Kültür Sanat

Kadın karikatüristlerin anlatısıyla Türkiye’de kadın çizer olmak

Çarşamba, 22 Mart 2017

Kadın karikatüristler bir araya geldi: Erkek çizerlerin bizi çizdikleri gibi olmadığımızı fark ettik!

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, 25. yılında kadın karikatüristlerle Karikatürler Evi'nde buluşma gerçekleştirdi.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'nın kuruluşunun 25. yılına özel Ülfet Taylı ve Berna Ekal tarafından hazırlanan “Feminist Dayanışma ile 25 Yıl” kitabına çizimleriyle Mor Çatı'nın ve erkek şiddetine karşı kadın dayanışmasıyla verilen feminist mücadelenin tarihine ışık tutan çizerlerden Ayşen Baloğlu, Gülay Batur, Eda Oral, Özlem Çelik ile Mor Çatı öncülüğünde Karikatürler Evi'nde bir söyleşi gerçekleştirildi.

30 Eylül 2016'da kapılarını Kadıköylülere ve herkese açan Karikatürler Evi'nde 26 Mart'a kadar sürecek “Feminist Dayanışma ile 25 Yıl” sergisinde, kadın çizerlerin kitaptaki eserlerinin bir kısmı sergilenirken hem sergi etkinliği olarak hem de kadın mücadelesi ayında olmamız dolayısıyla 12 Mart'ta “Türkiye'de Kadın Çizer Olmak” konulu bir söyleşi gerçekleştirildi.

Erkek çizerlerin bizi çizdikleri gibi olmadığımızı fark ettik”

Hz. Musa ile ilgili çizimlerinden ötürü kapatılan Gırgır'da uzun süre çalışmış olan çizer Gülay Batur, karikatür dünyasına ilk girdiği zamanlar, erkekleri taklit ederek çizim yaptığını ama bunun kendisini anlatmadığını belirterek sözlerine başladı. Bu farkındalığa, 80'lerin sonlarında Türkiye'de tekrar ortaya çıkan feminist kadın hareketiyle eriştiğini, kadın karikatüristler olarak kendilerini yoklaya yoklaya, her kadının farklı beden, ruh ve mimik özelliği olduğunu, erkeklerin onları çizdikleri gibi olmadığını fark ederek çizimlerini değiştirip dönüştürdüklerini paylaştı. Gırgır'ın kurucusu Oğuz Aral'ın “Başka bir şekilde düşünme”leri gerektiği telkiniyle karşılaştığını ve bunun sonucunda kendisi, Eda Oral ve Ramize Erer'den oluşan “Bıyıksızlar” isimli kadın çizerler grubunun ortaya çıktığını paylaştı.

Erkek çizerlerin 80'lerde çok etkin olduğunu, bu sebeple “Bıyıksızlar” olarak erkeklerden farklı bir kulvarda çizim yapıyor olmalarına rağmen sadece “kadın” karikatürist olarak dergide yer bulmakta çok zorluk çektiklerini belirtti:

“Çizimde kadın sadece görüntü olmaktan çıkıyor. Erkekler de annelerinin, kız kardeşlerinin çizdikleri gibi olmadıklarının farkına varmaya başladılar.”

“Sosyal medyada cadı avı var”

Eda Oral, “Bıyıksızlar” grubunda çizmeye başlayınca niye sadece kadınlarla birlikte çizmek zorunda kaldığı, neden ayrı bir kulvar olduğu üzerine düşünüp bu durumdan o zamanlar rahatsız olduğunu ve bu sebeple ilk başlarda kadın bakış açısıyla çizmeyi reddettiğini paylaştı. Gırgır'dan ayrıldıktan sonra karikatür yapmaya başladığı yerde kadınlarla ilgili çizmeye başladığını ekledi.

Katılımcıların, karikatürlerin sosyal medyada yoğun ve sürekli dolaşımda olması yorumu üzerine bunun cadı avını da beraberinde getirdiğini, bu yüzden kapanan karikatür dergilerinin olduğunu belirtti.

“Bir mizah dergisi kurulurken hemen “bir “bayan” çizer alalım” denmesi rahatsız edici, göstermelik”

Leman, Pazartesi ve Bayan Yanı gibi dergilerde çizim yapmış olan Ayşen Baloğlu, bir alanda erkek sayısının çok olmasının orada erkek bakış açısının hakim olmasına neden olduğunu belirtirken buna karşı olarak iş alanının cinsiyetsizlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kadınların maruz kaldığı ayrımcılık, şiddete karşı erkeklerin hegemonyası sebebiyle çizim yaparken kadın olma durumunun işe yansımasının kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekleyen Baloğlu, karikatür dünyasının erkek alanı olması ve bir kadın olarak “çalışan insan” kimliğiyle var olmanın zorluğu sebebiyle 10 sene karikatür çizmediğini söyledi. Kadın çizer olarak hayatta kalma yolunun erkeklerin arasında çalışmak, onlardan daha iyi çizmek, onlardan daha iyi espriler bulmak olduğunu söyledi.

Dergilerin durumunun sıkıntıda olduğunun altını çizen Baloğlu, yayınevilerinin dağıtım sorunu olduğunu, dergilerin çıkmadığını, sayfa sayısının azaltıldığını ekleyerek özellikle kız çocuklarının ve kadınların bu alanda cesaretlendirilmesi ve eğitim verilmesi gerektiğini ama bu alanda para kazanma konusunun kadınları tedirgin edebileceğini belirtti.

“Ölüme bile çiçekle bakabilmeli insan”

Facebook üzerinde Küçük Mucizeler Rafı sayfasından çizimlerini paylaşan ve ODTÜ Siyaset bölümünde dersler veren feminist akademisyen ve çizer Özlem Çelik rehavetten kaçmayı çizmekte bulduğunu ifade ederken kadın karakter çizgisini, kadınların tek tip olduğu ve aslında kadınların böyle olmadığı üzerine kadın arkadaşlarından aldığı eleştiriler üzerine değiştirip dönüştürdüğünü söyledi ve çizimde estetik diye bir şey olmadığının altını çizdi.

Özgür bir ortam olduğu düşünülen akademiden hayatın tüm alanına kadar erkeklerin hegemonyası ve  erk-açıklamalarının (mansplaining) hakim olduğu; bu yüzden kadınlar olarak çizim alanı dahil tüm kamusal ve özel alanda mücadele etmek zorunda olduklarının altını çizdi. Çizim dünyasındaki eril izlere karşı mücadelede ataerkinin varlığını, tesirini fark etmenin, toplumsal cinsiyet rollerine sorgulayıcı yaklaşmanın, feminist olmanın öneminden bahsetti.

Geçtiğimiz yıllarda yayın hayatına son veren feminist yayın Feminist Politika'ya çizimlerini göndermeye başladıktan sonra dergide o ana kadar hiç çizim yokken pek çok kadının göndermeye başladığını not düşerek çizim konusunda kadın dayanışması örülerek kadınlarla atölye gerçekleştirilmesi talebinde bulundu.

Söyleşide mizahın insanlara olan çeşitli yararlarından bahsedilirken kadın mizahçıların erkek hegemonyası ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı çıkarken heteroseksizm ve natrans iktidarını tekrar üretebildiği eleştirisi üzerine LGBTİ+ hareketiyle daha çok temasta olmanın, sorgulamanın, tek tipleştirmekten kaçınmanın öneminden bahsedildi, bu konuda Kaos GL'de Aslı Alpar'ın hazırladığı Çizgili Gullüm köşesinden ve Alison Bechdel'in çalışmalarından örnek verildi.