İnsan Hakları / Çalışma Hayatı

Türkiye, LGBTİ çalışanlar araştırmasında son beşte!

Pazartesi, 6 Şubat 2017

Avrupa’dan 43 ülkeyi iş hayatında LGBTİ’lere ayrımcılık konusunda değerlendiren bir araştırmaya göre Türkiye son beşte yer alıyor. LGBTİ çalışanlar ayrımcılığa karşı korunmuyor.

Fransa’dan çalışma hayatı üzerine çalışmalarıyla bilinen Expert Market, LGBT işçilerin en rahat çalışabildiği Avrupa ülkelerine ilişkin araştırma yaptı.

43 ülkedeki ayrımcılık karşıtı yasalar, istihdam yasaları, işsizlik oranları, asgari ücret ve hoşgörü düzeyine bakan kuruluşun raporuna göre LGBT işçilerin en iyi çalışma koşullarına sahip olduğu ülke Norveç. Norveç’i Finlandiya, Belçika, Almanya ve İsveç takip ediyor.

Araştırmalar daha çok turizm odaklı, çalışma hayatı düşünülmüyor

Expert Market’ten Benjamin Pelosse, şehir ve ülkelere ilişkin araştırmaların çoğu zaman turizm ve seyahat odaklı olduğunu belirterek, “Ziyaret edebileceğiniz ülke ve şehirlere ilişkin çok fazla bilgi var ancak çalışabileceğiniz ülkelere ilişkin bilgi kısıtlı” dedi.

Pelosse, The Local gazetesine yaptığı açıklamada Norveç’in neden listenin ilk sırasında yer aldığını ise şöyle açıkladı:

“Ayrımcılığa karşı en iyi yasal koruma Norveç’te. Toplumdaki hoşgörü düzeyi yüksek. İşsizlik oranı çok düşük, asgari ücret yüksek. Eğer bir LGBT çalışansanız ayrımcılığa uğramadan çalışabileceğiniz en iyi ülke Norveç.”

Listenin en sonunda ise Makedonya, Azerbaycan, Türkiye, Rusya ve Ermenistan yer alıyor.

Türkiye’de durum ne?

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) sürecine girdiği 2000’lerin başından bu yana LGBTİ’lerin maruz kaldıkları ayrımcılıklara karşı tek bir adım atılmadı. AB müktesebatının ilk ve en somut beklentisi olan cinsel yönelim ayrımcılığına karşı iş kanununun düzenlenmesi on yıldır gündeme bile gelmediği gibi Hükümet en son Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ifadelerinin yer almasını engelledi.

Kaos GL Derneği’nin 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle 2012 yılında yayınladığı bir basın açıklamasında Türkiye’nin çalışma hayatına ilişkin hayata geçirmesi gereken politikalar şöyle sıralanıyordu:

“Hükümet çalışma hayatında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığını düzenlemeli. İş duyurularında, işe alınmada, iş ilişkisinin devamında ve işe son verme süreçlerinde LGBT çalışanlara yönelik ayrımcılığı yasaklayan düzenlemeler yapılmalı. İş Kanunu’nda “cinsiyet” eşitliğinin ardından “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” de kayda geçirilerek LGBT çalışanlar güvence altına alınmalı.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) 10 vekil ise 2015 yılında, çalışma hayatında LGBT’lere yönelik ayrımcılığın yasaklanması için kanun teklifinde bulunmuştu. Kanun teklifiyle ayrımcılığa uğrayan işçinin talep edebileceği dört aylık ücret tutarındaki tazminat tutarının on iki aya kadar ücrete yükseltilmesi önerilmişti. 

Türkiye’de özel sektörde durum ne?

Kaos GL’nin “Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı LGBTİ’lerin Durumu 2016” araştırmasına göre LGBTİ çalışanların çoğu işyerinde gizlenmek zorunda kalıyor, kimliğini açıklayanların ise 3’te 1’i ayrımcılığa uğruyor.

İlki geçtiğimiz yıl, “Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı LGBTİ’lerin Durumu” başlığıyla yayınlanan raporun 2016 yılı araştırmasında 85 kişinin anket cevapları yer alıyor. Göregenli’nin önsözde yazdığına göre araştırmanın en temel bulgusu “LGBTİ çalışanların işyerlerinde cinsiyet kimliklerini veya cinsel yönelimlerini gizlemek zorunda bırakıldıkları gerçeği”.

Araştırmaya göre, özel sektör çalışanı her 3 LGBTİ’den 1’i işyerinde cinsel kimliğine dair tamamen kapalı. Sadece 10 kişiden 3’ü kimliğine ilişkin tamamen açık olabiliyor, yaklaşık aynı oranda kişi ise ancak kısmen açık davranabiliyor. Bu açıklık da çoğunlukla yönetime veya amirlere değil, yakın arkadaşlara veya diğer LGBTİ çalışanlara dönük olabiliyor.

Yaklaşık olarak sadece 5 çalışandan 1’i iş başvurusu esnasında cinsel kimliğine ilişkin tamamen açık ve özgür davranabiliyor. İşe başvuru esnasında açık olmamanın nedeni olarak büyük çoğunlukla işe kabul edilmeme, dışlanma, nefrete maruz kalma, ifşa edilme, daha sonra terfi edememe riski gibi öngörüler etkili oluyor. Bu düşünceler nedeniyle kişiler kimi zaman rol yapmak zorunda kaldıklarını ifade ederek kendileri ile çatışma halinde ve günlük yaşamda sürekli tedirgin bir ruh hali içinde bulunduklarını belirtiyor. Her 3 çalışandan 1’i cinsel kimliği nedeniyle işyerinde ayrımcılığa maruz kaldığını bildiriyor. Bu hesaba, ayrımcılığa maruz kalmamak için cinsel kimliğini tamamen gizlediğini ifade eden 28 kişi (yüzde 33) dahil değil.

Rapor hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Kamu çalışanı LGBTİ’ler neler yaşıyor?

Kaos GL’nin “Türkiye’de Kamu Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İntersekslerin Durumu” araştırmasına göre 20 kamu çalışanı LGBTİ’den sadece 1’i, iş yerinde cinsel kimliğini çekinmeden ifade ediyor.

Araştırma katılımcılarının ifadelerine göre zorunlu askerlik süreci, çalışanın cinsiyet kimliği ya da cinsel yöneliminin iradesi dışında açığa çıkması konusunda önemli bir eşik. Bu nedenle bazı katılımcılar, askerlik sürecini istekleri dışında çeşitli biçimlerde yerine getirmek zorunda kalıyor veya neden askerlik yapmadıklarına dair resmi veya informel belgeler kimliklerinin ifşa olmasına neden oluyor.

Araştırmada elde edilen bulgular, yaşanan olumsuz deneyimlerin ve maruz kalınan ayrımcılıkların LGBTİ çalışanların sadece iş doyumunu ve verimliliğini etkilemediğini, aynı zamanda, “sanki bir açıkları, eksiklikleri varmış gibi” daha çok çalışmak, herkesten daha başarılı olmak gibi bir telafi edici davranış içine girdiklerini gösteriyor. Bu bulgu, yaşanan ayrımcılık deneyimlerinin çok yönlü ve derin psikolojik sonuçlara da yol açabileceğine işaret ediyor.

Raporun dijital versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.