Gökkuşağı Forumu

Unutmak politiktir!

Perşembe, 27 Nisan 2017

Ankara Sanat Tiyatrosu sahnesinde 18 Nisan akşamı Ümit Denizer’in kaleme aldığı “Adalet, Sizsiniz” oyun sergilendi. Rutkay Aziz ve Taner Barlas’ı aynı sahnede, suçu ve adaleti sorgulayan bir oyunda izleme fırsatı bulan tiyatroseverler, Sokrates, Galileo, Sacco ve Vanzetti’nin son anlarına tanıklık ettiler.

Sokrates, Galileo, Sacco ve Vanzetti isimlerinden anlaşılacağı üzere, Ümit Denizer’in tek perdelik oyunu “Adalet, Sizsiniz”; yargının siyasallaştığı üç tarihi olayı sahneye taşıyor. Oyun, M.Ö. 5. yüzyılda Atina’da, Beş Yüzler Meclisi’nin ölüme mahkûm ettiği Sokrates, 1633 yılında Roma’da, Engizisyon’un müebbet hapse mahkûm ettiği Galileo ve 1927 yılında Boston’da, iki İtalyan göçmen işçi Sacco ile Vanzetti için verilen ırkçı ve hukuksuz idam kararını “erdem” ve “adalet” temelinde ele alıyor.

Muktedirden beklenen adaletin, adaletsizlikle sonuçlanacağı, adaletin aslında bizlerin, ötekilerin, ezilenlerin, yoksulların, göçmenlerin elinden geleceği hatırlatılıyor oyunda.

Perde üzerimize kapanıyor

Sacco ve Vanzetti’nin güvercinlerinin arkasındaki perde; küresel savaşa günbegün yaklaşan, sosyo-ekonomik eşitsizliğin artarak büyüdüğüne tanıklık eden ve bundan payını alan, toplumsal şiddet ve huzursuzluğun yarattığı tedirginlikle hayatını idame ettirmeye çalışan ve örgütlenme imkânlarının gitgide kaybolduğunu deneyimleyen bizlerin üzerine kapandı sanki.

“Adalet, Sizsiniz” oyununu, başka bir dönemde izlerseniz salondan daha az soruyla ayrılabilirsiniz. Ancak çevrenizde tweet yazdığı için, sosyal medyada bir fotoğraf beğendiği ya da attığı bir slogandan ötürü tutuklanan kişilerin sayısının arttığı bir dönemde bu oyunu izlerseniz, “Adalet Sizsiniz” temsilinin ardından sorgulayacağınız, yeniden gözden geçireceğiniz birçok soruyla karşılaşırsınız. Bu sorulardan birinin, beni getirip bıraktığı yeri yazmak istedim.

Tarihi kişileri seçmek

Tarihsel karakterleri oyununa taşımak isteyen bir sanatçının kimleri tercih edeceği politik bir meseledir. Sahnesinde konuşturacağı, ardan geçen yüzyıllara rağmen kimlerin sözlerine seyirciyi tanık edeceği, kimlere yeniden konuşma imkânı vereceği kendisinin biricik seçimidir ve bir bilincin ürünüdür. Tiyatro oyuncusu, yönetmeni ve yazarı Ümit Denizer; adaleti, iktidarı ve erdemi sorguladığı bu oyunu için bahsettiğimiz üzere üç tarihsel olay ve dört karakter seçmiş. Bir felsefeci, bir bilim insanı ve iki anarşist göçmen…

                               "Adalet, Sizsiniz" oyununda Sacco ve Vanzetti

Tarihin sınıflı toplumların tarihi olduğu kadar erkeklerin tarihi olduğunu bilen herkes için, adalet, bilim, insanlık gibi yüce kavramlar için en önde döğüşenlerin erkekler olması şaşırtıcı değildir. Tarih yazarlığının da egemenler ve erkekler tarafından icra edildiğini hesaba kattığınızda, aktarılan tarihsel kesitin arkasına, görünmeyenine, gizleneni bakmamak tarihi eksik okumaktır.  

Gösterilenin arkasına bakmak için basit bir merak yeterli olabilir. Şu soru her zaman işe yarar; “tarih yalnızca erkeklerin tarihi midir?” Değildir! O halde bu oyun için sunulan kesitin arkasına bakabiliriz: “erdem yalnız adaleti getirir” sözlerinin sıklıkla tekrar edildiği  “Adalet, Sizsiniz” metninin kahramanları niçin hep erkektir?

Unutmak politiktir!

İdealleri için ya da yüce insanlık ve bilimsel gerçeklik için tanrıyla arsını bozmuş ve muktedirlerle ters düşmüş ve ölümü göze aldığı halde isminin bilinmediği kaç kadın yaşamıştır? Yanlış anlaşılmasın lütfen, Usta sanatçı Ümit Denizer ya da başka sanatçılar, oyun yazarları… İstediği karakterleri konuşturmakta özgürdür elbette ancak sesleri iktidar tarafından susturulan, konuşmaları unutturulan ve yok sayılan kadın karakterlere eserlerde yer vermek bu kadar zor mudur? Zor değildir, politiktir!

                                      Eser: Alda Rana, İskenderiyeli Hypatia 

Yüce değerler için hayatını feda eden yüce kişilerin anlatıldığı bir oyunda hiç mi akla gelmez filozof, matematikçi ve astronom olan İskenderiyeli Hypatia’nın idamı ya da 1793 yılında giyotinle idam edilen yazar, feminist, Olympe de Gouges? Gelmiyor demek, gelmeyebilir, demem o ki bu unutma politiktir, cinsiyet körlüğüdür.

Mırıltıların sahnesi

Cinsiyet körü bir sanat metni ya da tarih okuması, körebe oyununun ebesi gibi, iyi gizlenenleri asla yakalayamaz, her defasında en kolayda olan bir sonraki oyunun ebesi, sanat metninin ya da tarihin “öznesi” olur.

“Adalet, Sizsiniz” oyunundan, dekordan, oyunculuktan ve hikâyeden oldukça etkilenerek ayrılıyorum. Sacco ve Vanzetti’nin güvercinlerinin yanına oturan İskenderiyeli Hypatia ve Olympe de Gouges’un boşalan salonda mırıldandıklarını duyuyorum.

Mırıltıların duyulacağı bir tarihe ve sahnelere!