İnsan Hakları / Nefret Suçları

Rakel Dink: Gelin önce birbirimizi yaşatalım

Perşembe, 19 Ocak 2017

Hrant Dink öldürülüşünün onuncu yılında anıldı. Anmada konuşan Rakel Dink, “Kutsal olan devlet değil, insandır. Kutsal olan yaşamdır” dedi.

On yıl önce genel yayın yönetmeni olduğu Agos Gazetesi’nin önünde öldürülen Hrant Dink bu yıl da yüzlerce kişi tarafından anıldı.

Agos gazetesinin eski binasının önüne “10 yıldır Hrant yok, adalet yok!” sloganı yazılı pankart asıldı. Dink’in öldürüldüğü yere karanfil bırakıldı. Mumlar yakıldı. Anma programı boyunca Ermenice türküler çalındı. Yüzlerce kişi hep bir ağızdan, “Faşizme inat kardeşimsin Hrant”, “Katil devlet hesap verecek” ve “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeniyiz” sloganları attı.

Anmaya katılmak isteyenler polis aramasından geçerek alana girdi. Erken saatlerde Osmanbey metrosunun her iki çıkışından itibaren polis barikatları yerleştirildi. Alanda Ermenice, Kürtçe ve Türkçe dövizler taşındı.

Gelin, bu ülkedeki güvercin tedirginliğini kaldıralım

Saat 15.00'e yaklaşırken, her sene olduğu gibi Hrant Dink'in 'su çatlağını buldu' hikayesi dinletildi. Ardından Rakel Dink konuştu. Dink’in konuşmasından satır başları şöyle:

“10 yıldır neler neler oldu. Ah sevgilim. Malatya katliamı, İskenderun, Sevag Balıkçı, Roboski, Gezi Olayları, Suruç, Diyarbakır, Sur, Mardin, Nusaybin, Cizre, Şırnak, Tahir Elçi, Ankara, 15 Temmuz, Maçka, İzmir, Gaziantep, Ortaköy, Havaalanı ve Ortadoğu’daki savaş. Operasyonlar, terör, daha neler neler… Ülke kan gölüne döndü. Kimileri insan kanıyla duş yapmayı arzuladı. Ülkeyi bir karabasan sardı. İnsanlar korkar oldu, nefes alamaz hale geldi. Kişilikler ayakaltına alındı. Onurlar kırıldı, küçümsendi.

“Terörün gücü ve gücün terörü altında, olan yine halklara oluyor. Kimin neye ne dediği bize olanı değiştirmiyor. Teröre savaş açtığını söyleyen devletlerin estirdiği terör, berikiyle aynı kapıya çıkıyor. Bir gün bu devlet Ebu Gureyb’te ABD oluyor, öbür gün Halep’te Rusya, bir gün Güneydoğu’da Türkiye oluyor, öbür gün Muhaliflerine karşı Suriye… Bir gün kuzeyden esen rüzgâr ekiyor ölüm tarlasını, bir gün güneyden esen… Lanetli hasadı toplayansa yine biz, yine halk… Kıyılarımıza bebek ölüleri vuruyor… Dahası var mı?

“Ey, gök ve yeryüzü… Ey, dağlar ve denizler… Kalkın, tanıklık edin. Bu topraklarda dökülen kanlara siz tanıklık edin. Çünkü insanlar sustu, susturuldu. Öldü, öldürüldü. Yas tutabilecek güç bile bitti. Yapılan zorbalıklar canilikler sınırları aştı. Akıllar durdu, akıllılar yok edildi.

“10 yıldır neler neler oldu. Önümüze bir dava süreci verdiler. Mahkemelere girdik çıktık. Üzerimize gülündü, hakaret edildi, “Ya sev ya terk et” denildi. Önce “Cinayette örgüt yoktur” dendi, sonra Yargıtay “Örgüt varmış ama birkaç milliyetçi gençle sınırlı” dedi. Sonra gün geldi, cinayeti işleyen, sonra üzerini örten, bundan çıkar sağlamaya çalışan devletin içindeki ittifaklardan biri birden bozuldu... Birkaç milliyetçi gençten oluşan örgüt gitti, yerine FETÖ geldi. Bir ara Ergenekon’muş gibi yaptılar, ama bizim davayı teğet geçti. Devlet her seferinde kuyruğunu olay yerinde bırakıp “işte iblis” diyor. Ne yalan, ne doğru. Yılanın peşinden gitmek yerine yılanın gömleğiyle uğraşmaktan ne zaman yorulacağız?

“Kutsal olan devlet değil, insandır. Kutsal olan yaşamdır.

“Devlet 10 yıldır bu ülkenin kutsallarına kıyıp duruyor. Tıpkı 100 yıl önce de, 100 yıldır da kıydığı gibi... Her ne milletten, her ne ırktan, her ne inançtan olursa olsun, yaşamı kutsal saymadığın sürece bu topraklara layık bir devlet olunamaz kardeşlerim.

“Sadece birlikte yaşamak değil, eşit ve mutlu yaşamak önemli olan. Ve onurlu, özgür yaşamak… Gelin, bu ülkedeki güvercin tedirginliğini kaldıralım. Gelin, güvercinlere kıymayalım. Çutagımın dediği gibi:

“Gelin önce birbirimizi anlayalım...

“Gelin önce birbirimizin acılarına saygı gösterelim...

“Gelin önce birbirimizi yaşatalım.”

Rakel Dink’in konuşmasının tam metnine Agos gazetesinden ulaşabilirsiniz.