Medya

8 Mart gölgede, ırkçılık her yerde!

Pazartesi, 13 Mart 2017

Irkçı söyleme homofobinin eşlik ettiği gastelere bu hafta, 8 Mart heyecanı yansımamış sevgili okur!

                     Seyhan Arman'ın yazıp yönettiği "Küründen Kabare" fotoğraflarından

Biz 8 Mart heyecanını paylaşırken, iktidar partisi tüm Avrupa’ya kafa tutuyormuş, haliyle gastelere de bizim yaşadığımız 8 Mart heyecanı değil, ırkçılık damgasını vurmuş… Üstelik ırkçı söyleme homofobi eşlik ediyor…

Haftaya Yeni Akit’ten Abdurrahman Dilipak’la başlayalım. “Cinnet Toplumu” başlıklı köşesinde Dilipak, eşcinsel evlilikleri yasal hale getiren ülkeleri kınamış ve çeşitli komplo teorileri üretmiş.

Dilipak, eşcinsel evlilikleri yasal hale getiren ülkelerde “ahlaki” çöküş yaşandığını, Avrupa ülkeleri vatandaşlarının “cinsel sapkınlık” içinde ve depresyonda olduklarını ifade etmiş. Ayrıca ahlaki çöküşte olduğunu ileri sürdüğü Avrupa ülkelerinde “beş kişiden biri engelli” diyerek, geleneksel ayrımcı dilini bu defa engellilere karşı kullanmış.

Dilipak’ın asıl derdi, başkanlık anayasası referandumundan önce Almanya ile gerilen ilişkileri üstü kapalı biçimde ele almak. Dilipak köşesinde, “ITB Berlin Turizm Fuarında birtakım adamlar çıkıp, ‘Gay müşteriler için cruise satışlarında muhteşem artış!’ diye "müjde" veriyor” diyor. Dilipak’ın teorisi şu; Almanya’nın Yunanistan adalarını “ahlak dışı” turizme açarak, bu “ahlaksızlığı” denizin öbür yakasına yani Türkiye’ye getireceği. Yeni Akit yazarı, eşcinsel ilişkiyi ahlaksızlık olarak tanımlıyor ayrıca Türkiye’de eşcinsel ilişki yaşanmıyor gibi yazmayı sürdürüyor.

Bu “ahlaksızlığa” karşı mücadele etmek için “gelenekçileri” çağırıyor, LGBTİ’leri hedef gösteriyor ve şöyle diyor Dilipak; “Tamam, liberaller, laikler, solcular bu rezalete karşı çıkmayabilirler ama dindarlar, memleketine sadakatle bağlı olanlar, gelenekçiler hiç mi seslerini çıkarmayacaklar”.

Yeni Akit yazarı, eşcinsel ilişkiyi günah kabul eden, sapkınlık olarak gören bir düşüncenin içinden geliyor ve içinden geldiği bu düşüncesini kendi siyasi yakınlığı ve çıkarları için toplumu ayrıştırmak adına kullanmayı gazetecilik, köşe yazarlığını sanıyor.

Eşcinseller her yerde!

Devam edelim… Aydın Yeni Kıroba Gazetesi’nden Menderes Akdağ köşesinde, "Gece Yarısı Ekspresi” filmini hatırlamış. Yazısında, Türkler’in filmde gaddar, zalim, cani, rüşvetçi ve homoseksüel gibi gösterildiğini ifade etmiş. Akdağ, eşcinselleri zalim, cani insanlarla bir arada düşünüyor. Yetmiyor, Dilipak’ın ileri sürdüğü gibi Türkiye’de “eşcinsel yoktur, bizi yanlış gösteriyorlar” diyor. Menderes Akdağ’a eşcinsellerin yalnızca filmlerde olmadığını; komşusunun, ailesinden birilerinin, öğretmenlerinin yani çevresinde pek çok eşcinselin var olduğunu hatırlatmak iyi olabilir. Eşcinsel olmanın değil ama homofobik olmanın Türkiye’yi daha tatsız hatırlatacağını da eklemek yerindedir herhalde…

Bursa’da dağıtılan Kent Gazetesi’nden Erhancem Öztürk, seks işçilerine kafayı takmış. “Uluorta fuhuş pazarlığı” başlığını verdiği kısa yazısında, seks işçilerini “Bursa'nın bilinen fakat çözülemeyen sorunlarından biri” olarak ifade etmiş. “Gece geç saatlerde özellikle travestilerin yaptığı fuhuş pazarlığı Bursa'ya yakışmıyor” yazan Öztürk, seks işçilerinin çalışabildiği tek yer olan sokaklardan uzaklaştırılmasını talep ediyor.

Bana sorarsanız sevgili okurlar, Öztürk çok rahatsız oluyorsa gece o saatlerde seks işçilerinin, işyerlerine gitmeyebilir. Şaka bir yana, özellikle transların seks işçisi olmasından rahatsız olduğunu ifade den Öztürk’e seks işçiliğinin “fuhuş” değil işçilik olduğu ve kendisinin hem homofobik hem de seks işçilerinin insan haklarını görmezden geldiğini hatırlatmalıyız.

“Küründen Kabere”ye hazır mısınız?

