Medya

Çatı da çatıymış ha!

Pazartesi, 24 Nisan 2017

Teknolojiye, muhalif partiye, iktidara, ‘dış mihraklara’ kısaca düşmanları kimse onlara LGBTİ’leri ortak ediyorlar sevgili okur!

                                                   Eser: Anusha Raichur

Bu haftanın gastelerinde, farklı kesimler arası nefretin odağında LGBTİ’ler yer alıyordu. Herkes bir düşman bulma telaşında olunca zavallı lubunya ortada dımdızlak kalmış ve bir anda herkesin düşmanı oluvermiş pek sayın okur. Kısaca bu hafta; teknolojiye, muhalif partiye, iktidara, ‘dış mihraklara’ kısaca düşmanları kimse onlara LGBTİ’leri ortak ediyorlar sevgili okur!

Antidemokratik ve erotik

Haftaya Kayseri Hâkimiyet Gazetesi ile başlayalım. Mustafa Mete İslamoğlu, Batının Peşinden Koşmak” başlıklı köşe yazısında “sapık olanlar arasında evliliğe de müsaade” eden memleketlerden bahsetmiş. Bu ülkelerde, “sokaklarda, caddelerde, parklarda, otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarında genç erkek ve kızlar öpüşürken, birbirlerine sarılırken, okşarken ve buna benzer şeyler yaparken” görmenin normalleştiğinden dert yanmış. İslamoğlu’nun tasvirinin ayrıntılarında bu yazının neresini paylaşacağımı şaşırdım. Sonuçta, bu kadar ayrıntılı tasvir insanın aklını başından alabilir değil mi sevgili okur… İslamoğlu yazısının devamında, “aşağıya yuvarlanmış demokratik toplumlarda” erkekler ve kadınlar arasında homoseksüelliğin çoğaldığını ileri sürmüş. Nasıl yani!!! Şimdi kolilerimiz artsın diye antidemokratik toplum için mi mücadele edeceğiz?

Homofobik pedagog!

Turuncu Dergi’den Pedagog, çocuk ve oyun terapisti Serap Buharalı’nın makalesi ile devam edelim. Buharalı çocukların teknolojiyle ilişkisinden rahatsız gibi görünüyor ama aslında derdi başka. “Yeni terimler var fan gibi trolleme gibi. (…) Hayran olmanın adı fan mesela. Neye hayranlık, kime hayranlık” diye sorgularken asıl karın ağrısını ortaya çıkarıyor; gençlerin Youtube’da paylaştığı videolardan bahseden Buharalı, “videolarda aşırı davranış bozuklukları gözlemlediğimiz eşcinsel veya abartılı dikkat çekici davranışları ile ön planda olan kişilerde” var diyor. Buharalı, LGBTİ çocukları davranış bozukluğuna sahip ya da yanlış kişilere hayranlık duyan çocuklar olarak niteleyen bir pedagog… Korkunç! Çünkü bu cümlelerin sahibi bir pedagog, LGBTİ çocuğu olan ebeveynlere bilimdışı tedavi uygulamaya çalışabilir… Buharalı’nın bu yaklaşımı için LGBTİ çocuklardan ve ailelerinden özür dilemesi beklenir, mesleğinin etiğine yakışır bir davranış beklenir, ama nerde…

Gerçek Hayat

Hafta ortasına Vatan Gazetesi ile devam edelim; Oylum Yılmaz’la söyleşen İpek Ceylan Ünalan, Yılmaz’ın “Gerçek Hayat” isimli yeni kitabındaki trans karakteri müjdeliyor. Oylum Yılmaz, kitabın trans karakteri için ; “romanın en kıymetlisi” diyor. Kitap hakkında ayrıntılı bilgi için hafta içinde hazırladığımız habere bir bakabilirsiniz.

“Daha kusacak çok nefretimiz var”

Yeni Söz Gazetesi “Akit, nakittir” gibi bir sloganla basılıyor diye düşünüyordum, zira kendilerinin haberciliği Yeni Akit Gazetesi’ne giderek daha fazla benziyor. Oysa gazetenin sloganı, “söyleyecek çok sözümüz var”mış…

Gazete Perşembe günü basılan sayfalarına,  “Teröristleri Sokağa Davet Ediyor” başlıklı bir yazı hazırlamış. Yazı, CHP’nin mühürsüz “evet” oylarını da geçerli kabul eden YSK’ya itirazlarını karalamış gibi görünse de, yazının manşet görselinin LGBTİ’leri hedef aldığını fark ediyorsunuz. Kadıköy Belediyesinin LGBTİ farkındalığı için hazırladığı afişlerden birini yazıya görsel olarak seçen Yeni Söz, resmin altına şöyle not düşmüş: Dünyadaki LGBT hareketlerini Soros finanse ederken, Türkiye'de ise CHP böyle afişler asıyor.” Verilen mesaj “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” mıdır nedir? Lafı uzatmadan Yeni Söz’ün yeni sloganı “kusacak çok nefretimiz var” olsa daha şık olmaz mı yahu?

“Çatı da çatıymış”

Yeni Akit’ten, Abdurrahman Dilipak’ın “Kılıçdaroğlu ne yapmak istiyor” başlıklı yazısına bakalım… CHP’nin referandum itirazlarını “değerlendiren” Dilipak, YSK’nın açıkaldığı referandum sonuçlarını şaibe bulanları aynı çatı altında toplamış ama çatı çatı değil veranda… Kimler kimler var derseniz hemen bakalım; “Bu işin arkasında FETÖ var. Bu işin arkasında sadece Soros değil, HDP değil, PKK, PYD, toplamda Gezi bileşenlerinin bütün renkleri var. LGBT, anarşistler, Marksistler, çevreci geçinenler, sözde insan hakları savunucuları, liberal maskeli ajanlar, gazeteci kılıklı provokatörler, sanatçı kılıklı kripto elemanlar” liste uzuyor… Çatı da ne çatıymış ama…

Mamut Art’tan bir haber

Ulaşılabilir sanat alternatifi olarak yola çıkan ve her yıl yeni sanatçıların üretimleriyle gelişen Mamut Art Project’i haberleştiren Milliyet Cumartesi, daha önce LGBTİ konulu eserleriyle gündeme gelen Berkay Yahya’nın işlerine de yer vermiş.

Yahya’nın Mamur Art’taki yeni çalışması, "Bunun parçası olduğun için teşekkürler" adlı video. Bu proje, nefret cinayetlerine dikkat çekiyor ve izleyenleri olaydan 3 saniye öncesine götürüp saldırganla yüz yüze getiriyor. Konusu açılmışken, Mamut Art Project 26-30 Nisan tarihlerinde KüçükÇiftlik Park’ta düzenlendiğini de hatırlatalım.

Herkesin derdi aynı!

Pazar gastelerimizin yazısı, Türkiye’de Yeni Çağ Gazetesinden Servet Avcı’ya ait. Avcı, AKP karşıtlığını genel ahlak üzerinden tanımlıyor. Yazısında, AKP’den sonra ateizmin ve deizmin daha fazla taraftar bulduğunu ifade ediyor. Yolların kenarına serpilmiş “travesti kartlarının” da AKP ile bozulan “ahlak” olduğunu ileri sürüyor. Genel ahlakın kimlerin ahlakı olduğu belli, muhalifi de muktediri de aynı bitki örtüsü gibi benzer ahlakla sarmalanmış, çıkarı bunu gerektiriyor.