İnsan Hakları / Sivil Anayasa

TESEV: Önerilen Anayasa Yeni ve Sivil Bir Anayasa Değil

Perşembe, 28 Mart 2013
Haber: Kaos GL
“Parlamento’nun yaptığı anayasa, mevcut koşullarda ve halihazırdaki şekliyle, yeni olmadığı gibi sivil bir anayasa da değil.”
 
Yeni anayasa yapımında Meclis’te bulunan partilerin önerilerini karşılaştırarak bir rapor hazırlayan TESEV, Türkiye’deki partilerin anayasa yapım konusunda sınıfta kaldığına dikkat çekerek, mevcut önerilen anayasanın yeni ve sivil bir anayasa olmadığını belirtti. Raporda 4 parti arasında BDP’nin yaptığı önerilerin daha ilerici ve demokratik olduğu vurgulandı.
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) yeni anayasa çalışmalarına ilişkin Meclis’te grubu bulunan 4 partinin görüş ve önerilerinin karşılaştırıldığı "Yeni Anayasa sürecini izleme raporu: Nasıl bir Anayasaya doğru gidiyoruz?" başlıklı raporunu kamuoyuna açıkladı.
 
TESEV binasında gerçekleştirilen basın toplantısıyla açıklanan rapor öncesi TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker açılış konuşmasını yaptı. Bu süreçte siyasi ve toplumsal aktörler olarak reformcu bir anayasa üretmenin sınavından geçildiğini belirten Paker, "Son genel seçimlerde Türkiye halkı Parlamento’ya yeni bir anayasa hazırlama görevini verdi. Bu Türkiye yakın tarihindeki geleneksel anayasacılıktan kopuş anlamına geliyordu. Türkiye’nin siyasi yönetiminden uzun dönemden beri dışlanan dindar kesimler ile Kürt toplumu bugün ülkenin geleneğini inşa etmede söz sahibi duruma geldiler" dedi.
 
Hazırlanacak anayasanın "gelenekçi" ve "statükocu" değil "reformcu" olması gerektiğinin altını çizen Paker, Türkiye’nin "çözüm süreci" noktasına gelmesi için araştırmalarla ve gerçekleştirdikleri toplantılarla konunun farklı taraflarını bir araya getirdiklerini söyledi.
 
Kürt meselesinin çözümü artık siyasetin elindedir!
 
Son olarak TESEV’in barış sürecine destek deklarasyonunu okuyan Paker, "Bugün geldiğimiz noktada Kürt meselesinin çözümü artık siyasetin elindedir. Biz TESEV olarak barış sürecini koşulsuz şekilde destekliyoruz. Girişimleri vesilesiyle tarafların Türkiye için çok olumlu bir süreci başlattıklarını ve yürütmekte olduklarını düşünüyoruz. Bu vesileyle Türkiye sivil toplumunun tüm unsurlarını barış sürecine ve bu sürecin siyasi sorumluluğunu taşıyanlara tam destek vermeye davet ediyoruz" dedi. 
 
Raporun sunumunu yapan TESEV Demokratikleşme Programı Direktörü Özge Genç, "Vatandaşlık tanımı", "Eşitlik", "Anadille yaşama hakkı", "Sınırlandırma ölçütlerini içeren düzenlemeler", "Yürütmeye ilişkin normlar", "Merkezi-yerel idare ilişkileri", "Temsil adaletine ilişkin normlar", "Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin normlar", "İdari niteliği olan anayasal kuruluşlara ilişkin normlar", "Sosyal adalete ilişkin normlar", "Din, vicdan ve inanç özgürlüğüne ilişkin normlar" ve "Devletin nitelikleri ve özelliklerine ilişkin normlar" başlıkları altında dört partinin önerilerini ele aldıklarını belirtti.
 
Parlamento’nun yaptığı anayasa, mevcut koşullarda ve halihazırdaki şekliyle, yeni olmadığı gibi sivil bir anayasa da değil!
 
Raporda yapılan değerlendirmeler doğrultusunda Türkiye’deki siyasi partilerin yeni anayasa yapma konusunda sınıfta kaldığını belirten Genç, Türkiye’deki partilerin hemen hemen hiçbirinin gelecekte karşılaşılabilecek durumlara ilişkin kavrayıcı ve kapsayıcı bir yaklaşım sunamadığını kaydetti. Yeni anayasa taslağına yansıyacak olan önerilerin geleceği kurmaktan ziyade günümüzün sorunlarına çözüm aramanın ötesine geçmediğine dikkat çeken Genç, "Geçmişimizle hesaplaşmaya yönelik önerilerin pek az parti tarafından gündeme getirilmesi, gelecek vurgusunun hemen hemen hiçbir parti önerisinde yer almaması dikkat çekicidir" dedi. Partilerin önerilerinde Türkiye’nin yakın tarihinin geleneksel anayasacılığının devamının görüldüğünü belirten Genç, "Geleneksel anayasacılık ’sivil olmayan’ bir anayasa yapıcılığı anlamına geliyor. Yeni anayasa çalışmalarına başlamadan önce ’sivil bir anayasa’ çağrısının temelinde de tam bu ihtiyaç vardı. Bugün önerilerden anlaşıldığı üzere, Parlamento’nun yaptığı anayasa, mevcut koşullarda ve halihazırdaki şekliyle, yeni olmadığı gibi sivil bir anayasa da değil" dedi. 
 
