Yaşam / Dünyadan

Balkanlar, Doğu Avrupa ve Türkiye’den İnsan Hakları Savunucuları Brüksel’de Buluştu

Pazartesi, 27 Mart 2017
Haber: Kaos GL

Murat Köylü: Hak savunuculuğu kamu diplomasisi aracına indirgenemez

Türkiye’nin de katılımcısı olduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ile Avrupa Parlamentosu’nun ev sahipliğinde Brüksel’de 20-22 Mart arasında gerçekleşen etkinliğe Kaos GL de katıldı. Türkiye’den diğer örgütler İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP), İstanbul Barosu ile İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) oldular. Bazı davetli sivil toplum temsilcileri ve akademisyenlerin ise pasaport kısıtları nedeniyle Türkiye’den ayrılamadığı belirtildi.

Mc. Allister: Türkiye’de referandum sürecinde rekabet ortamı eşit değil

“Batı Balkanlar, Doğu Avrupa ve Türkiye’de İnsan Hakları Savunucularını Desteklemek” başlıklı buluşmanın açılış konuşmasını AP Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı David Mc. Allister yaptı.

Allister konuşmasında Batı Balkan ülkelerinin Türkiye’ye göre daha Avrupalı bir perspektif izlediğini, bunda da temel kriterlerin şeffaflık, yolsuzlukla mücadele, çoğulcu siyaset ve hukukun üstünlüğüne dair somut politikalar olduğunu ifade etti. Almanyalı siyasetçi, referandumda oylanacak anayasa değişikliği ile ilgili Venedik Komisyonu’nun bazı maddeleri “kabul edilemez” bulduğunu hatırlattı; referandum sürecinde muhalif siyasilerin ve gazetecilerin hapiste olmalarının demokratik tartışma ve rekabet ortamından iyice uzaklaşmak anlamına geldiğini söyledi. Allister ayrıca Türk siyasetçilerin “Nazi” benzetmelerinin NATO müttefiklerine yakışmayacağını sözlerine ekledi.

Tijani: Darbe girişiminin olduğu kadar sonrası mağduriyetlerin de karşısındayız

Etkinlik kapsamında salona seslenen Avrupa Parlamentosu Başkanı Antonio Tijani konuşmasının Türkiye ile ilgili kısmında, seçilmiş hükümeti hedef alan darbe girişimine karşı hükümetin ve demokratik kurumların tamamen yanında olduklarını, ancak hapse atılan siyasetçilerin, gazetecilerin, işini kaybeden sayısız insanın hukukun üstünlüğü ilkeleri ışığında haklarını savunmak durumunda da olduklarını söyledi. 

Nacho Sanchez: Demokrasi esasen seçimler arasında olup bitenlerdir

AGİT Demokrasi, İnsan Hakları ve İnsani Meseleler Komitesi Başkanı Nacho Sanchez Amor ise, pek çok ülkede demokrasinin popülist, çoğunlukçu siyasetler tarafından “sandıkta başarıya” indirgendiğini, demokrasinin esasında seçimler arasında olup biten şeylerden ibaret olduğunu vurguladı. Demokrasileri değerlendirmede seçimler kadar basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, parlamentodaki tartışma ve uzlaşma ortamı gibi temel parametrelerin de dikkate alınmasını gerektiğini anımsattı. Nacho Sanchez, popülist sağ söylemlerin Türkiye’den ABD’ye büyük benzerlik taşıdığını ifade etti. Türkiye referandumu ile ilgili de konuşan İspanyol politikacı, illiberal ve olgunlaşmamış demokrasilerde başkanlık sistemlerinin daha fazla otoriterleşmeye yol açtığını, Türkiye için de bu riskin bulunduğunu anımsattı.

Köylü: Hak savunuculuğu kamu diplomasisi aracına indirgenemez

“İnsan Hakları Savunucularının Maruz Kaldığı Risklerle Mücadele” başlıklı çalıştayda konuşan Kaos GL’den Murat Köylü, popülist politikalarının küresel boyutta giderek daha çok nüfuz kazandığını, bu açıdan karşı mücadelenin de küresel ve uluslararası kurumların liderliğinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Bunu yaparken, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumların taraf devletler ve kamuoyları nezdinde daha demokratik ve eşitlikçi yapılar haline gelmesi gerektiğini belirten Köylü, “Ancak bu şekilde popülist saldırılara karşı bu kurumların standartlarını ve ilkelerini daha geniş kamuoyları nezdinde savunabiliriz,” dedi. Kaos GL temsilcisi ayrıca uluslararası kurumların, popülist siyasetlerin başarıyla doldurduğu “halkla ilişkiler” açığını kapatmak üzere insan hakları savunucularını ve sivil toplum örgütlerini “kamu diplomasisi araçlarına” indirgememeleri gerektiğini aktardı. Köylü, “Aslında insan hakları savunucuları ile eninde sonunda kendileri de birer hükümetlerarası kuruluş olan yapıların ‘ortaklıklarından’ bahsederken iki kere düşünmemiz gerekir,” dedi. Köylü, “Uluslararası kurumların ve demokratik siyasetlerin uluslararası toplumla doğrudan ve anlaşılabilir biçimde konuşabilmesi sağlanmalı. Bunun için geniş çaplı ve yerel özellikleri gören disiplinler arası araştırmalar yapılmalı. Sonrasında, popülist siyasetlerin hedefindeki ‘kendilerini çoğunlukta ama mağdur hisseden’ kitleleri gören iletişim kampanyaları düzenlenmeli ve karşılıklı çıkar ilişkisini de güçlendirmek amacıyla meselenin ekonomi politiğini içeren adımlar atılmalı. Yoksa popülist genişlemenin daha da artacağı bir dönemin sadece başlangıcını yaşıyor olabiliriz,” şeklinde konuştu.