Medya

Gastelerden ortaya karışık

Pazartesi, 27 Mart 2017

Bu hafta gastelerde kültür sanattan bilime, iş hayatından sağlığa birçok farklı alanda LGBTİ haberlerine rastladık. Kimi günümüzü keyiflendirdi kimi yüzümüzü buruşturdu. İşte haftanın özeti… Keyifli okumalar.

Haftaya Niran Ünsal ile başlayalım. Korkusuz Gazetesi, bir dönem türban takan ve bu dönemde LGBTİ’lere yönelik nefret söyleminde bulunan Niran Ünsal’ın, ekonomik gerekçeleri ile türbanı çıkardıktan sonra gey barda sahne almasını haberleştirdi. “Tesettürü attı, gay barda sahne aldı” başlıklı haber Türkiye LGBTİ Birliği’nin sosyal medya üzerinden, Niran Ünsal konserine gitmeme çağrısına yer veriyor.

Eşcinsellik hastalık değildir!

Hafta ortasında bir haberin birçok yerel gazetede aynı şekilde yer aldığını gördük. Haber, Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Çukurova Şube Başkanı Dr. Obengül Ejde’nin narsistik kişilik bozukluğu üzerine yaptığı bir açıklamadan ibaret. Bu açıklama geyler hakkındaki önyargıyı besleyecek ve bilimsel nitelikten yoksun veriler içeriyor. Erkeklerin %80’inin narsistik kişilik bozukluğu yaşadığını ifade eden Dr. Ejde, bu bozukluğun bir takım cinsel sorunlara yol açtığını ifade ediyor ve eşcinsel yönelimi de cinsel bir sorun olarak işaretliyor. Adana’da yayınlanan Yenigüney, Son Saat, Haber Eksperss ve Güney Haber gazetelerinde basılan bu haber eşcinselliğin hastalık olduğu kabulüyle yazılmış.

Bir köşede çoklu nefret

Güneş Gazetesi ile devam edelim. Medyum Memiş olarak hatırlayacağınız “Memiş Hoca” Güneş Gazetesi’ndeki köşesinde, Almanya'da ve Hollanda'da yaşayan Türk ailelerin çocuklarını eşcinsel ailelere verme paranoyasını sürdürüyor. Avrupa düşmanlığının, LGBTİ nefretiyle harmanlandığı bir yazı daha… Avrupa vatandaşlarını, Hristiyanları ve lezbiyenleri aynı köşede hedef alan Memiş şöyle yazmış: “Sapık ailelerin elinde büyüyen çocukların ismi Muhammed iken bir bakmışsınız Marcus olmuş. Türk ve Müslüman olan çocuklar sapık lezbiyen aileler tarafından Hristiyan olarak yetiştiriliyor.” Yazısını bir dua ile bitiren Memiş öyle görünüyor ki şiddet eğilimini bu gazetedeki köşesinden sürdürüyor.

Bağzı gasteler çok güzel

Perşembe günü için Özgürlükçü Demokrasi Gazetesinden bir haber seçtik. Bu habere haftaiçinde yer vermiştik, burada yeniden hatırlatalım.

Ankara’da, Hacettepe Üniversitesi Hastanesine cinsiyet tespiti için mahkeme tarafından yönlendirilen trans kadın doktorun kötü muamelesi ile karşılaşmıştı. Özgürlükçü Demokrasi bu haberi, trans kadının karşılaştığı kötü muameleyi ve ayrımcılığı kayda geçirmek için oldukça doğru bir yöntem kullanarak okuyucularına sunmuş. Hayat bayram olsa, gasteler Özgürlükçü Demokrasi gibi olsa…

Erkek eli

Cuma günü haftalık mizah dergisi Penguen’den bir çizgi ile devam edelim. Penguen Dergi, Korkusuz Gazete’ninde gündeme aldığı Niran Ünsal haberini mizahla sayfasına taşımış.

Gündeme getirilen konu, LGBTİ’lerin yaşadığı ayrımcılığı ön plana çıkarsa da İlker ve Rewhat’ın imzasını taşıyan Niran Ünsal çiziminde yine de rahatsız edici bir şey olduğunu düşünüyorum. Niran Ünsal’ın yüzünü okşayan, had bildiren erkek eli... Herhalde serbest piyasanın görünmez eli gibi, ataerkinin görünmez eli de eleştirel çalışmalarda bile kendine yer bulacak kadar çevik…

