Gökkuşağı Forumu

“enteresan bir olay” çizgisinde trans kimlik

Perşembe, 16 Mart 2017

“Trans kimliklerin aşağılanması, dışlanması, şiddet görmesi aslında tam da bu şaşkınlıktan ileri geliyor. Onlar, içinde rahat ettiğimizi sandığımız, fark etmeden benimsetildiğimiz rollerin o kadar da sağlam olmadığını, hayatın tüm çeşitliliğine ve zenginliğine rağmen ısrarla iki sayısı üzerine kurulu olmakta direnen ideolojilerin yapaylığını bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor, bedenlerini birer manifesto haline getiriyorlar. Özellikle transgender kimlikler, yani herhangi bir anatomik neden ya da tıbbi müdahale olmaksızın dişil doğup erkek rolünü benimseyen ya da eril doğup kadın olarak hayatlarını sürdürenler her ne kadar çoğu feminist tarafından sistemin bir parçası olmak ve toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamadan kabul etmekle suçlansalar da en doğal hareketlerini bile tasavvurların, inançların, güç odaklarının kurguladığı bedenlerimizin yeniden, yeniden ve tekrar, tekrar, tekrar inşa edebileceğimizi göstermiyor mu bize? Bir yandan durağan bir yandan akışkan, ne erkek ne kadın, hem erkek hem kadın, bazen erkek bazen kadın!”[1]

Biz istemez miydik Handan Kaya (zannediyorum yakın çevresinde bu isimle biliniyormuş) belleklere yerleşmiş sınırları esnetsin; yeninin, tazenin karşılığı olsun. Nitekim olmadı. İnsanlar, medya araçlarından bu işin “nasıl olur”luğunu, “hayır olamaz”lığını; sınırlarını sorgulatan bu tehlikeye karşı küçümsemelerini, kahkahalarını, ağız dolusu nefretlerini sundular. Ki normallerine zeval gelmesin, yarattıkları dünya yerli yerinde dursun. Dünya yerinde durmuyor lakin. Her beden kendi ruhunun alabildiğince inşa ediyor dünyasını.

Ben bu habere baktığımda tek bir şey görüyorum: Hayata tutunmak konusunda başarılı olmuş bir trans kadın. Basit şeyler istemiş: Bir eş, bir çocuk, sıradan bir iş. Sıradan insanlarla sıradan etkileşimlerle geçen bir hayat. Yasadışılık eleştirilerine gelince, Handan Kaya’nın gerçekten sizin yasalarınızın içinde rahat ve güvende yer bulabileceğini mi düşündünüz? Translar varlar, yaşamlarını sizin yasalarınıza uyum göstererek, yahut o yasaları dönüştürerek ve genelde kendi yasalarını koyabildikleri küçük alanlara hapsedilerek, ama bir var oluş mücadelesini doğdukları günden beri vererek yaşıyorlar! Üstelik haberlerde geçen, kimlikte sahtecilik, çocuk kaçırma, kamu görevini kötüye kullanma gibi suçlar, delillerle ispatlanmadıkça kişiyi zan altında bırakacak şekilde haber yapılması hak ihlaline girer. İnanmazsanız hak haberciliği literatürüne  bir göz atın. Bu durumda delil var mı, bahsedilen suçlar mahkeme kararıyla sabit mi; yasadışı iş yapmış diye bir kimseyi suçlamadan önce bu soruları sormak lazım. 

Handan ile ilgili hak ihlalleri bununla da sınırlı kalmıyor. Yalnızca haber başlıklarına bakarak bile kısa bir analiz yapmak mümkün:

“Filmlere Konu Olabilecek Bir Müge Anlı Vakası: Ölen Annenin Erkek Olduğunu Öğrenmek”[2] (Ekşisözlük)

“Müge Anlı’da Ortaya Çıkan Gerçek: Genç Kızın Ölen Annesinin Kimliği Ortaya Çıktı”[3] (Cumhuriyet)

“Müge Anlı’da Ortaya Çıkan Gerçek: Genç Kızın Ölen Annesi Erkek Çıktı!”[4] (Posta)

“Handan İsmiyle Bilinen Ölünce Şükran Kimliğiyle Bulunan Nail Ç’nin Sırlarla Dolu Hayatı”[5] (Listelist)

“Müge Anlı’da Şok Olay! Herkesin Kadın Olarak Tanıdığı ve Yıllarca Hemşirelik Yapan Nail Ç.”[6] (Onedio)

Diğer gazete ve sosyal medya hesapları da hemen hemen aynı başlıklarla haberi paylaşmış. İletişimcilerin çok iyi bildiği bir soruyu soralım o halde: Haber kimin gözünden aktarılıyor? Ne okuyoruz buradan? Büyük bir şaşkınlık, ikili cinsiyet sistemi, annelik –ki kutsal varsayılır-, Handan’a doğumunda verilen ve kendisinin kabul etmediği bir erkek ismi, sahtekarlık.

