Yaşam / Cinsellik

Sevgili lezbiyenler ve geyler: Ben biseksüelim!

Çarşamba, 15 Mart 2017
Haber: Kaos GL

Siz benim varlığımı yok sayar ve inkar ederken, sevginize layık olduğumu kanıtlamaya çabalamaktan bıktım.

Beth Sherouse, Huffington Post’a biseksüel bir kadın olarak deneyimlerini ve LGBTİ toplumu içerisinde görmezden gelinen, yok sayılan cinsel yönelimini yazdı:

Sevgili lezbiyenler ve geyler: Ben biseksüelim ve bana bok gibi davrandınız. Sizinle işim bitti.

Çok sevgili geylerim ve lezbiyenlerim,

Sizi daha tanımazken seviyordum. Genç yaşımdan beri, sınır-aşan cinselliğinize ve cinsiyet ifadenize, baskı karşısındaki kendiniz olma cesaretinize, muhteşem gökkuşaklarınıza ve gey hallerinize kendimi kaptırmıştım.

Yürüyüşlerinize gittim, haklarınıza yönelik protestolara katıldım ve onları düzenledim, yerel gruplarınızda gönüllülük yaptım ve en gözde ulusal örgütünüz için çalıştım.

Sizi delicesine sevdim ve yorulmadan savundum. Ama artık gerçeği kabul ettim; siz beni asla aynı şekilde sevmeyeceksiniz çünkü biseksüel bir kadınım ve sizlere ve LGBTQ olmayanlara kıyasla yaşadığımız eşitsizliklere rağmen, benim ve topluluğumun yanında olmadığınızı bana defalarca gösterdiniz.

Biseksüel olarak yeni açıldığımda, okulum Southern Baptist Üniversitesi’nde ilk LGBT öğrenci örgütünü, deli ve tedirgin bir aşk beslediğim, güzel ve alımlı bir lezbiyen sınıf arkadaşımla beraber kurmuştuk. Lezbiyen olmayı “seçmem” gerektiğini söyleyen birçok kişiden ilki oydu.

Bir keresinde drag şova gitmiştim ve gösterici yanıma gelip neden gey barda olduğumu sordu. Mikrofonuna yaklaşıp “Biseksüelim” dedim, sonra bir kahkaha patlattı ve “Ah tatlım, gey kasabasına giderken bir durak ismi o dediğin, biliriz” dedi.

Lisansüstü okurken “hetero” bir kadın arkadaş bana sürekli açgözlü derdi; birçok kez birlikte yatmamıza rağmen ne zaman biseksüelliğimden bahsetsem uçkuru düşük olduğumu öne sürerdi. Ama kendisi lezbiyen değildi ve belli ki biseksüellik de onun için geçerli bir seçenek değildi.

Sayısız kez içinizden birileri kimliğimin gerçek olmadığını söyledi; sadece bir evre olduğunu ve hetero olarak gözükmeyi seçebildiğimden harekete kendimi adamadığımı söylediniz.

Pek çok kez haklı olabileceğinizi, kimliğimin garip bir şey olduğunu düşündüm; belki de cinsiyet spektrumunun iki ucundaki insanlara ömür boyu çekim hissettiğimi düşünerek kendimi kandırıyordum. Eğer sizin ve hepimiz için mücadele etmeye devam edersem sevginize ve kabulünüze layık olduğumu kanıtlayacağımı samimi şekilde düşündüm.

Sonrasında ülkenin kar amacı gütmeyen en büyük LGBT hakları örgütünde iki yıllık çalışma bursu aldım. Bu işe girerken her büyük harekette olduğu gibi bu örgütün de trans ve biseks topluluklarla zorlu bir geçmişinin olduğunu, merkezci bir politika izlediklerini biliyordum. Ama belki içerden değiştirebilirim diye düşündüm. Ne aptal ve saf bir biseksüelmişim.

Şuana kadar bifobiyi en geniş çapta Human Rights Campaign’de (HRC) iki yıllık çalışmamda deneyimledim. 2014’te işe başladığımda Human Rights Campaign’in sitesinde bi-özelinde bir kaynak yoktu; temsil ettiklerini söyledikleri dört kimlikten biri hakkında bölüm sayfası bile yoktu.

Kendini biseksüel tanımlayan çalışanlara nadiren yetki veriliyor ya da gey ve lezbiyen meslektaşlarına açık olsalar bile bi-özelinde program çalışması yapmalarına nadiren izin veriliyordu.

