Medya

Referandum, Sir Ian Mckellen, Robert Koleji, TRT arşivi ve daha niceleri…

Pazartesi, 10 Nisan 2017

Bahara aldanıp açan çiçekler gibi bir iki güzel haber okudum diye sevinme sevgili okur; haftanın gündemi yoğun, gasteler bahar havası gibi bir kapıyor bir açıyor… Benden söylemesi…

                                              Eser: Gerda Wegener, Tatil

Referandum haftasına girdik sevgili okurlar. ‘Bir yanda referandum bir yanda tövbeler, bir yanım karşı koyar bir yanım ister’ diyerek bir başlangıç yapacağım bu haftanın özetine. En iyisi bu hafta intro’yu hiç uzatmayayım, başlayalım… İşte; gasteler, gastelerimiz…

“Homoseksüeller” şaşırtmadı

Haftanın ilk homofobik gastecilik örneği Bursa Sancak Gazetesinden Mehmet Şahin’in referandum değerlendirmesinden… Mehmet Şahin, 18 maddelik başkanlık anayasasının öngördüğü değişiklikleri  “statükoculann, Kemalistlerin, kafeterya solcularının, homoseksüellerin, liboşların, küresel güçlerin kurduğu beslediği kimi örgütlerin” hoşuna gitmemesini anlayabileceğini yazmış. Kendisini asıl hayal kırıklığına uğratanlar ise “İslami çevrelerden özgürlükçü, devrimci ve değişimden yana” bildiği kişiler olmuş. Mehmet Şahin, tek adam rejimine “hayır” diyecek olan farklı kültürlerden, farklı siyasi görüşlerden insanların birlikteliğinden rahatsız ola dursun, önümüzdeki Pazar ötekileştirdiği tüm gruplar aslında herkesi tek adama karşı daha fazla ötekileştirecek olan bir yasaya “hayır” diyecekler.

LGBTİ temsilini önemseyenler de var

Elazığ’da dağıtılan Fırat Gazetesinden Akın Eraslan Balcı’da referandumda oylanacak anayasa paketini gündeme almış. Akın Eraslan Balcı köşesinde, referandumda oylanacak maddeler hakkındaki endişelerini yazmış. “Homoseksüellerin, komünistlerin, Ermeni, Hristiyan, Ateist gibi nispeten küçük grupların ve diğer aykırı düşüncelerin dahi çoğunluğun baskısı olmaksızın temsil edilebilmesi”nin bu maddelerle sağlanabileceğinden endişeli. Eşcinsellerin “azınlık” olduğu konusunda şüphelerimiz olsa da Balcı’nın endişeleri anlaşılabilir. Balcı siyasette eşcinsellerin temsilini önemseyerek bu hafta sayfamızda kendisine yer açıyor.

Darısı başımıza

Çanakkale Gündem Gazetesinden Yıldız Sağlam’ın haberi ile devam edelim. Yıldız Sağlam, Avrupa Birliği Gökkuşağı Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu ve Çanakkale LGBTİ İnisiyatifinden Umut Güven ile “Çanakkale’de LGBTİ hareketinin durumu” üzerine bir söyleşi gerçekleştirmiş. Oldukça umut veren, enerjik bir yerden olan Sağlam’ın söyleşisinde Umut Güven; "Çanakkale ve LGBT arasındaki ilişki Türkiye geneliyle kıyaslandığında birçok ile göre aslında iyi durumda.(…) Çanakkale yereli yani halk bizleri destekliyor " ifadelerini kullanmış. Ne diyelim, darısı başımıza…

Robert Koleji’ne soruşturma

Yeni Akit’ten Faruk Arslan’ın Robert Koleji’ni hedef haline getiren “haberi” bu defa Milli Eğitim Bakanlığı’nın Kolej’e açtığı soruşturma ile gündemdeydi.

Bilmeyenler için kısaca özetleyelim: Öğrencilerinin LGBTİ farkındalığını arttırmak için hazırladığı etkinlikler nedeniyle homofobik Yeni Akit tarafından hedef gösterilen Robert Koleji’ne, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından soruşturma açıldı. Kolejin düzenlediği etkinlikleri “Robert Kolejinde Sapkınlık” başlığıyla servis eden Yeni Akit, soruşturma haberini de “Robert’taki Sapkınlığa MEB Soruşturması” başlığıyla verdi. Konuyla ilgili ayrıntılı haberimiz burada. Son söz olarak, Akit ve türevi müsveddelerin LGBTİ düşmanlığının devletin resmi kurumları, bakanlıkları aracılığıyla sürdürülmesini kabul edilemez olduğunu ekleyelim.