İlk bakışta Handan’ın kızı ve eşinin şaşkınlığı vurgulanıyor. Bonus olarak da annelik müessesesine değiniliyor ki, tüm anneler olayın “olamaz”lığını teyitlesin. Bir trans kadın olarak Handan’ın neler yaşadığı ve ne tür başa çıkma yolları geliştirmek zorunda kalmış olduğu konuşulmuyor. Bir kadının anne olarak eşi ve çocuğuna karşı sorumluluklarını konuşuyor herkes meydanda. Tam da bakanlıktan kadının adını dahi kaldırıp, kadın meselelerini komple aile ve sosyal politikaya bağlayan zihniyetin ürünü söylemler her yerde. Haberle karşılaşanı,  bir kadının yaşamış olabileceği güçlüklere değil de ailenin temel unsurları olan eş ve çocuğun olası travmalarına odaklayan yansıtma biçimleri. Ve annelik; malum biyolojik cinsiyeti kadın olanlara atfedilmiş bir kariyer. Annenin “erkek olması”; daha doğrusu bir kadının biyolojik cinsiyetinin “erkek” olduğunu öğrenmenin ilginçliğine yapılan vurgu, yani “olamaz”lık. Üstelik mikro alanda eş ve çocuğun şoku anlatılırken, esasen toplumun şokundan bahsedilmektedir. Diyebiliriz ki; bu haber meseleye toplumun genelgeçer ahlak ve aile yapısı örüntüsünden bakmakta ve bir şoku ele almaktadır.

Bilmeyenler için tekrar edeyim. Translar vardır. Transların kendilerine ait alanları, yaşam pratikleri, yaşamları süresince yüz yüze geldikleri güçlüklere karşı ürettikleri çözümleri vardır. Belli ki söylemeye gerek var; her bedenin hissettiği biçimde yaşamaya, temel sosyal bağlardan kopmamaya, sevgi temelinde ilişki kurmaya ve çocuk sahibi olmaya hakkı var.

Bu yaşananın enteresan olmadığını bizler biliyoruz. Bizler; yaşam alanına çizdiği sınırlar, trans kadınların varlığını dışarıda bırakmayacak kadar farkındalığa izin veren insanlarız. Günlerce düpedüz kişilik haklarına saldırı yaşandı. Bu saldırı basit bir ilişkiden, söylem-bağlam ilişkisinden başladı: "Ölen kadın erkekmiş." Ölen kadın, kadındır, onun erkek olduğunu ve bunun "inanılmaz" olduğunu söyleyen gerçekliğiniz, koca bir yalandır. Erkek olduğunu iddia ve kamuya sunma hakkını kendinizde görmeniz; aile odaklı eril sisteminizin, ötekinin kim olduğuna işaret ederek kendini yeniden kurma girişiminden gelmektedir.

Bir kadının özel alanı; cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği, ismi, ilişkileri, sır olarak muhafaza etmek istediği çeşitli yaşam gelişmeleri kamuya mal edilsin ve bunda bir sorun olmasın. Niçin? O bir erkekmiş, yalancıymış, sahtekarmış, insanları kandırmış, yasadışı işler yapmış. Haberlerin çoğunda hemşire olduğu, çocuk doğurttuğu vurgusu hiçbir kaynağı olmadan aktarılmış. İnsanlar “Aman bu kadın çocuk kaçırmış, kesin kaçırmış.” diyorlar.  Bitmedi mi hala trans kimliğin yanına eklediğiniz “tehdit, tehlike, potansiyel suçlu, sahtekar veya hayatı yalan üzerine kurulu, ahlaksız” etiketleriniz.

Bu lanse ediliş biçiminin translara yönelik tehdit algısını ve nefreti arttırdığını hesaba katmak lazım. Biri bundan cesaret alarak, çarka çıkmış seks işçisi bir transı yakacak, dövecek, öldürecek hakkı kendinde buluyor. İnsanların yaşamını tehlikeye sokacak kadar ilerilere uzanıyor bu haberler. Bunları bilmek lazım. Bu haberle ve ardından gelen transfobik yorumlarla, baştan aşağı hırsızlık ve yalanla çizilmiş bir hayatı, hiç sorgulamadan trans kimliğiyle ilişkilendirmek kamunun ayıbıdır. Aynı zamanda trans cinayetlerinin neden politik olduğunun da bir izahıdır.

 


[1] Baş, I. (2013) “Giriş” içinde, Şeker B. Başkaldıran Bedenler, İstanbul: Metis Yayınları, s. 362-363 , s. 16

[2] https://seyler.eksisozluk.com/filmlere-konu-olabilecek-bir-muge-anli-vakasi-olen-annenin-erkek-oldugunu-ogrenmek

[3]http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/698126/Muge_Anli_da_ortaya_cikan_gercek__Genc_kizin_olen_annesinin_kimligi_ortaya_cikti.html

[4] http://www.posta.com.tr/muge-anli-da-ortaya-cikan-gercek-genc-kizin-olen-annesi-erkek-cikti-haberi-1276858

[5] http://listelist.com/nail-c/

[6] https://onedio.com/haber/muge-anli-da-sok-olay-herkesin-kadin-olarak-tanidigi-ve-yillarca-hemsirelik-yapan-nail-c-761391