İnsan Hakları / Sağlık

Kimin yararına?

Cuma, 3 Mart 2017

HIV, içine yerleştiği insan bedenine neden zarar verir? Doğrusu, yararlanacaksa ondan, insan ile bir dengede buluşması gerekmez miydi?

Parazit bir ilişki, her zaman sömürülen açısından sürdürülemez bir biçimidir. Ya bu biçim değişmelidir ya da son bulmalıdır.

Yeniden HIV’e dönersek; içinde bulunduğu bedeni savunmasız bırakıp mahvına giden yolu açması, var oluşu ile uyumlu değildir HIV’in. Bu ilişki biçimi kendi sonu anlamına da geliyor.

Bir an için kendini başka bedenlere aktarmayı becermiş ve bu çelişkiyi ortadan kaldırmış olduğunu düşünelim; HIV’in bir bilinçle hareket etmediğini düşünmek zorundayız. Yine aynı soruyu sorabiliriz. HIV neden insanoğlu ile bir dengede yaşam biçimi geliştirmedi? Örneğin herpes (uçuk) virüsü bunu başarmış görünüyor.

Bütün bunlar, aslında insanoğlunun HIV’le hiç karşılaşmamış olması gerektiğini düşünmemize neden oluyor. Tüm türler kendi sınırları içinde olduğu ve durduğu sürece yaşam vazgeçilmez bir dengede yürür gider…

Virus-insan arasındaki ikilemde; en kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir.

İnsanın, HIV’in doğal yaşam alanına nasıl girdiğini tam bilemesek de deniz aşırı ticaret yollarının ortaya çıkması, köle ticareti belki de bu egzotik virüsü diğer toplumlarla buluşturdu. Böylece parazit yaşam kendini sınırlayan biçimden de kurtulmuş oldu.

Bir biçimde yeniden sorabiliriz: HIV, insan bağışıklık sistemine saldırıyor. Cui bono?

Fotoğraftaki, tarihin penceresinden bize bakan Marcus Tullius Cicero. “Cui bono?” Savunmasını üstlendiği bir davadaki stratejisini oluşturuyor. Latince bir deyim, “Kim kârlı çıktı?” ya da “Kimin yararına?” anlamına geliyor. Üstlendiği dava şurada.

Cicero (M.Ö. 106 - 43), müvekkili olan ve babasını öldürüp mallarına sahip olmakla itham edilen Sextus Roscius'un suçsuzluğunu bu yolla ispatlar. Çünkü babasının tek varisi olan Sextus, neden babasını miras için öldürsün?