye yerleşmek için yalan söylediğinizi düşünüyorlar.”

                                                    Fotoğraf: Koray Arkadaş

İnsan Hakları Programı kapsamında 2007 yılından beri mülteci hakları çalışması yürüten Kaos GL’nin düzenlediği “Türkiye’deki Sığınma Sistemi/LGBTİ Sığınmacı ve Mültecilerin Durumu” başlıklı eğitim programının ikinci günü ikinci oturumunun konuşmasıcı Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) Proje Koordinatörü Suriyeli Ayman Menem, LGBTİ mültecilerin İstanbul'daki yaşantısını anlattı.

Türkiye’de yaşayan Suriyeli Ayman Menem, konuşmasına bir soru ile başladı. “Neden biz Türkiye’deyiz, İstanbul’dayız ve neden başka bir Arap ülkesinde değiliz” sorusunu LGBTİ mültecilerin İstanbul’da kabul edildiklerini, yaşama imkânı bulduklarını söyleyerek cevapladı.

Suriyeli mültecilerin de LGBTİ mültecilerle benzer sorunlar yaşadıklarını ancak LGBTİ mültecilerin çok daha yalnız kaldıklarını ifade eden Ayman Menem, LGBTİ mültecilerin ailelerin de kendilerini terk ettiğini ve yeni geldikleri bu ülkede daha güçsüz hissettiklerini belirtti.

"İstanbul’da yalnızca bir yıl içinde –bildiğimiz- üç Suriyeli LGBTİ öldürüldü"

Suriyeli LGBTİ’lere yönelik iki çeşit şiddet biçimi olduğunu, birinin medya diğerinin de toplumun kendisinden gelen şiddet biçimi olduğunu söyleyen Menem, Suriye’de çok fazla ölüm tehditi ile karşılaştıklarını ekledi; “Aslında sadece tehditle kalmıyor çok fazla arkadaşımız da öldürüldü” diyerek sadece geçen yıl üç ölüm yaşandığını ve ailelerinin bu ölümlere rızasının olduğuna dikkat çekti.

“Şiddeti şikâyet için polise gidemiyoruz, polis de şiddet uyguluyor çünkü hem LGBTİ hem mültecisin”

Menem, “cinsel şiddet özellikle savaş dönemlerinde çok büyük rakamlara ulaşıyor. Toplumun kendisi LGBTİ’lerin şiddeti hak ettiklerini düşündüğü için bu şiddet biçimini içselleştirdi. Vakaların hepsini polise şikâyet etmek istiyoruz ancak polisin kendisinden de şiddete maruz kalıyor” diyerek mülteci ve LGBTİ olmanın şiddete daha açık bir ortam yarattığını ifade etti.

Birçok LGBTİ mültecinin kimliği olmadığını bu yüzden de polis ve devlet otoritesinden korktuklarını, hastaneye bile gidemediklerini, evde tedavi görmeyi tercih ettiklerini ifade eden Menem, diğer mültecilerin dahi LGBTİ’lerin bu durumu hak ettiklerini düşünüyor olduğuna dikkat çekti.

Menem, LGBTİ mültecilerin yaşadıkları şiddetin görünmez olduğunu şöyle anlattı: “şiddetle karşılaştığınızda ve polise başvurduğunuzda kimse size inanmaz, üçüncü ülkeye yerleştirmek için UNCR’a başvuru yapmak için yalan söylediğinizi düşünüyorlar.”

"Medyanın yaklaşımı nedeniyle ölüm tehditleri alıyoruz"

Medyadan gelen ayrımcı söyleme dikkat çeken Menem, basında LGBTİ mültecilerin yüzlerini gösteren fotoğrafların sosyal medyada ya da klasik medyada yer almasının, İslamcı terör gruplarının işine yaradığını bu fotoğraflar nedeniyle ölüm tehditleri aldıklarının altını çizdi.

Menem, kadın ve LGBTİ mültecilerin ev içi şiddetle baş etmek konusunda yetersiz olduğunu da belirtti. Suriyeli LGBTİ komitesi içinde biseksüel görünmezliği olduğunu ayrıca streotiplerin dayatılmasının da bir süre sonra şiddete dönüştüğünü vurguladı. Yeteri kadar “güzel” değilsen ya da daha çocuklu bisksüelsen topluluktan dışlanabiliyorsun.

“Memurun yüzüne baktığında gördüğü şey bağlayıcı oluyor”

Türkiye toplumundaki en büyük eksikliğin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konusundaki eksik bilgi, önyargılar ve yasaların keyfi bir biçimde uygulanması olduğunu belirten Menem, “sizin kim olduğunuz önemli değil, hakkınızda kararı verecek olan memurun sizin yüzünüze baktığında gördüğü önemli,  yasalar önemli değil, o memurun kararı önemli” diyerek konuşmasını sonlandırdı.