Mütevazı olamayacağım

Çarşamba ve Perşembe günü neredeyse tüm gazetelerde İstanbul Film Festivali’nin yıldızı olarak Sir Ian Mckellen’in ziyareti yer alıyordu. Milliyet, Evrensel, Cumhuriyet gazetelerindeki haberlerde kendisinin “açık bir gey” olduğu belirtiliyordu.

Haber Türk Gazetesi, Gönüllerin Efendisi olarak bahsettiği Ian Mckellen’in ilk olarak KaosGL.org sayfalarında yer alan “açık bir eşcinselim” sözlerinin çevrilmediğini de sayfalarına taşımış.

İstanbul Film Festivali açılışı ve Türkiye’deki LGBTİ örgütleri ile bir araya gelmek için British Council’ın davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Sir Ian Mckellen ve Lord Michael Cashman hafta boyu gastelerde yer aldılar. Elbette basında onlarla ilgili en kapsamlı, en duygusal, en içten içerik KaosGL.org için Yıldız Tar’ın hazırladığı “Bir Sir, bir Lord, küçük bir oda, koca dünya” isimli röportaj oldu. Kusura bakmayın, mütevazılık yok.

Queer sergi, el ele kampanyası ve zorunlu askerlik

Perşembe gününe Milliyet Gazetesi’nden bir sanat haberi ile devam edelim. Tate Britain Galeri’nin İngiltere’de düzenlenen ilk kapsamlı queer sergisine ev sahipliği yapmasını sayfalarına taşıyan Milliyet Gazetesi bu serginin, 1967 yılında İngiltere'de yetişkinler arasındaki eşcinsel ilişkileri suç olmaktan çıkaran Cinsel Suçlar Yasası'nın 50. yılını kutladığını da vurgulamış.

Vatan Gazetesinden bir haberle devam edelim. Gazete Hollanda’daki “homofobiye karşı el ele” kampanyasını haberleştirmiş. Hollanda’da sokakta yürüyen eşcinsel çifte karşı gerçekleşen nefret saldırısının ardından, erkeklerin el ele fotoğraf çekerek sosyal medyada #allemannenhandinhand hashtagiyle paylaşmalarını sayfalarına taşımış Gazete.

Milliyet ile devam edelim. “Kraliçe Askerlik Kuyruğunda” başlıklı haber, Uluslararası Transseksüel Güzellik Kraliçesi Patra VVirunthanakij’ın ülkesi Tayland’daki zorunlu askerlik yasasından dolayı muafiyet belgesi almak için sırada beklerken çekilen fotoğrafına yer veriyor.

Gazete “Patra VVirunthanakij de mini şortu ve göğüs dekolteli bluzuyla” cümleleri ile görüntünün “ilginç” olduğu yorumunu okuyucularıyla paylaşmış. Milliyet Gazetesinin bu haberi örtülü homofobi barındırıyor; ilginç, komik ve “cinsellikle” bağdaştırdığı bu haber de aslında şaşılacak tek şey askerliğin hala zorunlu olması olabilir…

İlginç değil, homofobik haber

Cuma günü Denizli’deki İranlı LGBTİ’lerin Denizli Valiliği tarafından sınır dışı edilmesi kararının Anayasa Mahkemesi tarafından durdurulduğu gelişmesini birçok gazeteden okuma fırsatı bulduk. Cinsel yönelimleri ve dini inançları nedeniyle İran’dan Türkiye’ye 2014 yılında gelen ve Denizli’ye yerleştirilen altı kadının Valilik kararıyla sınır dışı edilmesi Anayasa Mahkemesi tarafından durduruldu. Konuyla ilgili ayrıntılı haberimiz şurada. Biz bu sayfada bu haberin gastelerde nasıl yer aldığına bakacağız.

Akşam Gazetesi AYM’nin bu kararını “6 İranlı kadını ipten aldı” manşetiyle görmüş. Haber metninde sıklıkla cinsel tercih ifadesi yer alıyor, haberin üst spotu; “İranlı kadınlardan cinse tercih itirazı” şeklinde. Haberde AYM, Denizli’de yakalanan 6 İranlı kadının iadesini idam ihtimali üzerine durdurdu” cümleleri de yer alıyor. Öncelikle sınır dışı edilmek istenen kadınlar kaçak değil, Türkiye’den sığınmacı statüsü almış kadınlar. Dolayısıyla Akşam Gazetesi’nin bu homofobik dili aslında gerçekliğin çarpıtıldığı bir haber yapmalarına sebep oluyor.