Biseksüel topluluk liderleriyle buluşup bu derin açıkları kapamaya ve örgütün süregelen ihmalini sonlandırmaya umutsuzca çabaladım. LGBTQ topluluğunun yarısını oluşturan bir grup için HRC’nin daha iyisini yapabileceğine inandım.

İki yıllık görevimde, harika iş arkadaşlarından oluşan ufak bir ekibin desteği ve geribildirimiyle HRC websitesinde biseksüel sayfasına yönelik içerik oluşturdum, sayfadaki ulusal biseksüel hak örgütlerinin ortak ürünü olan beş yayımından üçünü yazdım, dördüncüsünü de düzenledim, neredeyse bi-kapsamlı tüm blog içeriklerini ve yazı köşelerini yazdım, biseksüel, kuir, panseksüel ve cinsiyet-akışkan (bi+) çalışanlar için personel araştırma grubunu örgütledim, çeşitlilik alanındaki çalışanlarla bi-topluluğu liderlerinin eğitim vermeleri için görevlendirilmesine yönelik çalıştım, yönetim kurulu, personel, gönüllüler için bi-topluluk kültürel yetkinlik eğitimlerimi geliştirdim ve yürüttüm, ayrıca Biseksüel Farkındalık Haftası için HRC’nin tüm programını koordine ettim.

Bi-topluluk lideri Robyn Ochs HRC personeliyle eğitim yapmaya geldiğinde, örgütün bütün alan harekatlarını yöneten norm-uyumsal beyaz bir gey şöyle demişti: “Aslında biseksüel insanlar üzerine hiç düşünmüyorum.” Hadi ya.

HRC’den ayrılalı altı ay oldu ve öyle gözüküyor ki yokluğumda örgütün ortaya koyabildiği tek şey, geçen Eylül Biseksüel Farkındalık Haftası süresince yayınlanan blog ve sosyal medya gönderileri. Açılmış olan bi+ meslektaşlarımın (aşklarım!) yarısı işten ayrıldı ve diğerleri benim yapabildiğim türde çalışmalara olanak sağlayacak mevkilerde değiller.

Açıkça gözüküyor ki içerden değişim yaratmayı amaçlayan kızgın bir biseksüel ile başlayan mücadele aynı kızgın biseksüelin ayrılmasıyla sona erdi.

Açık olmak gerekirse, HRC bu sorunun yaşandığı tek ulusal LGBTQ örgütlenmesi değil. Birçok ulusal grubun bizi tamamen silerek LGBTQ topluluğunun kısa karşılığı olarak “gey ve trans*” kullanma alışkanlığı var. Ulusal LGBTQ örgütlenlenmelerinden birkaçının bi-özelinde inanılmaz savunuculuk yapan açık bi+ çalışanları olsa da sayılarımız küçülüyor ve sayıca az cesur kimselerin dışında adeta hiç kimse bu örgütlenmelerde bi-çalışması yapmıyor.

Dobra konuşmak gerekirse, biseksüeller olarak kendi savunuculuğumuzu yapmazsak ve içerden değiştirmeyi talep etmezsek, o çalışma yapılmaz, çünkü siz lezbiyenler ve gey erkeklerin büyük çoğunluğu bizi iplemiyor. Buna rağmen, biz hala sizin için ve sizin yanınızda mücadele ediyoruz.

Johnny Depp, Amber Heard’ü öldüresiye dövdüğünde ve medya onun biseksüelliğini suçladığında, sesiniz çıkmadı. Sağcı ucubeler Beyaz Saray’da konuşma yapan yerli bir bi+ lidere linç girişiminde bulundu, yine sessizlik. Gey ikon Boy George pervasızca bifobik tweetler attı, yine bir şey olmadı.

Eski BiNet ABD başkanı ve kişisel mentor, kıymetli ve özverili bi+ lider Faith Cheltenham’ın sözleriyle:

Biseksüeller LGBTQIA topluluğunun sözü edilemezleri olmayı bırakana kadar, hem geylerin hem de heteroların kum torbası olmaya durmaksızın devam edeceğiz. Biseksüeller haklarının tazmininde onları sistematik şekilde engelleyen etki unsurları olduğunu düşünüyorlarsa, haklılar.

Biseksüeller dava görüşmelerinde, ulusal ve devlet politikası görüşmelerinde, yasal politika ekiplerinde, ulusal ve devlet trans* politikası görüşmelerinde, acil müdahele iletişim grupları veya inanç çalışma gruplarında örgütlenmelerinin adil temsiliyetlerini elde edene kadar, dışlanmamızı protesto etmeliyiz.