Haftanın ikinci günü sürpriz yok! Her güne yetecek kadar homofobik Yeni Akit’ten Abdurrahman Dilipak yazımız var… Dilipak pazartesi esip gürlemekle rahatlamamış, salı günü de iktidarın arasını bozduğu Avrupa’ya nefret kusmuş. Elbette bu tutumunu homofobiyle desteklemeyi ihmal etmemiş. Dilipak,  “esrarcılara, homoseksüellere, lezbiyenlere gösterdiği toleransı Müslümanlara göstermeyen bir Avrupa var bugün” diyerek kısacık bir cümlede çoklu ayrımcılık yapabilmiş. Eh, nihayetinde tecrübeli bir homofobik!

Hadi iyi haberle devam edelim.

Başkent Ankara Gazetesi “Küründen Kabare” tiyatro oyununu sayfalarına taşımış. “Küründen Kabere” Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar'ın desteği ile ilk galasını Mart ayı içinde yapacak bir tiyatro oyunu. Trans kadın oyuncu Seyhan Arman’ın kendi yazıp yönettiği “Küründen Kabere”, bu toplumda bir transseksüel olarak yaşamanın hikâyesini sahnelere taşıyor.

“Güzel ve Çirkin”in eşcinsel kahramanı homofobiye takıldı

Hafta ortasına Birgün Gazetesin’den bir dış haberle başlayalım. Gazete, başrollerini Emma Watson ve Dan Stevens'ın paylaştığı “Güzel ve Çirkin/Beauty And The Beast” filmindeki eşcinsel karakterin, Rusya'da yol açtığı krizi haberleştirmiş. Homofobinin, evrensel olduğunu hatırlatan bu haber, Rusya’da eşcinselliğin 1993 yılından beri suç sayılmadığını ancak 2013 yılından beri 16 yaşından küçüklerin eşcinsellik konusunda bilgilendirmenin yasak olduğu çelişkisine değinmiş.

Cumhuriyet Gazetesi ile devam edelim. Özlem Yüzak’ın Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi'nin bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiği "2017 Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması"na dair hazırladığı habere bakalım. Yüzak, rapordan, Türkiye’de toplumun neredeyse yarısının eşcinsel birlikteliğin topluma aykırı olduğunu düşündüğü bilgisini paylaşmış.

Kadın özgürlüğünden rahatsız bir yazar

Perşembe günü, HaberTürk Gazetesi Ankara eki ve Başkent Ankara Gazetesi, 8 Mart’ta imzalanan bir protokolü sayfalarına taşımış. Çankaya Belediyesi, Ankara Barosu Gelincik Merkezi ve Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği'yle ortak imzalanan protokol “şiddet gören kadın, çocuk ve LGBT bireylerin ulaşabileceği yeni bir merkez kurulması” için çalışmayı amaçlıyor. Gastelerden bazen gerçekten güzel haberlerde okuyabiliyoruz. Öldürüleceğini bilen, tehditler alan, defalarca nefret cinayetinden kıl payı kurtulan birçok trans kadın pembe kimliği olmadığı için sığınaklara kabul edilmiyor. Dolayısıyla şiddet gören LGBTİ’lerin barınma ihtiyacı oldukça acil, hayati bir talep. Bu protokol haberi ise umut verici…

Cuma gününe Diyarbakır Söz Gazetesi’nden Fatih Yokuş ile devam edelim. Fatih Yokuş 8 Mart’ın tarihini okumuş ve bir kanıya varmış…

Kendisi, 8 Mart görsellerinde "özgürlük adı altında kadın cinselliğinin ön plana” çıkarıldığını ifade ediyor ve bundan rahatsızlık duyuyor. Yokuş "lezbiyenim, transım, biseksüelim, interseksim, kadınım özgürüm gibi slogan ve pankartların ön planda olması”nı neslin devamı ve de veraset hukuku için büyük tehlike arz ettiğini ifade ediyor.  Fatih Yokuş, LGBTİ varlığını tehlike olarak işaretlerken, kadın emeği ve bedeni üzerindeki eril tahakkümü görmekten de kaçınıyor

Yeni Akit’in yeni hedefi vakıflar

Yeni Akit Gazetesi cumartesi günü manşetinde; Friedrich Ebert, Heinrich Böll gibi vakıfları hedef aldı. Bu vakıfların, “vakıf görünümü altında Türkiye’de hareket alanı kazandığını, Alisiz Alevi derneklerini, sözde solcuları, bir grup akademisyeni, eşcinsel ve kadın hakları savunucusu görünümlü” dernekler olduğunu ifade etti. Yeni Akit bu vakıfların “milli irade karşıtı muhalefeti fonladığı”nı ve tehlikeli olduklarını ileri sürdü.

Konrad Adenaur, Friedrich Ebert, Heinrich Böll ve Friedrich Naumann Vakfı'nın da olduğu 51 Alman Vakfı'nın Türkiye aleyhine yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunduğunu iddia etti. Yeni Akit okurları haftasonuna da nefretle merhaba dedi…

Seks işçilerini unutmayınız

Haftayı Zafer Diper’in seks işçilerinin insan haklarını savunduğu yazısıyla bitirelim.  Birgün Gazetesindeki köşesinde Zafer Diper, 3 Mart Uluslararası Seks İşçileri Günü’nü hatırlatmış. Diper, seks işçiliğinin işçilik ve en ağır işlerden biri olduğunu yazısında belirtmiş. Diper yazısına, Vekil Şenal Sarıhan’ın seks işçilerinin karşı karşıya kaldığı şiddete ilişkin verdiği soru önergesini ekleyerek bitirmiş.