“Cinsel tercih” olarak sunulması ve “ipten aldı” “iadesi” gibi sözcükler ve söz öbekleri de haber metnini yazarken homofobilerini daha fazla bastıramadıklarını ortaya çıkarıyor. Korkusuz, Denizli Deha 20, Vatan ve Takvim Gazetelerinin her biri haber dilini “cinsel tercih”ten yana kullandı.

Ayrıca Takvim Gazetesi, gazetede dolduramadıkları küçücük bir sütuna “AYM’den ilginç karar” olarak haberi servis etti. Kararın kendilerine ilginç gelmesi LGBTİ toplumu ile aralarında korumayı tercih ettikleri “mesafe” ile ilgili olsa gerek. İnsan hakları ihlallerinin ve hukuksuzlukların ilginç bir tarafı olmamalı diye düşünüyoruz.

Ne Pazar’mış…

Haftasonu gündemi Pazar’da yoğunlaşmıştı. Hürriyet Gazetesi’nden Yenal Bilgici’nin TRT arşivi üzerine yazısında çok önemli bir noktaya temas ettiğini gördük. Yenal Bilici şöyle yazmış; TRT yasaklarına takılan arabeskin, farklı cinsel yönelimlerin bulunmadığı; Kürt meselesinin zaten kendine hiç yer edinemediği bir ekranın arşivi. Bu yüzden tamamı yayımlansa bile hep yarım kalacak bir Türkiye bu.” LGBTİ’lerin görünmediği bir medya eksiktir, homofobinin gölgesinde kalan bir kültür yarımdır… Ağzına sağlık…

Komik ve homofobik!

Yerel İlk Ses Gazetesinden Deniz Arslan keyifli bir Pazar yazısı yazdığını düşünüyor ama hiç öyle değil. Kendisi Hollanda’daki “homofobiye karşı el ele” kampanyasını irdelemiş! “Hemen tüm siyasetçiler, ünlüler, ünsüzler el ele tutuşup (erkek erkeğe) yürüyüşe katılmışlar. İyi ki Hollanda'ya yerleşmemişim zamanında. Şimdi böyle bir durumda yürüsen 'Acaba deniz şöyle böyle mi' diye dedikodu çıkabilir, yürümesen 'Deniz Homofobik mi?' derler. İki ucu keskin bıçak yani. İyi ki Türkiye'de yaşıyorum” demiş. İyi ki Türkiye’de yaşıyorsunuz Deniz Arslan, sizi burada da bulduk, tüh şimdi! Bu yazınızdan dolayı hem haftanın komiği hem de homofobiği ilan ediyorum sizi, tebrikler…

İlle de Akit!

Yeni Akit’siz bir hafta düşünemiyorum… Akit’ten Ali İhsan Karahasanoğlu referandumda “hayır” oyu vereceklerin hepsinin “homo”, “PKKlı” olduğunu iddia ediyor. Yazısının başlığını da “Nerde bir zani, nerde bir homo var; hepsi "hayır listesinde!” koymuş, okumaktan sıkılacak okurları için en hızlı propaganda! En güzel cevabı tam bir hafta sonra vereceğiz, hadi bakalım.

Poşete yazık…

Haftayı bir magazin haberi ile sonlandıralım…

Serdar Ortaç Posta Gazetesinin Pazar ekine röportaj vermiş. Konu kendisinin biseksüel olmadığı ve kendisinden yaşça küçük eşine cinsel olarak yetmesi… Ayol nedir bu erkekliğini ispatlama derdi? Bakın ara başlıkları vereyim size, siz anlayın sevgili okur: “biseksüel olsaydım itiraf ederdim”, “eksiğim olsa karım sabretmezdi”, “seks hayatım 80’ime kadar gider”… Medyadaki biseksüel görünürlüğüne katkı desem değil, sanki bir suç gibi “itiraf” edecekmiş kendisi… Pes yani… “Seni çöpe atacağım poşete yazık” dedirtiyor yani!

Gelecek hafta “hayır”lısıyla burada buluşmak üzere sevgili okur.