Lezbiyenler ve eşcinsel erkekler, bu kızgın biseksüel ikinci plana atılmaktan bıktı. Sizin için kendimi defalarca, karşılık görmeden ortaya koymaktan yoruldum. Norm-uyumsal hetero dünyada yüzleştiğim bifobiden daha fazlasını bi+ insanları temsil iddiasında olan örgütlenmelerde yüzleşmekten bıktım.

Siz benim varlığımı yok sayar ve inkar ederken, sevginize layık olduğumu kanıtlamaya çabalamaktan bıktım.

Sahiplendiğiniz LGBT topluluğunuzun yarısını oluşturduğumuzu düşünürsek, biseksüeller olarak seslerimizin, ihtiyaçlarımızın, “gerçek” sorunlardan sapma gibi söz edilmesinden bıktık.

Her şeyden önce, bi+ savunucu arkadaşlarımın (güzel, yetenekli ve dirençli insanların) yıpranmasına, tükenmesine hakkımızı savunduğu için kovulmasına, güvende ve kabul edilmiş hissetmemizi bu kadar zorlaştırdığınız için canlarına kıymalarına tanık olmaktan bıktım.

Açılmamdan 15 yıl geçmiş olsa da, içinizden birine “biseksüel” kelimesini söylerken hala bazen sesim titriyor ve küçük bir adrenalin şoku yaşıyorum, rahatsız edici yorumlarınıza, gözlerinizi devirmenize, varlığımı reddetmenize kendimi hazırlıyorum.

Burada mevzubahis nedir açıkça belirteyim, lezbiyenler ve geyler. Biseksüeller sizin ihmaliniz, silmeniz ve dışlamanız yüzünden gerçekten ölüyor. Sizden hem fiziksel hem de akli olarak daha hastayız çünkü çoğumuz topluluklarımıza ve sağlık hizmeti sağlayıcılarımıza gizliyiz.

Gençlerimiz gey ve lezbiyen yaşıtlarından daha fazla zorbalık, taciz ve daha yüksek oranlarda intiharla yüzleşmekte, üstelik daha az sosyal destek alıyoruz.

Kendim gibi biseksüel kadınların yüzde altmış biri yakın partnerlerimiz tarafından tecavüze uğrayacak, dövülecek ve takip edilecek; Heard’ün tecrübesinin gösterdiği gibi, suistimalimizden muhtemelen kimliklerimiz suçlanacak. Birçok trans*, engelli, ve/ya da beyaz olmayan bi+ topluluk üyesi için bu sarsıcı eşitsizlikler yoğunlaşıyor.

2016’da HRC’nin kendi çalıp kendi oynamasını izledim; bir kez daha LGBTQ topluluğunun en ötekileştirilmiş üyelerini görmezden geldiler ve kaynaklarını akıllara durgunluk verecek derecede yanlış düşünülmüş siyasi adaylara heba ettiler, en bariz örnek de evlilik eşitliğinde “evrilmeyi” son ana kadar bekleyen siyasi bir adaya destek olmaları (kusura bakma Chad, bu iş istediğin meyveyi vermedi).

Biseksüellerden, queer’lerden, translardan, beyaz olmayanlardan, kağıtsız göçmenlerden ve LGBTQ topluluğu içindeki diğer ötekileştirilmiş gruplardan ihtiyaçlarımızı bir kenara koymamızı, norm-uyumsal beyaz geyler ve lezbiyenlerle safları sıklaştırmamızı ve evlilik eşitliğini korumak uğruna farklılıklarımızı görmezden gelmemizi bizden bir kez daha isteyeceğiniz zamanın geleceğini biliyordum.

Bir şey kesin ki, yine aynı noktadayız, asla hoş karşılanmadığımız bir masadan kırıntıları toplamak için mücadele ediyoruz ve bir kez daha ihtiyaçlarımızın –hayatta kalma mücadelemizin- ilgiyi, görünürlüğü, fonlanmayı veya kaynakları hak etmediğini duyuyoruz.

LGBTQ topluluğu Donald Trump başkanlığında belirsiz bir gelecekle yüzleşirken, sizden vazgeçiyorum, geyler ve lezbiyenler. Sizi artık aynı şekilde sevmiyorum. Kalbimi birçok kez kırdınız. Topluluğumun baskılanmasını etkin şekilde sürdüren insanların özgürlüğü için artık savaşmayacağım.

Hayatta kalmakla o kadar meşgulüm ki.

Çeviren: Orhun Gündüz

Kaynak: http://www.huffingtonpost.com/entry/dear-lesbians-and-gays-im-bisexual-and-you-treated-me-like-crap_us_58c1a38be4b054a0ea68e31c