Kadın

Kampüsleri OHAL’de de mora boya!

Perşembe, 9 Mart 2017

Antalya Kampüs Cadıları: “Kampüslerde kadın örgütlenmesi de özsavunmadır.”

Antalya’da 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nün polis müdahalesi ile dağıtılmasının ardından Akdeniz Üniversitesi Kampüs Cadıları İpek, Melissa, Nazan ve Çiğdem’le görüştük. Kampüs Cadıları’nın üniversite içindeki varlığı, çalışmaları ve planlarını konuştuk.

1,5 yıldır kadın dayanışmasını büyütmek için mücadele eden Akdeniz Üniversitesi Kampüs Cadıları amaçlarını tüm üniversitelerde kadın dayanışmasını güçlendirebilmek, yaratabilmek olarak özetliyor…

Kampüs Cadıları’ndan İpek; 20 ildeki üniversitelerde düzenli faaliyet yürüttüklerini ve 48 ilde yeni yeni örgütlenmeye çalıştıklarını hatırlatıyor, OHAL’de de “mücadeleye devam” diyor.

Kimdir Kampüs Cadıları?

Kendimizi sosyalist feminist olarak tanımlıyoruz. Hepimiz üniversite öğrencisiyiz. Hem akademide kadın dayanışmasını güçlendirmek hem de kadın-LGBTİ kurumlarını bir araya getirmek gibi bir amacımız var. Bunun için de kadınların mücadele birliğini önemsiyoruz, kitlesel eylemler örgütlemeye çalışıyoruz.

Nasıl başladınız Akdeniz Üniversitesinde mücadeleye?

Biz burada Ped dayanışma kutularıyla başladık ancak aslında bu diğer illerde de eş zamanlı gerçekleşti. Kampüs Cadıları’nın belli perspektifleri var; her ilde, her üniversitede bir araya gelmeye çalışıyoruz. Ped dayanışma kutuları vasıtası ile hemen her ilde, ilk defa bir araya geldik.  Kadın dayanışmasını örgütlemek ve kadınların kendi aralarında dahi bazen çok ifade etmediği “regl” konusunu işlemek istedik.

Daha sonra, “sende katıl cadılara, kampüsleri mora boya” mottolu stant çalışmalarımızı sürdürdük. OHAL sürecinden önce kampüs içinde stant açma izni alabiliyorken, OHAL’in ardından ancak fiili durum yaratıp stand açabiliyoruz.

OHAL ile birlikte kampüsteki görünürlüğünüz azaldı o zaman?

Okulda ciddi baskı var bu dönem, sadece biz değil hiçbir sol-feminist grup stant açamadı. Hatta okulda topluluk ve kulüp başvuruları kabul edilmiyor. Tahmin edebileceğiniz gibi sağ cenahtan öğrenciler, istedikleri isimlerle kulüp, topluluk kurabiliyor ve stant açabiliyorlar.

Bizim fiili durum yaratarak açtığımız stant okulun özel güvenliği tarafından dağıtıldı. Hatta –şaka gibi ama- özel güvenlik bizi gözaltına almakla tehdit etti. Afiş asmak, bildiri dağıtmak da yasak. Okul içinde faaliyet yürütmek çok daha zor ama dışarıda bir yolunu bulup okuldan arkadaşlarla bir araya gelebiliyoruz, dahası üniversitede aldığımız eğitimin daha kaliteli ve eşitlikçi olması için de mücadele veriyoruz.

Nasıl, neler yapıyorsunuz?

Akademide lisanslar için toplumsal cinsiyet dersleri talep ediyoruz. Ayrıca korsan atölyeler düzenledik ve feminist okuma çalışmaları yapıyoruz. Kadın filmleri gösterimi yapıyoruz. Ayrıca okul içinde “cinsel şiddet ve taciz takip birimi” kurmak istiyoruz. Ayrıca daha önce “özsavunma paneli” düzenledik. Şimdi de kursları açacağız. Özsavunmaya sadece fiziksel savunma değil kadınların örgütlenmesinin de içerdiği bir pratik gözüyle bakıyoruz ve biraz da kendimizi korumak için örgütleniyoruz aslında.

1,5 yıl için aslında epey faaliyette bulunmuşsunuz. Kimler geliyor etkinliklerinize, kadın arkadaşların ilgisi nasıl?

Oldukça değişken bir katılımcı kitlemiz var. Sanırım her kadın kendi ihtiyacı doğrultusunda gelebiliyor etkinliğe. Sinema gösterimine, panele, özsavunmaya… Her kadın öğrenci arkadaşımızın sorunu aynı olmuyor…

 Akdeniz Üniversitesi’nde LGBTİ hareketi ne durumda, dayanışma içinde misiniz?

LGBTİ hareketinin kendine özgü zorlukları var, görünür olma ve bu şekilde mücadele etmek oldukça zor. Daha önce kapanan “Pembe Carettalar” önemli bir yol kat etmiş ancak dediğimiz gibi görünür olma, cinsel kimliğin ya da yönelimin için mücadele etmek kolay değil. Kadın hareketinin daha fazla destek olması gerekiyor. Şimdi Antalya BİZ Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Araştırma Topluluğu kuruldu. Birlikte mücadele edebileceğimiz bir arada durabileceğimiz bir grup. Aslında kadın ve LGBTİ hareketinin birlikte mücadele etmesi bir zorunluluk, dayanışma bizim için olmazsa olmaz.