“Hayal-i Celâl” ile tanışmak ne hoş

Sıradaki haberimiz Hürriyet Kitap’tan Çağlayan Çevik’in Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY) ile yaptığı röportajdan. Çağlayan Çevik’in röportajı KÜY’ün edebiyat serisini müjdeliyor hem de eşcinsel olduğu için unutulan Türkiye’nin ilk romancısının eseri ile… Haber, Koç Üniversitesi Yayınları’nın eşcinsel yazar Recaizade Mehmet Celâl’in “Hayal-i Celâl” isimli eserini de tanıtıyor. Yayınevinin editörü Cem Akaş Hürriyet Kitap’tan Çağlayan Çevik’e verdiği röportajda Recaizade Mehmet Celâl’in unutulmasını onun erken yaştaki ölümüne, dönemin edebiyat dergilerinde yer almamasına ve eşcinsel yönelimini açıkça ifade etmesi ile açıklıyor.

Satırlı saldırgan sinirlerine hâkim olamamış!

Cumartesi gününün ilk haberi Türkiye Gazetesi’nden. Gazete, Düzce’de Arif M. isimli saldırganın bir trans kadını satırla yaraladığı nefret saldırısına sebep arıyor ve saldırganı “iyi” göstermeye çalışıyor.

Türkiye Gazete’si, saldırgan Arif M.’den “sinirlerine hâkim olamayan” kişi olarak bahsederken, nefret saldırısı sonucunda satırla yaralanan C.S.’yi “travesti olduğu iddia edilen” kişi olarak ifade etmeyi tercih etti. Gazete haberinde, satırla gerçekleşen saldırının nedeni olarak ise saldırgan Arif M.’nin C.S.  ile “tartışmasının büyümesi üzerine” gerçekleştiğini yazdı.

Yeni Akit’ten Mehtap Yılmaz ile devam edelim. Mehtap Yılmaz köşesine bir takım iddialar taşımış. “Fetocu” olarak ifade ettiği kişilerin halktan topladığı paraları “LGBT eğlencelerinde çatır çatır” yediklerini yazan Yılmaz, Fettullah Gülen’i “Homo-Feto” olarak ifade etmiş. Mehtap Yılmaz’ın homofobik yazısında, “homo” olmanın mı “Feto” olmanın mı daha kötü bir şey olduğu belirsiz, ancak kendisi oldukça popüler bir iş olan iktidarın “düşmanına” düşman olma becerisinden yoksun kalmıyor ve düşmana LGBTİ nefretinden gelen cümleleriyle saldırıyor. Kendi çirkin ilişkilerine keşke eşcinselleri karıştırmasalar ama bunun bugün için en kuvvetli ikna aracı olacağını umuyorlar. Bizde nefreti yenmenin mümkün olduğuna inanıyoruz, hadi bakalım…

İşyerinde LGBTİ’ler vardır!

Akşam Gazetesi Cumartesi ekinden Arzu Akyol’un haberi ile cumartesi gününü sonlandıralım.

“’Erkek sözü’ mü yoksa ‘söz mü’” başlıklı yazısı ile iş yaşamında cinsiyetçi kalıplardan kurtulmanın ipuçlarını köşesine taşımış Arzu Akyol. Akyol köşesinde, ayrımcı dilin eğitimli ya da eğitimsiz herkes tarafından kullanıldığını ve dili dönüştürmekteki asıl hedefin yaşam tarzı, etnik kimlik, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik veya yaş gibi unsurların iş yaşamında ayrımcılık ve tahakküm unsuruna dönüşmemesi olarak ifade etmiş. İş yaşamında LGBTİ’lerin varlığını da gözeten açıklamaları çoğalması, dili de dönüştürmesini umuyoruz.

Haftayı iş dünyasından bir haberle sona erdirelim. Burcu Özçelik Sözer’in Hürriyet Gazetesi İnsan Kaynakları ekinde yer verdiği yönetici pozisyonundaki çeşitliliğin artması için yapılan çalışmalar umut verici. Yönetici pozisyonlarındaki çeşitliliği değerlendiren bir kuruluş olan 3M’nin hedeflerini sayfasına taşıyan Burcu Özçelik; “cinsiyet, uyruk, cinsel tercih, özürlülük” durumlarının yönetici pozisyonlarında temsil edilmelerinin önemini tartıştırıyor.

Kaos GL Derneği’nin 2016 yılı kamu ve özel sektörde LGBTİ çalışanlarının durumunu ortaya koyduğu raporlarında, LGBTİ’lerin yönetici pozisyonlara getirilmediği verilerle ortaya konmuştu. İlgilenenler için kamu ve özel sektöre dair bu raporlara ilgili linklerden ulaşmak mümkün.

Bir haftayı daha böyle geride bıraktık. Gelecek hafta yine kupür, manşet ve sayfa aralarında görüşmek üzere.