Kürt meselesinin çözümüne imkân verecek bir vatandaşlık düzenlemesi önemli!
 
CHP ve MHP’nin tutumuyla Türkiye’nin Kürt meselesinin çözümüne imkân verecek bir vatandaşlık düzenlemesine ulaşmanın mümkün görünmediğini ifade eden Genç, "Toplumsal barışa olanak sağlayacak en önemli yasal düzenlemelerden birisi olan vatandaşlık ve vatandaşlığın tanımının nasıl yapılacağı son derece önemli. Etnik kimlik vurgusu/çağrışımı yapmayan bir vatandaşlık normu olarak AK Parti ile BDP’nin önerileri bugünkü koşullar çerçevesinde yeterli görünüyor" dedi. Eşitlik konusundaki temel sorunlarından bir diğerinin de tüm partilerin "şekli eşitlik" bakımından standart kurallarda birleşmesi, buna karşılık "maddi eşitliğe" yönelik yaklaşımlarda yetersiz kalması olduğunu söyleyen Genç, "Partilerin yaptığı önerilerde ’Herkes hukuk önünde eşittir’ ve ’aynı durumda olanlara aynı kurallar uygulanır’ şeklinde ifade edilen şekli eşitlik açısından bütün partiler ortak bir paydada buluşuyor. BDP ve CHP cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ölçütlerini esas alarak şekli eşitlik açısından AK Parti ve MHP’nin önüne geçiyor. Ancak BDP ırk ölçütünün yanısıra etnik kimlik ölçütüne de yer vererek diğer bütün partilerin önüne geçiyor" dedi. 
 
Anadil hakkı bir bütün olarak anayasada yer almalı!
 
Anadil hakkının içinde eğitimden savunmaya ve kamu hizmetine erişime kadar birçok alt başlığın yer alabileceğini belirten Genç, "Bu hakkın bir bütün olarak anayasada yer alması gerekir. Anadille yaşama hakkının gelecekte duyulacak ihtiyaç ve talepleri de karşılayacak bir düzenleme olarak anayasada temel bir ilke olarak yer alması gerekir. Mevcut durumda, BDP’nin anadili kullanma hakkının hayata geçirilmesi önerisi dışındaki hiçbir öneri bu talebe cevap verecek nitelikte görünmüyor" dedi. İnanç özgürlüğü konusunda Diyanet Kurumu’nun devletin tüm inançlar karşısında eşit mesafede durmasını sağlayan idari bir kuruluş olması gerektiğini aktaran Genç, bu konuda BDP ve CHP’nin yaptığı önerilerin "reformcu" olduğunu ifade etti. 
 
Kadınlara dönük yapılacak yasalar telafi haklardır!
 
Genç’in ardından konuşan TESEV Hukuk Danışmanı Mehmet Uçum ise, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun yeni bir anayasayı tartışmadığını; 1982 Anayasasını revize etmeyi tartıştığını belirtti. Yapılan çalışmanın yeni ve sivil bir anayasadan uzak olduğunu belirten Uçum, "Parti siyaseti çerçevesinde bir anayasa çalışması var. Yeni anayasanın hukuku bile belirlenmiş değil. Mevcut anayasayla yeni anayasa çalışması yapılması mümkün değil" dedi. Kadın hakları için yapılacak yasalara değinen Uçum, "Kadınlara dönük sürekli ’pozitif ayrımcılık’ tartışmaları olur. Pozitif ayrımcılık erkeklerin yalanıdır. Kadınlara dönük yapılacak yasalar telafi haklardır. Erkek ve kadın eşit olmak zorundadır" dedi. 
 
BDP ilerici ve demokratik öneriler yapıyor!
 
Uçum’un ardından söz alan gazeteci-yazar ve TESEV danışmanı Etyen Mahçupyan ise, AKP’nin iktidara geldiği gün gündemde olan "Kürt", "vesayet" ve "meşrutiyet" sorununun hâlâ çözümlenmediğine dikkat çekti. BDP’nin reform denilecek öneriler yaptığına dikkat çeken Mahçupyan, "Türkiye tarihinde en dışlanmış, yok sayılan ve bir kesim tarafından ’terörist’ olarak tanımlanan kesim bugün ilerici ve demokratik öneriler yapıyor" diye konuştu. 
Can't create/write to file 'C:\Windows\TEMP\#sql1280_3d3_390.MYI' (Errcode: 28)